Elçin Yeni
Bir kıyafetin yırtılan, sökülen ya da zarar gören bölümünü çöpe göndermek yerine yeniden kullanılabilir hale getiren örücüler, bugün giderek azalan geleneksel zanaatlardan birini yaşatmaya çalışıyor. Dikiş makinesinden ziyade iğne, iplik ve el becerisine dayanan bu meslek, kumaşın yapısını ve dokusunu bozmadan onarım yapabilme ustalığı gerektiriyor. Ankara’da bu geleneğin son temsilcilerinden biri olan Arif Güngör Usta’nın yanında çalışan Ali Rıza Dönmez ise mesleği gelecek kuşaklara aktarmanın mücadelesini veriyor.
Ankaralı 37 yaşındaki Dönmez, örücülüğe dedesinin yönlendirmesiyle başladığını söyledi. Ortaokulun ardından eğitimine devam etmeyen Dönmez, dedesinin kendisini amcasının yanına çırak olarak götürmesiyle meslek hayatına adım attı. 2002 yılından bu yana bu işin tatınmışlarından eski zenaatkarlardan Arif Usta ile birlikte çalışan Dönmez, yaklaşık çeyrek asırlık meslek hayatını “İnsanlara hizmet ediyoruz. Yırtılan, sökülen, zarar gören kıyafetleri çöpe atılmaktan kurtarıyoruz” sözleriyle anlatıyor.
Örücülük, dışarıdan bakıldığında basit bir tamir işi gibi görünse de kumaşın dokusuna, rengine ve örgü yapısına uygun müdahale yapılmasını gerektiriyor. Amaç, onarım yapılan bölgenin mümkün olduğunca görünmez hale getirilmesi ve giysinin kullanım ömrünün uzatılması. Bu yönüyle meslek, yalnızca bir kıyafet tamiri değil, aynı zamanda el işçiliği ve kumaş bilgisi gerektiren özel bir zanaat niteliği taşıyor.
Mesleki eğitim dokümanlarında örücülük kapsamında farklı örgü teknikleri, malzeme seçimi, kalıp ve şekillendirme gibi becerilerin yer aldığı görülüyor. Örücülükte kullanılan teknikler yapılan işe ve giysinin türüne göre değişirken, el becerisinin yanı sıra dikkat, yaratıcılık ve malzemeyi doğru kullanma becerisi de önem taşıyor.
Ancak Dönmez’e göre bu zanaatın geleceğini tehdit eden en önemli unsur, mesleği öğrenecek yeni çırakların bulunamaması.

Dönmez, günümüzde gençlerin geleneksel zanaatlara ilgisinin azalmasından yakındı. Mesleğin fiziksel emek ve sabır gerektirdiğini belirten Dönmez, yeni ustalar yetiştirmekte zorlandıklarını söylüyor.
“Yeni ustalar yetiştirebiliyor muyuz?” sorusuna, “Maalesef yetiştiremiyoruz, tek bir kişi yetişmedi.” yanıtını veren Dönmez, gençlerin daha kolay işlere yöneldiğini ifade ediyor. Kendisinin ise bu meslekte yetişen son kişilerden biri olduğunu belirterek, “Maalesef bu işi en son öğrenen, en son yetişen benim. Benden sonra başka bir tek kişi yetişmedi. Usta var ama çırak yetiştiremiyoruz.” dedi.
Dönmez’e göre örücülüğün geçmişte bugünkünden çok daha yoğun olmasının nedenlerinden biri de giyim alışkanlıklarının değişmesi.
Geçmişte kıyafetlerin daha uzun süre kullanıldığını, insanların özellikle takım elbise gibi ürünleri terzilere özel olarak diktirdiğini anlatan Dönmez, hazır giyimin yaygınlaşmasıyla birlikte kıyafetlerin kullanım süresinin de değiştiğini söylüyor.
“Kullan-at” anlayışının yaygınlaşmasının geleneksel onarım mesleklerini etkilediğini belirten Dönmez, buna rağmen kaliteli kıyafetlere yönelik talep devam ettiği sürece örücülüğün de varlığını sürdüreceğine inanıyor.
Dönmez, “Yeter ki kumaşların kalitesi bozulmasın. Kaliteli giyim devam etsin. Bizim mesleğimiz de devam eder” sözleriyle mesleğin geleceğini doğrudan giyim kültürünün geleceğine bağlıyor.
Dönmez’in çalıştığı Arif Usta ise Ankara örücülüğünün önemli isimlerinden biri olarak öne çıkıyor. Dönmez, “Ustam Ankara’daki çok sayıda örücünün yetişmesinde rol oynadı. Biz de onun sayesinde yetiştik.” dedi. Kendilerinin de bu geleneği sürdürmeye çalıştığını belirten Dönmez, “Bayrağı zaten biz teslim aldık” diyor.
Ankara’da örücülük geleneğinin geçmişinin oldukça eski olduğu, kentin uzun yıllardır bu alanda çalışan ustalara ev sahipliği yaptığı biliniyor. Örneğin Arif Güngör’ün 1950’lerden itibaren Ankara’da örücülük yaptığı ve yıllar boyunca çok sayıda çırak yetiştirdiği daha önce basına yansımıştı. Güngör’ün, dikiş makinesi kullanmadan iğneyle kıyafetleri onardığı ve dönemin çok sayıda siyasi liderinin kıyafetlerine de müdahale ettiği aktarılmıştı.
Örücülüğün Ankara’daki geçmişi yalnızca mahalle sakinlerinin kıyafetlerinin onarılmasıyla sınırlı değil. Dönmez, Arif Usta’nın geçmişten bugüne devlet yöneticileri ve siyasetçilerin kıyafetleri üzerinde de çalıştığını belirtiyor.
Arif Usta’nın Celal Bayar döneminden itibaren tüm cumhurbaşkanları ve başbakanların kıyafetlerini yaptığını söyleyen Dönmez, kendisinin de 24 yıldır ustasıyla birlikte çalıştığını son yıllarda da Ankara bürokrasisinden önemli müşterilere hizmet ettiklerini belirtiyor.
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
11255 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
9029 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8534 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7022 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6535 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5427 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5196 kez okundu
1
Sendikalaşma öncesi işten çıkarmalar: TOG’da çalışanlar “küçülme” gerekçesini sorguluyor
8381 kez okundu
2
“Dershane öğretmenliği madende çalışmak kadar zor”
4603 kez okundu
3
Bursa Agora Çarşı’da el emeği pazarı
4161 kez okundu
4
Tekstil sektörü bitiyor mu?
3657 kez okundu
5
Ev işçisi zor durumda: Tam günlük emeğe yarım günlük ücret
3138 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.