Elif Şevval Usta
Türkiye’de ev işçileri, sosyal güvence ve iş güvencesinden büyük ölçüde yoksun şekilde çalışıyor. Belirsiz çalışma saatleri, düzensiz ücretler, iş kazaları, mobbing ve toplumsal değersizleştirme, çoğunluğunu kadınların oluşturduğu ev işçilerinin temel sorunları arasında yer alıyor.
Ev işçiliğinin ortak noktası, yapılan işin zor olmasına rağmen çalışanların işçi olarak görülmemesi. İmece Ev İşleri Sendikası Genel Başkanı Münire İnal, ev işçilerinin karşı karşıya kaldığı güvencesizlik, iş kazaları, mobbing ve toplumsal değersizleştirmeye dikkat çekerek, “Ev işi iş, ev işçisi işçidir. Ama ne emeğimiz görünür ne de biz işçi olarak tanınıyoruz” dedi.
Temizlik, bakım, bahçe işleri, yemek, çamaşır, ütü ve cam silme gibi işleri yapan ev işçileri, İşçi Yasası kapsamındaki genel işçilerin sahip olduğu birçok sosyal haktan yararlanamıyor. İş güvencesi, yıllık izin ve fazla mesai gibi haklardan yoksun kalan çalışanların önemli bir bölümü sigortasız çalışıyor. Çalışma saatleri ise çoğu zaman evdeki işlerin tamamlanmasına göre belirleniyor.
Çoğunluğunu kadınların oluşturduğu ev işçileri, sabah erken saatlerde başladıkları mesailerini işlerin bitmesine kadar sürdürüyor. İnal, bu durumun yalnızca çalışma koşullarıyla değil, kadınların yaptığı ev işinin toplumda “kadının görevi” olarak görülmesiyle de bağlantılı olduğunu belirtti. İnal, ev işçilerinin toplumda belirli bir mesleki statüye sahip olmamasını da eleştirerek, “Kadının ne emeği görünüyor ne de kendisi. Bir statümüz, adımız bile yok” dedi.
Ev işçilerinin karşılaştığı en önemli sorunlardan biri de iş güvenliği. İnal, 2009 yılında cam silerken üçüncü kattan düşerek ağır yaralandığını ve yaklaşık bir buçuk yıl bakıma muhtaç yaşadığını anlattı. Yaşadığı kazanın ardından defalarca ameliyat geçirdiğini belirten İnal, sağlık güvencesinden yoksun çalışmanın ev işçileri açısından oluşturduğu riske dikkat çekti.
İnal’a göre ev işçilerinde bel fıtığı, diz problemleri, sinir sıkışması ve kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları oldukça yaygın. Sürekli cam silmek ve ağır fiziksel işler yapmak çalışanların sağlıklarını olumsuz etkilerken, temizlik sırasında kullanılan kimyasallar da çeşitli hastalıklara neden oluyor.
2015 yılında yapılan torba yasa değişikliğiyle ev işçilerinin sigortalanmasına ilişkin bazı düzenlemeler getirildi. Buna göre ayda 10 günden fazla çalışan ev işçilerinin sigortalanması zorunlu hale gelirken, 10 günden az çalışanlar bu kapsamın dışında bırakıldı.
Ancak 10 günden fazla çalışanlar için yapılan sigortalılık uygulaması da yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı durumlarını kapsıyor. Emeklilik ve sağlık güvencesi açısından sorunların devam ettiğini belirten İnal, ev işçilerinin büyük bölümünün hâlâ sosyal haklardan yoksun olduğunu söyledi.
İnal ayrıca Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından hazırlanan “Ev İşçilerine İnsana Yakışır İş Sözleşmesi” C189’un imzalanması gerektiğini savundu.
Ev işçilerinin günlük çalışma saatlerinin belirli bir standarda bağlı olmadığını söyleyen İnal, çalışanların çoğu zaman yemek ve çay molası dahi veremeden evdeki işlerin tamamlanmasını beklediğini aktardı. Ücretlerin de düzensiz olduğunu belirten İnal, bir sonraki işin ne zaman geleceğinin belli olmamasının çalışanları ekonomik açıdan güvencesiz bıraktığını ifade etti.
Ev işçiliğinin yalnızca ücret karşılığında yapılan işlerle sınırlı olmadığını belirten İnal, kadınların kendi evlerinde yaptıkları ücretsiz bakım ve ev işlerinin de görünmez emeğin bir parçası olduğunu söyledi.
İnal, dışarıda ücretli olarak ev işçiliği yapan kadınların kendi evlerine döndüklerinde de bakım ve ev işlerini sürdürdüğünü belirterek bu durumu “çifte sömürü” olarak tanımladı. Bu nedenle kadınların kendilerine ayırabilecekleri zamanın da oldukça sınırlı kaldığını ifade etti.
Ev işçilerinin çalışma hayatında mobbing, taciz ve hırsızlıkla suçlanma gibi sorunlarla da karşılaştığını söyleyen İnal, çalışanların çoğu zaman “ikinci sınıf insan” muamelesi gördüğünü belirtti.
Ev işçilerinin yalnızca ekonomik ve sosyal haklardan değil, çalışma ortamında insan onuruna uygun muameleden de mahrum bırakılabildiğini ifade eden İnal, mobbing ve tacizin ev işçileri açısından yaygın sorunlar olduğunu vurguladı.
Göçmen ev işçilerinin ise çok daha ağır koşullarda çalıştırıldığını belirten İnal, özellikle yatılı çalışan göçmenlerin ciddi hak ihlalleriyle karşı karşıya kaldığını söyledi.
İnal’ın aktardığına göre bazı göçmen işçiler depo veya kiler gibi alanlarda kalıyor, düşük ücretlerle çalıştırılıyor ve şikâyet etmelerinin önüne geçmek amacıyla pasaportlarına el konulabiliyor. Yatılı çalışanların çalışma saatlerinin de belirli olmadığını belirten İnal, bu kişilerin fiilen günün tamamında çalışmak zorunda bırakılabildiğini ifade etti.
Ev işçilerinin yaşadığı sorunların yalnızca bireysel çalışma koşullarıyla sınırlı olmadığını belirten İnal, yasal düzenlemelerdeki eksikliklerin ve ev işlerinin kadınların doğal sorumluluğu olarak görülmesinin bu emeği görünmez hale getirdiğini vurguladı.
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
11255 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
9029 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8534 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7022 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6535 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5427 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5196 kez okundu
1
Sendikalaşma öncesi işten çıkarmalar: TOG’da çalışanlar “küçülme” gerekçesini sorguluyor
8381 kez okundu
2
“Dershane öğretmenliği madende çalışmak kadar zor”
4603 kez okundu
3
Bursa Agora Çarşı’da el emeği pazarı
4161 kez okundu
4
Tekstil sektörü bitiyor mu?
3657 kez okundu
5
Ev işçisi zor durumda: Tam günlük emeğe yarım günlük ücret
3138 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.