DOLAR 32,8248 0.04%
EURO 35,2439 -0.18%
ALTIN 2.451,13-1,53
Ankara
25°

AÇIK

“Engeline rağmen başardı, aşk engel tanımadı” mı?

“Engeline rağmen başardı, aşk engel tanımadı” mı?

Engelli bireylerin konu olduğu haberleri çoğunlukla bu başlıklarla görüyoruz. Oysa “aşk engel tanımadı” diye sunulan bu ‘hikaye’ aslında haber değeri taşımıyor. “Engeline rağmen başardı” başlığı, engelliyi mağdur olarak gösterirken, bu önyargıyı da topluma benimsetiyor. 

ABONE OL
10 Haziran 2023 21:19
“Engeline rağmen başardı, aşk engel tanımadı” mı?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Haber: Semanur Beşevli – İstanbul / Kapak Fotoğrafı: Depophotos

Medyadaki bu yanlış söylem ve temsilin yanında, geçtiğimiz günlerde engelli öğretmen atama töreninde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir öğretmene, “Ama sen pek engelliye benzemiyorsun, engelli misin?” sorusu özellikle engelliler ve aileleri arasında tepki yarattı. 

Toplumda ve haber dilindeki bu yanlış ve ayrıştırıcı dil üzerinde haberciliği sürdüren  engelli gazetecilerle konuştuk.

27 yaşındaki Serebral Palsi (*) hastası gazeteci Sariye Dönmez, engelli bireyi “muhtaç” olarak göstermemek gerektiğini vurgularken, “Kişinin engeli üzerinden haber yapmak yerine yaşadığı mağduriyetin anlatılması lazım.” Görüşüne yer verdi. Gazeteci Alper Okçuoğlu, “Yapılan haberleri daha çarpıcı, dikkat çekici göstermek yerine, konuya Evrensel İnsan Hakları çerçevesinde yaklaşarak halkı bilgilendirmenin dışında herhangi bir amaca (ötekileştirerek öne çıkarma, duygusal manipülasyon, eğlence gibi) hizmet etmeden haber yapısı kurulmalıdır.” Dedi. 

42 yaşındaki, Serebral Palsi hastası gazeteci, Umut Koşan, engellileri konu alan haberlerde “sosyal adalet kavramı”nı göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı.

İş bulmada ve ücrette eşitsizlik

Alper Okçuoğlu

Engelli bireyler için iş bulmada ve ücretlerde de eşitsizlik söz konusu. Twitch platformu üzerinden yaptığı günlük yayınlarla mesleği sürdüren  yüzde 85 bedensel engelli Alper Okçuoğlu, aynı zamanda bir yerel medya kuruluşunda ücret almadan “gönüllü olarak” köşe yazıyor. Okçuoğlu, iş başvurularında “engelli olduğum için önyargılı davranıp herhangi olumlu veya olumsuz olarak cevap vermiyorlar. Yerel medya kuruluşları da bütçeleri olmadığı gerekçesiyle ücret ödemeden haber yapmamı istiyorlar.” diyor. 

İş hayatına bir şekilde girseler de engelli gazeteciler için sorun bitmiyor. Bu yaklaşımı, şu anda Sivas Devlet Tiyatrosunun basın koordinatörü olarak çalışan ve serbest gazetecilik yapan Umut Koşan şöyle dile getirdi:

“İlk profesyonel olarak başladığım medya kuruluşunda bir ay boyunca bana iş verilmemişti, hatta işten çıkmam için olmadık kişilerden öğüt dinlemiştim.  Bir süre sonra işi bırakmam için polis- adliye bölümünde görevlendirildim. Aslında benim için en güzel zamanlardı. Meslek ve kendi adıma çok şey öğrenip çok tabuları yıktım, ancak 5 yıl sigortasız ve maaşsız çalıştım. Gerçi bunun pek ‘engellilikle’ bağı olduğunu sanmıyorum. Çünkü Türkiye’deki iktidarlaştırılan medya düzeninin gerçek yüzü bu,  -genç meslek adaylarının düşleriyle emeklerini sömürmek.- Bunlarla başa çıkmak bence kişinin içsel ve çevresel motivasyonuna bağlıdır. İkisi asla bir dengede olmaz. Biri yerlerde sürünürken, diğerinin kaldıraç görevini üstlenmesi gerekir.”

Gazetecilik mesleğinde halihazırda var olan düşük ücretler, engelli gazetecileri daha da zorlayıcı oluyor. Bedensel engelli olan bir kişi için son dönemde birçok modern tedavi yöntemi var, at ile terapi, yüzme, suyla tedavi gibi. Ancak alınan ücretlerin bu tedavileri karşılaması imkansız. 

Bu durumu kendi açısından değerlendiren gazeteci Sariye Dönmez “Normal bir çalışana göre benim ekstra harcamam oluyor. O yüzden düşük ücret bizim için biraz daha sıkıntılı bir durum.” Diyor. 

