Ali Can
Türkiye’nin farklı kentlerinde açılan kadın kahvehaneleri, kahvehane kültürü ile toplumsal cinsiyet arasındaki ilişkiyi yeniden gündeme taşıyor. Kahvehanelerin kimlere ait bir kamusal alan olarak görüldüğü ve toplumsal cinsiyet rollerinin günümüzde bu aidiyet kültürünü nasıl şekillendirdiğine ilişkin soruları görünüyor kılıyor.
Türkiye’de uzun yıllardır kahvehaneler erkeklerin mekânı olarak özdeşleştirilirken, günümüzde İstanbul, Bursa, Balıkesir gibi Türkiye’nin farklı kentlerinde kadınlar tarafından kadınlara özel kahvehaneler açılmaya başladı. Bu girişimler ise toplumsal cinsiyet eşitliği açısından kahvehane kültürünün dönüştürülebilir olup olmadığı üzerine yeni soruları da beraberinde getiriyor. Bursa’nın Osmangazi ve Balıkesir’in Burhaniye ilçelerinde açılan bazı örnekler günümüzde faaliyetlerini sonlandırırken, Balıkesir Ayvalık’ta açılan kadınlar kahvehanesi yerelden güncel bir örnek olarak öne çıkıyor.

9.Köy’ün sorularını yanıtlayan kadın kahvehanesi işletmecisi Aslı Mursaloğlu, Ayvalık’a taşındığı ilk yıllarda kadınların bir araya gelip kendilerini rahat ve güvende hissedebilecekleri sosyal alanların sınırlı olduğunu fark ettiğini söyledi. Kadınların tek başına dışarı çıkıp yeni insanlarla tanışabileceği bir buluşma noktası eksikliği gördüğünü söyledi. Mursaloğlu, “Tek başına dışarı çıkmak, yeni insanlarla tanışmak isteyen kadınlar için bir buluşma noktası eksikti. Amacımız kadınların kendilerini ait hissedebilecekleri bir alan oluşturmaktı” dedi.
Kahvehanede sadece çay-kahve içilmediğini belirten Mursaloğlu, okey, iskambil ve birçok masa oyunlarının oynandığını, kahvaltıların düzenlendiğini ve kurdukları bir whatsapp grubuyla oyun oynamak isteyen kadınların haberleşip buluşarak oyuna gelmeye başladıklarını ifade etti.
Kadınlardan “iyi ki böyle yerler açılmış’’, ‘’artık kendimizi ait hissettiğimiz bir mekân var’’ gibi yorumlar aldığını dile getiren Mursaloğlu, birçok kadının kahvehanede ilk kez tanıştığını, arkadaş olduğunu ve düzenli olarak bir araya geldiklerini gözlemlediğini belirtti. Erkeklerin ise ilk dönemlerde konsepti merak ettiğini aktaran Mursaloğlu, zamanla mekânın kimseyi ötekileştirme amacı taşımadığını ve kadınların rahatça sosyalleşebileceği alternatif bir alan olarak hayata geçirildiğini anladıklarında olumlu ve destekleyici tepkiler verdiklerini anlattı.
Mursaloğlu, erkeklerin de yanlarında bir kadın olduğu sürece kahvehaneye girebildiğini ve oyun oynayabildiğini belirtti.
Aslı Mursaloğlu, kahvehaneyi bir işletme olarak görmediğini, kadınların birbirini desteklediği, yeni dostluklar kurduğu kendini yalnız hissetmediği bir yaşam alanı olarak tanımladı.

Sosyal politika, toplumsal cinsiyet ve yerel yönetimler alanında çalışan Zelal Yalçın ise kadın kahvehaneleri gibi özel mekânların kadınların sosyalleşme, kent hakkı ve boş zaman hakkına erişimi açısından önemli bir imkân sunduğunu söyledi.
Kadın kahvehaneleri gibi tekil girişimlerin kadınların kamusal alanı daha eşit ve güvenli kullanabilmesi için tek başına yeterli olmadığını belirten Yalçın, bunun için bütünlüklü ve çok boyutlu politikaların uygulanması gerektiğini vurguladı.
Yalçın, kadınların güvenli ve eşit yaşam hakkına ilişkin politikaların geliştirilmesi gerektiğini belirterek, İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe konulması ve buna yönelik uygulamaların geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Kadın kahvehanelerinin toplumsal cinsiyet eşitliğine katkısının ise doğrudan kadınların deneyimleri üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yalçın, kadınların yan yana gelebildikleri alanların birbirlerini güçlendirdiğini ifade etti.
Bu mekânlarda kadınların yalnızca gündelik konular hakkında değil; cinsel sağlık, hukuki haklar, iş imkânları ve tasarruf gibi birçok konuda bilgi paylaşabildiğine dikkat çeken Yalçın, kadınların bir araya gelmesinin dayanışma ağlarının oluşmasına da katkı sunduğunu söyledi.
Yalçın, kadın kahvehaneleri gibi uygulamaların kadınlar için “tek seçenek” olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, “bir seçenek” olarak değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Yalçın, nihai hedefin ise evde, okulda, sokakta ve iş yerinde yaşamın her alanında; her yaştan, bedensel farklılıktan, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinden, etnisiteden herkesin eşit, güvenli ve rahat yaşayabileceği bir hayatın kurulması olduğunu ifade etti.
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
11152 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
9021 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8528 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7020 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6534 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5426 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5194 kez okundu
1
Sendikalaşma öncesi işten çıkarmalar: TOG’da çalışanlar “küçülme” gerekçesini sorguluyor
8379 kez okundu
2
“Dershane öğretmenliği madende çalışmak kadar zor”
4602 kez okundu
3
Bursa Agora Çarşı’da el emeği pazarı
4160 kez okundu
4
Tekstil sektörü bitiyor mu?
3656 kez okundu
5
Ev işçisi zor durumda: Tam günlük emeğe yarım günlük ücret
3137 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.