Ankara
14°

HAFİF YAĞMUR

İklim değişikliği günlük yaşamın üç alanını vuruyor: Su, tarım, sağlık
  • 9.Köy
  • Çevre
  • İklim değişikliği günlük yaşamın üç alanını vuruyor: Su, tarım, sağlık

İklim değişikliği günlük yaşamın üç alanını vuruyor: Su, tarım, sağlık

Sıcak hava dalgaları, kuraklık, şiddetli yağışlar ve değişen tarımsal üretim Türkiye'de günlük yaşamın farklı alanlarını etkiliyor. Samsun Üniversitesi İklim Bilimi Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hakan Aksu iklim değişikliğinin sağlık, su kaynakları, enerji, tarım ve tüketim alışkanlıkları üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

ABONE OL
28 Eylül 2026 10:15
İklim değişikliği günlük yaşamın üç alanını vuruyor: Su, tarım, sağlık
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Beyza Nur Duvan

İklim değişikliği; artan sıcaklıkların yanı sıra şiddetli yağışlar, kuraklık ve sıcak hava dalgalarıyla Türkiye’de günlük yaşamın farklı alanlarında etkisini gösteriyor. Uzmanlara göre değişen iklim koşulları, özellikle su kaynakları ve tarımsal üretim üzerinde yeni riskler oluştururken, toplumun ekonomik açıdan daha kırılgan kesimleri aşırı hava olaylarından daha fazla etkilenebiliyor.

Samsun Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği ve İklim Bilimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hakan Aksu, iklim değişikliğinin temelinde atmosferdeki sera gazlarının artışının bulunduğunu belirterek, sera etkisinin Dünya’nın yaşam için uygun sıcaklıkta kalmasını sağlayan doğal bir süreç olduğunu söyledi. 9. Köy’ün sorularını yanıtlayan Aksu, Sanayi Devrimi’nden itibaren fosil yakıt kullanımının artmasıyla başta karbondioksit ve metan olmak üzere sera gazlarının atmosferdeki miktarının yükseldiğini bunun da küresel sıcaklıkların artmasına yol açtığını ifade etti. Aksu, süreci “Nasıl ki biz hasta olduğumuzda ateşimiz yükseliyor, dünya da hasta ve ateşi yükseliyor” sözleriyle açıkladı.

Sıcaklık artışı aşırı hava olaylarını etkiliyor

Sıcaklık artışının atmosferin su buharı tutma kapasitesini de artırdığını belirten Aksu, her 1 santigrat derecelik sıcaklık artışında bu kapasitenin yaklaşık yüzde 7 arttığını söyledi. Atmosferdeki nemin artmasının, uygun koşullarda şiddetli yağışların daha yoğun gerçekleşmesine zemin hazırlayabileceğini ifade eden Aksu, “Şiddetli yağışlar daha da şiddetlenebilir” dedi.

Aksu, Samsun Üniversitesi bünyesinde Karadeniz ölçeğinde yürütülen bir TÜBİTAK projesinde ekstrem sıcaklık ve yağış olaylarını incelediklerini belirterek, Türkiye’nin Karadeniz kıyısındaki istasyonlarda hem minimum hem de maksimum sıcaklıklarda artış eğilimi gözlemlediklerini, bazı bölgelerde ise yağış şiddetinin arttığını aktardı.

“Sıcak hava ve taşkınlarda kırılgan gruplar daha fazla risk altında”

Aksu, sıcak hava dalgalarının özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik sağlık sorunları bulunan kişiler için ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Her evde serinleme imkânının bulunmamasının da sıcak hava dalgalarının etkisini artırabildiğini ifade eden Aksu, aşırı sıcakların yalnızca günlük yaşam konforunu değil, insan sağlığını da doğrudan etkilediğini vurguladı. Sıcak hava dalgalarının ölümle sonuçlanabileceğine dikkat çeken Aksu, 2010 yılında Rusya’da yaşanan aşırı sıcakların ciddi can kayıplarına yol açtığını hatırlattı: “2010 Rusya sıcak hava dalgasında yaklaşık 55 bin fazla ölüm kaydedildi.”