İş yerinde ayrımcılık

Umut Koşan

İş yerindeki görev dağılımı konusunda da ayrımcılık söz konusu. Engelli bireye mesleğini yapabilmesi için uygun şartların sağlanması yerine, ona ikinci üçüncü sıradaki işler verilebiliyor. Ya da hareket etmede yetersizliği olan biri, iş yerinde bilgisayar kullanımında sona bırakılıyor. 

Konuşma zorluğu yaşayan Umut Koşan, “Benim çalıştığım kurumların birinde haber merkezi içinde telefonla konuşmam yasaklanmıştı” dedi.         

İhlas Haber Ajansında çalışan Sariye Dönmez ise çalıştığı kurumda birçok anlamda iyi imkanlar sağlandığını ve bu sayede mesleğini daha rahat gerçekleştirdiğini anlattı:

 “Şirketim düz ayak ve engelliler için rampası ve asansörleri var. Onun dışında diğer çalışanlar da yardımcı oluyorlar. Keşke her engelli çalışan için her kurumda böyle koşullar oluşturulabilse.”

Engelli gazeteciler haber için sahada çalışırken yaşadıkları bazı sorunlardan da bahsediyorlar. Umut Koşan, en önemli nokta insanların “yaptığınız işe değil sizin fiziki durumunuza odaklanmaları. Özellikle bu haber kaynaklarına ulaşmakta ve onları ikna edip asıl konuya varmanızda en önemli zorluklardan biri. Çoğu zaman da can sıkıcı olabiliyor.” diyor. 

Gereksiz yardım ısrarı

Sariye Dönmez

Sariye Dönmez ise engelli bireye yardım etmek konusunda ısrarcı tutumlardan yakındı:

“Ben yardım istemediğim halde iyilikten kaynaklanan ‘kolunuza gireyim mi, yardım edeyim mi?’ gibi sorular oluyor. Ama bunlar tabi kötü şeyler değil. Şunu ben kendi adıma söyleyeyim, bir insan eğer yardım istemiyorsa ona yardım konusunda ısrar etmemek gerekiyor. Çünkü yardıma ihtiyaç duyduğumda bunu isteyebilecek bir bireyim.Engellinin birey olduğunu unutuyoruz biz. Bir birey olarak yardıma ihtiyacım olduğunda yardım isteyebilirim.”

Engelli değil gazeteci

Umut Koşan mesleğe yeni başlayacak olan meslektaşlarına, “Engelli oldukları için değil, gazeteciliğin mesleki niteliklerini taşıdıkları için gazeteci olduklarını unutmasınlar.” Diye seslenirken,

Alper Okçuoğlu, şunları söyledi:

 “Özellikle bu alana alaylı olarak katılan meslektaşlarım, mümkün olduğunca kitap okuyun. Merak edin, araştırın ve öğrenin. Çünkü bence gazeteciliğin temeli merak etmektir. Pes etmemek zaten bir karakteristik özellik haline geliyor. Onun için sesiniz duyulana kadar bağırmaya (haber üretmeye) devam edin.

Sariye Dönmez’in gençlere çağrısı ise şöyle:

  “Bu meslek, gerçekten yapmayı istediğim için başladığım bir meslek ve bu meslekte var olmaktan gurur duyuyorum. Pes etmesinler. Ben de çok eleştiri aldım. -Sen nasıl yapacaksın, haber peşinde nasıl koşacaksın, yapamazsın, daha durağan bir iş mi seçseydin- gibi… Çevreden gelen seslere kulak asmamak gerekiyor. Sizin yeterliliğinize, neyi yapıp neyi yapamayacağınıza sizden başka hiç kimse karar veremez.” 

(*) Serebral Palsi nedir?

Serebral Palsi, gelişimini tamamlamamış beynin; doğum öncesi, doğum sırası veya doğum sonrası dönemde hasar görmesi nedeniyle oluşur. Serebral Palsi ilerleyici değildir. Travmaya uğramış beyne erken müdahale edilmesi ve hayat boyu rehabilitasyon uygulamasıyla önemli gelişmeler sağlanabilmektedir.

Prematüre doğum, düşük kilolu doğum, kanın pıhtılaşma problemleri, anne – bebek arasında kan uyuşmazlığı, gebelikte ya da doğum esnasında bebeğin oksijensiz kalması, beyin kanamaları, hamilelik döneminde annenin, bebeğin sinir sistemini etkileyecek, bakteriyel ya da viral enfeksiyon yaşaması, annenin hamilelik döneminde alkol, sigara, uyuşturucu ve/veya çeşitli ilaçlar kullanması, yaşadığı psikolojik sorunlar ve karın bölgesine gelen darbeler Serebral Palsi’ye neden olabilir.

Serebral Palsi bireyin tüm vücudunu etkileyebilir veya vücudun bir tarafına ya da tek bir uzva odaklanmış etki gösterebilir. Serebral Palsi oluşturan beyin bozukluğu zaman içerisinde değişiklik göstermez. Bu nedenle semptomlar genellikle ilerleyen yaşla birlikte daha ağır bir hal almaz.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.