Rojan Mamo
Türkiye’de 2013-2015 arasındaki çözüm sürecinin ardından güvenlik merkezli politikalara geri dönülse de bugünlerde “Terörsüz Türkiye” söylemi eşliğinde diyalog ve müzakere adımlarının yeniden atıldığı bir dönem yaşanıyor.
Terör örgütü PKK’nın sembolik silah bırakma töreninin ardından yakın zamanda TBMM’de bir komisyon kurulması planlanıyor.
“Çatışmadan Diyaloğa” haber dizisinin ikinci bölümünde çözüm sürecinin ekonomiye yansımaları ve anadilde eğitime dair tartışmaları Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya ve Kürt Dil Platformu Sözcüsü Şerefhan Ciziri ile konuştuk.

Mehmet Kaya
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, çözüm süreci döneminde yaşanan ekonomik gelişmeleri ve sürecin sonlandırılmasının ardından ortaya çıkan tabloyu 9. Köy’e değerlendirdi.
Türkiye’nin 2012-2015 yılları arasında ekonomik anlamda en istikrarlı dönemlerinden birini geçirdiğini belirten Kaya, bu dönemde hem ülke genelinde hem de bölgede dikkat çekici bir büyüme yaşandığını ifade etti. Kaya, çözüm sürecinin sağladığı güven ortamının ekonomik verilere doğrudan yansıdığına dikkat çekerek şunları söyledi:
“Cumhuriyet tarihinde ilk defa 2014 yılında Türkiye’de kişi başına düşen Gayrisafi Millî Hâsıla (GSMH) 12 bin dolar oldu. Bölgesel olarak farklılıklar göstermekle beraber Gayrisafi Millî Hâsıla ise 959 milyar seviyelerine ulaştı. Irak’a ihracatımız ise 2014 yılında 13,7 milyar dolar seviyelerine çıktı.”
Ancak çözüm sürecinin sona ermesiyle birlikte, yeniden başlayan çatışma ortamının ekonomide ciddi bir gerilemeye yol açtığını vurgulayan Kaya, bu durumun özellikle ihracat ve yatırım alanlarında hissedildiğini belirtti. Sürecin yarattığı güvenin kaybedilmesinin ekonomik istikrarsızlığı beraberinde getirdiğini söyleyen Kaya, şöyle konuştu:
“Çözüm sürecinin sonlandırılmasından sonra Irak ile olan ihracatımız 7 milyar dolarlara kadar geriledi ancak 2022 yılında tekrar 14 milyar dolar seviyelerine ulaşabildik. GSMH ise ancak 2022 yılında 907 milyar dolar ve kişi başına düşen gelir 12 bin 400 dolar seviyelerine ulaştı. Çözüm süreci döneminde yabancı yatırımcı oranı yüzde 20’ye çıkmışken hâlâ yüzde 10 civarında seyrediyor. Sadece bu veriler bile incelendiğinde, çözüm sürecinin bitmesiyle ülkenin 10 yıl kaybettiği açıkça görülüyor.”
Kaya, geçmiş deneyimlerin barış ortamının yalnızca sosyal değil, ekonomik kazanımlar da getirdiğini ortaya koyduğunu belirterek, yeni bir çözüm sürecinin ekonomik krizden çıkış için önemli bir fırsat sunduğunu dile getirdi. Bu konuda dikkat çekici veriler olduğunu belirten Kaya, şunları kaydetti:
“Barış Türkiye ekonomisine yarıyor. 2013-2015 verileri bunu net biçimde ortaya koydu. Cumhurbaşkanı, savaşın maliyetinin 700 milyar dolar olduğunu açıkladı. Bu, GSMH’nin yarıdan fazlası demektir ve bu harcanan parayla Türkiye’nin yarısını inşa edebilirsiniz. Çözüm süreci tartışmalarının ekonomik verilerle de anlatılması gerekiyor. Ülkenin batısındaki iş insanı, güvenlik harcamalarının kendi cebine yansımadığını sanmamalı. Türkiye bu parayı savaşa harcamamış olsaydı, bugün çokça şikâyet edilen trafik cezaları, ÖTV, MTV gibi vergiler bu kadar artmayacak; sağlık ve eğitim gibi temel hizmetlerde de vergi alınmayacaktı.”
Bölgede ve Orta Doğu’da değişen dış konjonktürlerin süreci etkileyebileceğini belirten Kaya, güven artırıcı adımların hızla atılması gerektiğini vurguladı. Özellikle küçük ama sembolik adımların sürece olan inancı güçlendireceğini ifade eden Kaya, şu çağrıda bulundu:
“Bir taraftan süreç yürürken kayyumların atanması güven sorunu yaratır. Bazı küçük adımların özellikle hızlandırılması gerekir. Hasta bir tutuklunun tahliyesi kimseyi rahatsız etmez. 30 yıl tutuklu kalan bir mahkûmun disiplin cezası gerekçesiyle tahliyesinin ertelenmesi yanlıştır. Tahliye edilmesi kimseyi rahatsız etmez, aksine bu adımlar sürece güven sağlar. Dış konjonktür bu süreci de elimizden alabilir. Onun için hem örgütün hem de devletin çok hızlı adım atması gerekir.”

Şereffettin Ciziri
Türkiye’de Kürtçe’ye geçmişte uygulanan yasaklar yeniden tartışmaya açılırken, 1991 yılında bu yasağın kaldırılmasına rağmen kamusal alanda sorunların devam ettiği belirtiliyor. Kürt Dil Platformu Sözcüsü Şerefhan Ciziri, bir önceki çözüm süreci sırasında kurulan televizyon kanallarının Kürt diline hizmet etmek yerine bir propaganda aracı haline geldiğini; dilin insanları bir arada tutan en önemli bağ olduğunu söyleyerek, dil sorununun siyasal bir mesele değil, temel bir hak olduğunu kaydetti.
Dil sorununu çözülmeden bir barışın mümkün olmadığını ileri süren Ciziri, 9.Köy’e daha sonra şunları söyledi: “Bugün bir barış süreci oluşturulmak isteniyorsa bu sürecin samimiyet testi anadil hakkıdır. Eğer sizler Kürtlere en temel haklardan biri olan anadil hakkı ve anadilde eğitim hakkı vermezseniz, resmi dil olmasına sağlamaz anayasada güvence altına almazsanız bu sorunu çözemezsiniz.”
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6445 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6407 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6148 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4863 kez okundu
5
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4498 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4492 kez okundu
7
Kadının soyadı düzenlemesi ve online satılan dini nikah cüzdanı
4422 kez okundu
1
Engelli maaşında “hane geliri” engeli
17220 kez okundu
2
Engelli bireyler nasıl oy kullanacak?
12902 kez okundu
3
Kuşadası’nda deprem fay hattı imara açıldı!
8742 kez okundu
4
Dünyanın ışıklandırılan ilk caddesi şimdi kapkaranlık
6706 kez okundu
5
Türkiye antidepresan kullanımında dünya 22’ncisi
6080 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.