Aksu, sıcaklıkların özellikle gece saatlerinde de yüksek seyretmesinin insanların uyku düzenini ve psikolojik durumunu olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Ekonomik açıdan daha kırılgan kesimlerin ise hem aşırı sıcaklarda serinleme olanaklarına erişim hem de taşkın riski bulunan bölgelerde yaşama açısından daha fazla risk taşıyabildiğini söyledi.

“Su, barajlar ve göletlerde depolanmalı”

Aşırı hava olaylarının aynı dönemde bir arada görülebileceğini belirten Aksu, kuraklık ile sıcak hava dalgasının eş zamanlı yaşanmasının etkileri ağırlaştırabileceğini söyledi. 2007 yılında Ankara’da yaşanan kuraklığı örnek gösteren Aksu, kentin ciddi su sıkıntısıyla karşı karşıya kaldığını ve bu dönemde Kızılırmak’tan alınan suyun Kesikköprü Barajı üzerinden pompajla Ankara’ya ulaşıldığına dikkat çekti.

Türkiye’de kullanılan suyun yaklaşık yüzde 76’sının tarımda tüketildiğini belirten Aksu, yağışın yıl içinde de düzensiz dağıldığını ve yaz aylarında sıcaklığın artmasıyla su ihtiyacının yükseldiğini söyledi. Kış aylarında elde edilen suyun baraj ve göletlerde depolanarak yaz döneminde kullanılmasının önemine dikkati çekti.

Yağışın miktarı kadar ne zaman ve hangi şiddette gerçekleştiğinin de önemli olduğunu belirten Aksu, kısa sürede gerçekleşen yoğun yağışların toprağa yeterince sızmadan yüzey akışıyla uzaklaşabileceğini söyledi. Samsun’un Çarşamba ilçesinde bir günde 75 milimetre yağış gerçekleştiğini belirten Aksu, “O 75 milimetre yağış aktı gitti denize. Yani iyi bir yağış olmadı ve toprak kaynaklarını beslemedi” dedi.

“Tarımda ürün deseni değişebilir”

İklim değişikliğinin tarımsal üretimde de değişimlere yol açabileceğini belirten Aksu, artan sıcaklıklar ve değişen iklim koşullarının bazı bölgelerde farklı ürünlerin yetiştirilmesine imkan sağlayabileceğini söyledi.

Karadeniz’de, özellikle Sinop ve Samsun çevresinde zeytin ağaçlarının bulunduğunu ancak ticari ölçekte zeytin üretiminin henüz yaygın olmadığını belirten Aksu, gelecekte değişen sıcaklık koşullarının farklı ürün desenlerinin ortaya çıkmasına neden olabileceğini ifade etti.

Aksu, iklim değişikliğinin bazı bölgelerde yeni tarımsal üretim imkanları da yaratabileceğini belirterek, “İklim değişimi illa olumsuz olarak değil de belki olumlu olarak da yansıyabilir” dedi. Bununla birlikte suya erişimde yaşanabilecek zorlukların tarımsal üretim açısından önemli bir risk oluşturabileceğini vurgulayan Aksu, hangi bölgede hangi ürünlerin yetiştirilebileceğinin değişen iklim koşullarına göre planlanması gerektiğini söyledi.

Günlük hayatta en önemli adım: Daha az tüketmek

İklim değişikliğiyle mücadelede bireylerin de sorumluluk alabileceğini belirten Aksu, günlük hayatta yapılabilecek en temel şeyin gereğinden fazla tüketmemek olduğunu söyledi. Tüketilen her ürünün üretim sürecinde karbon ve su ayak izi oluşturduğunu ifade eden Aksu, “Az tüketmek. Bu zaten en temel kural” dedi.

Su tüketiminin azaltılması için günlük hayatta basit önlemler alınabileceğini belirten Aksu, musluklara takılan su tasarruf aparatlarının kullanılmasını ve evlerdeki su tesisatlarının kontrol edilmesini önerdi. Özellikle damlayan ve kaçak yapan tesisatların onarılmasının su kaybını azaltabileceğini söyledi.

Aksu, iklim değişikliğine ilişkin farkındalığın küçük yaşlardan itibaren artırılması gerektiğini belirterek, çevre ve iklim konularının eğitim müfredatlarında daha fazla yer almasının önemli olduğunu ifade etti.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.