DOLAR 43,6062 0.16%
EURO 51,6027 0.37%
ALTIN 6.942,613,13
Ankara
10°

HAFİF YAĞMUR

Bey Mahallesi’nde restorasyon tartışması bitmiyor
  • 9.Köy
  • Genel
  • Bey Mahallesi’nde restorasyon tartışması bitmiyor

Bey Mahallesi’nde restorasyon tartışması bitmiyor

Gaziantep’te tarihi Bey Mahallesi’nin sokak sağlıklaştırma adı altında yapılan yeni düzenlemesi üzerinde tartışmalar devam ediyor. Tarihçilerin mahallenin dokusuyla uyuşmadığını söylediği demir paslı heykellerden sonra, mahalledeki yapay çiçekler ve tarihi evlerin duvarlarına süslemeler eklendi. Mahallenin sanat sokağı haline gelmesi için çalışmalar yürüten Mimar Erden Güven ise, demir heykellerin bellek çalışması olduğunu söyledi. Gazeteci Cihat Öztürk mahalleyi fotoğrafladı, tartışmanın taraflarıyla konuştu.

ABONE OL
2 Temmuz 2025 15:19
Bey Mahallesi’nde restorasyon tartışması bitmiyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cihat Öztürk

Gaziantep’te bir adını beylerden alan mahalle; tarihi Bey Mahallesi. Son dönemde mahallenin çehresi değişti; demir heykeller, yapay çiçekler, dev kelebeklerin başlattığı tartışma sürüyor. Tarihçi Murad Uçaner, sokakların ve eski yapıların orijinal haliyle kalması gerektiğini savundu ve “sokak sağlıklaştırma” çalışmalarına itiraz etti.

Mahallenin tarihi bir yapıya sahip olduğunu, restorasyon tekniklerinin yok sayıldığını belirten Uçaner, özgün dokuya zarar verecek malzemelerin kullanıldığı belirtti. Mahallenin sanat sokağı haline gelmesi için çalışmalar yürüten Mimar Erden Güven ise, mahalleye yapılan demir heykellerin bellek çalışması olduğunu mahallede kültür turizmini artıracak çalışmalar yaptıklarını anlattı.

“Bölgenin hafızası siliniyor”

Tarihçi Murad Uçaner’e göre 2007 yılında Avrupa Birliği fonlarından yararlanarak Büyükşehir Belediyesi tarafından Bey Mahallesi’nde başlatılan “sokak sağlıklaştırma” projesi başlangıcından itibaren bölgenin tarihi dokusunun yeteri kadar etüt edilmeden yapıldı. Projenin adı her ne kadar “sokak sağlıklaştırma” olsa da ortaya çıkan sonucun sokak sağlıksızlaştırma olduğunu vurgulayan Uçaner, itirazlarını şöyle sıraladı:

Proje kapsamında yapılan uygulamalara üstün körü bakacak olsak bile, ilk dikkatimizi çeken şey, bölgenin hafızasını silmeye yönelik çalışmalar olduğu açıkça görülebiliyor. Bölgenin dokusunu sağlıklaştırmayı amaçlandığı iddia edilen proje kapsamında yapılan çalışmaları üç ana başlık altında toplayabiliriz.

1) Binaların dış cephe duvarlarının restorasyonu,

2) Binaların çatılarının restorasyonu,

3) Sokakların restorasyonu.

Bu çalışmalarda, restorasyon teknikleri göz ardı edilerek özgün dokuya zarar verecek malzemeler kullanılmıştır. Örneğin, binaların dış duvarlarının taşlarının daha beyaz görünmesi için taşların zamanla kazandığı sertleşen, ona mermerimsi özellik kazandıran tabakaları taş taraklarıyla hatta kimi zaman spirallerle kazınarak taşların -eski taş ustalarının deyimiyle- kanser olmasına sebebiyet verilmiştir. Sokak döşeme taşlarının yenileme çalışmaları kapsamında, binalara verebileceği hasarlar dikkate alınmayarak, eski kara taşların sökümü esnasında iş makinaları ve havalı kırıcılar kullanılmıştır. Bu iki basit uygulama bile bize yapılanın sokak sağlıksızlaştırma olduğunu göstermektedir.”

“Mahalle sonradan yapılan eklemelerle düğün salonuna dönüştü”

Bey Mahallesine yapılan demir paslı heykelleri de eleştiren Uçaner, “Sözüm ona geri dönüşümlü metallerle yapıldığı söylenen demir nesneler, yapanların iddiasına göre heykeller bölgenin dokusuna uygun veya değil tartışmasına girmek dahi istemiyorum” dedi.

