Şeniz Eken
Türkiye’de işçilerin en görünmez sağlık sorunlarından biri meslek hastalıkları. Birçok kentte olduğu gibi resmi kayıtlara bakıldığında Diyarbakır’da da bu hastalıklara dair neredeyse hiçbir veri yok gibi. Ancak bu veri eksikliği gerçekten meslek hastalıklarının olmadığı anlamına mı geliyor? Yoksa sorunların üstü bilinçli olarak kapatılıyor mu?
Konuyla ilgili görüştüğümüz Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Veysi Ülgen, meslek hastalıklarının tanı ve tedavi sürecindeki eksiklikleri, meslek hastalıklarının neden kayıt altına alınamadığını 9. Köy’e anlattı.

Veysi Ülgen
Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Ülgen, meslek hastalıklarını “çalışanın yaptığı işle doğrudan bağlantılı olarak karşılaştığı etkenlerin çalışanın sağlığını bozması sonucu ortaya çıkan, geri dönüşü olmayan ve tamamen işle ilgili bir hastalık” olarak tanımlıyor. Maruz kalınan etkenin niteliği ve maruz kalma süresinin hastalığın seyrini belirlediğini vurgulayan Ülgen, kimyasal maddelerle temas edenlerde hastalığın daha erken ortaya çıktığını, tozlu ortamlarda çalışanlarda ise özellikle akciğer hastalıklarının geliştiğini belirtiyor. Ülgen, psikolojik ya da ergonomik nedenlere bağlı hastalıkların ise daha uzun vadede ortaya çıktığını söylüyor.
Meslek hastalıklarının tanı sürecinde ciddi sorunlar olduğunu belirten Ülgen, meslek hastalıklarının diğer hastalıklardan ayırt edilmesinin de kolay olmadığına değinerek, işyeri koşullarının, maruz kalınan etkenlerin ve etkene maruz kalma sürelerinin kayıt altına alınmadığı durumlarda hastalıkların basit bir soğuk algınlığı gibi (tozlu ortamlardan kaynaklanan ) değerlendirilebildiğini ifade ediyor.
Ülgen, böylesi bir durumda, iş yeri hekimlerinin raporları, çalışanın ortam ölçümlerinin mutlaka kayıt altına alınması gerektiğinin altını çizerek, tanı koyma aşamasında ise Diyarbakır’da meslek hastalıkları hastanesinin olmaması, daha önce kentte yer alan Göğüs Hastanesi’nin kapatılması ve mevcut sağlık kurumlarının yetersizliğini önemli bir eksiklik olarak vurguluyor. Ülgen’e göre bu yüzden birçok vaka normal hastalık olarak kayıtlara geçiyor.
İşverenlerin tutumunu da eleştiren Ülgen, işverenler, tazminat yükümlülüğü ve erken emeklilik hakkı doğuracağı için çalıştırdığı işçiye meslek hastalığı tanısı konulmasını istemediğini söylüyor. Ülgen, işverenin bu tavrı karşısında işçilerin de iş güvencesizliği ve işten çıkarılma korkusuyla şikâyetlerini dile getiremediğini belirterek, özellikle işçiler üzerinde uygulanan mobbing ve baskının yaygınlığına dikkat çekiyor.
Kentte, meslek hastalığı riskinin en yoğun olduğu alanların; galvaniz üretim tesisleri, boya fabrikaları, mobilya ve tekstil atölyeleri olduğunu belirten Ülgen, işçilere meslek hastalıklarına karşı gerekli eğitimlerin verilmemesi, koruyucu ekipman ve güvenlikli iş ortamının yaratılmaması halinde, çalışanların ciddi risklerle karşı karşıya olduğunu, bu sektörlerde çalışanların kurşun, cıva, çinko gibi metallere maruz kaldığını; fiziksel çalışma ortamlarında ise, kas ve iskelet sistemi rahatsızlıklarının sık yaşandığını aktarıyor.
Ülgen, meslek hastalıklarının tanısının doğru konulabilmesi, vakaların kayıt altına alınabilmesi ve tabip odasının vakaların takibini yapabilmesi için, şu görüş ve önerilerde bulunuyor:
“İş yeri hekimlerinin tabip odasına üye olmasının zorunlu hale getirilmesi, eğitimlerin tabip odaları üzerinden verilmesi, sigortasız ve kaçak işçiliğin engellenmesi gerekmektedir. Çünkü, bugün gizli, ilan edilmemiş bir meslek hastalığı salgını yaşanıyor. Çalışanların bilinçlendirilmesi, sendikaların ve tabip odalarının sürece dahil edilmesi şart.”
Peki işçiler ne diyor?
Diyarbakır’da ağır işlerde çalışan işçiler, çoğu zaman farkına geç varsalar da meslek hastalıklarına yakalanıyor. Meslek hastalığı yaşayan işçilerden biri olan 45 yaşındaki H.B de bunlardan biri. Çocukluktan bu yana hep ağır ve kas gücü gerektiren mermer ve inşaat işlerinde çalıştığını belirten H.B yaşadığı hastalıklar ile ilgili şunları aktarıyor:
“Mermer işinde çalışırken bel fıtığı oldum, sürekli bel ağrısıyla yaşıyorum. Ağır yük kaldırmaktan dolayı bileğimde kist oluştu, ameliyatla aldırdım ama tekrar çıktı. Çalışmaya devam ettikçe yenileniyor. Ağrılarla yaşamaya devam etsem de yine de çalışıyorum, hayatta kalabilmek ve ailemin geçimini sağlayabilmek için çalışmaya mecburum.”
İş yerinde işçilerin toz, zehirli madde vb. gibi olumsuz durumlardan korunmasına yönelik verilen koruyucu maske ve eldivenlerin çoğu zaman yetersiz olduğunu söyleyen H.B şunları anlatıyor: “Mermer tozunda maske taksan bile fayda etmiyor, inşaatta da aynı şekilde. O tozu yutuyorsun. Bütün toz akciğerlerine giriyor. Bu yüzden çoğu işçi astım oluyor, nefes darlığı çekiyor. Kalp rahatsızlığı yaşayan birçok işçi tanıdığım var. Kendim de zaman zaman nefes darlığı problemi yaşıyorum.”
H.B işçilerin meslek hastalıkları konusunda bilinçlendirilmediğini, gerekli eğitimlerin verilmediğini, iş güvenliği eğitimlerinin ise kısıtlı verildiğini söylüyor. En büyük ve en önemli sorunlardan birinin ise, sigortasız çalışma olduğunu vurgulayan işçi H.B şöyle konuşuyor: “Kendimi bildim bileli çalışıyorum ama sigortam çoğu zaman yapıldı gibi gösterilip, yapılmadı. İnşaatta toplamda 4 ay sigortalı çalışmışlığım var, o kadar. Çoğu işveren sigorta yapmıyor. Bu yüzden yaşadığımız hastalıklar da kayda geçmiyor. Sigortasız olunca hem meslek hastalığı tanısı konulmuyor hem de tedavi ve haklarımızdan mahrum kalıyoruz.”
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
9949 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8952 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8501 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7004 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6518 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5407 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5171 kez okundu
1
Türkiye antidepresan kullanımında dünya 22’ncisi
6181 kez okundu
2
Önlem alınmazsa lösemi vakaları artacak
4687 kez okundu
3
Gaziantep’te çocuk hematoloğu krizi
4219 kez okundu
4
Diyarbakır’da yoksulluk, çeteleşme ve uyuşturucu çıkmazı
3990 kez okundu
5
Hasta da yakınları da çaresiz: SSPE tedavi araştırması reddedildi
3659 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.