Uçaner şunları söyledi: “Oyuncak Müzesi’ne koşarak giden bir çocuk şayet tökezleyip onlardan birinin üzerine düşecek olursa başına ne geleceğini düşünmek bile içimi sızlatıyor. O nesnelerin Bey Mahallesi’ne konmasını öneren ve karar verenlerin ne düşündüklerini bilemem. Yapay çiçekler ise zaten dar olan sokaklarda hareket etmeyi kısıtlamanın yanı sıra, mahalleye 3. sınıf düğün salonu görünümü kazandırdı. Ayrıca büyük saksılara dikilen bitkiler sokakları iyice daralttı. Bir de küçük saksılarda binaların duvarlarına asılan bitkileri sulamak amacıyla yapılan sulama sistemi hem sokakların görünümünü bozmakta hem de duvarla zarar vereceği dikkate alınmadan sulama boruları döşenmesi apayrı bir fecaat.

“Anadolu’da açılan ilk prostestan kilisesi bu mahalledeydi, yangında kül oldu”

Bey Mahallesi’nin zengin bir kültürü olduğunu kaydeden Uçaner, “Mahallenin Osmanlı döneminde kentin zenginlerinin yaşadığı bir bölge olduğu birçok kaynakta belirtilmekte. 1. Dünya Savaşı öncesi mahallede 45-50 hane var. Mahallenin o dönemdeki en önemli mekânlarından biri Osmanlı döneminde Anadolu’da açılan ilk protestan kilisesi 1855’den 1915 yılına kadar hizmet veren Kayacık Kilisesi olduğunu söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.

Bu kilise binası, 1920’li yılların başında çıkan bir yangınla yok olmuştur. Ayrıca son günlere kadar Papürüs Kafe olarak kullanılan Nazaretyan Evi’nin, sadece Antep’te bölgede eşi örneği olmayan anıt yapı niteliğini hak eden bir binadır.

Tarihçi Murad Uçaner 40-50 hanelik semtin nasıl değiştiğini şöyle aktardı:

1923 sonrası kent Ermenisizleştirildiğinde, mahalledeki evlere dönemin önde gelen Müslüman-Türk aileler yerleşmiştir. Bu dönemden itibaren mahallede bulunan binalar özgün dokularını kaybetmeye, birçok ev dörde beşe, hatta 8’e, 10’a bölünerek hane sayısı artmaya başlamıştır. Günümüzde mahallede tahminen 450-500 hane bulunmaktadır. 2007’de başlayan çalışmalar sonucunda mahalle adeta kafe ve butik otellerden oluşan bir alan görünümüne dönüştürülmüştür.

“Geri dönüşümlerden ürettik, karbon ayak izini azalttık”

Bey Mahallesine yaptıkları çalışmaları savunan ve bazı konularda itirazlarda bulunan Bey Mahallesi Proje Koordinatörü Mimar Erden Güven ise; Bey Mahallesi’nde bellek çalışması yapmayı amaçladıklarını dile getirdi. “Çocukluğumuzda sokaklarda satıcılar vardı” diyen Mimar Güven, yapılan çalışmaları şu iafadelerle savundu:

Kalaycılar, sütçüler, ayakkabı boyacıları.. 19 tane geçmişin belleğini yansıtan heykeller bulduk. Geçmişi besleyen bir yapıda inşa ettik. Buraya yerleştirilen sentetik ürünler var. Bunların kaldırılması için koruma kuruluna rapor yazdım. Bey Mahallesini yaşatmamızdaki amaç etnografik değerlerin ve çocuk oyunların sokaklarda yaşatılması. Burada yaptığımız sanat ile karbon ayak izini azaltıyoruz. Atık yönetimini kullanarak demir paslı heykelleri geri dönüşümden kazandırdık.”

“Mahallenin tarihinde bu heykeller yok”

Mahallenin dokusunda heykellerin olmadığını kabul eden Güven, o heykellerin varlığını “Biz buraları sanatla besledik. Buradaki heykeller yarın öbür gün kaldırılabilir. Buraya koyduğumuz heykeller mahallenin özüne dokusuna zarar vermiyor. Bu yüzden adını sanat sokağı koyduk. Kültür turizmine yönelik mahalle kalkınsın diye çalışmalar yapıyoruz” sözleriyle açıkladı.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.