Elmas Berna Öztürk
Bu yıl 28’incisi düzenlenen Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali; 44 filmle kadın yönetmenleri, kadın hikayelerini izleyicilerle buluşturdu. Türkiye’nin kadın temalı ilk film festivali olma özelliğini taşıyan etkinlik, bu yıl da kadın yönetmenlerin imzasını taşıyan güçlü filmleri ve ilham verici söyleşileriyle dikkat çekti. Uçan Süpürge 29 farklı ülkeden 44 filmi perdeye yansıttı.

Dünyanın dört bir yanından farklı kadın hikayelerinin sinemayla buluştuğu festival, bu seneki temasını “Benzersiz Kadınlar, Benzersiz Hikayeler” olarak belirledi. Benzersiz Kadınların Benzersiz Hikayeleri seyirciyle buluştu. 27 Mayıs’ta düzenlenen Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivalinin açılış gecesi Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde gerçekleşti. Programın sunuculuğunu Şenay Gürler ve Yetkin Dikinciler üstlendi. Usta oyuncular Hülya Darcan ve Gülşen Bubikoğlu’na Onur Ödülü; alanında başarılı kadınlar Bennu Yıldırımlar, Harika Uygur ve Başak Emre’ye Bilge Olgaç Başarı Ödülü; genç ve yetenekli Mina Demirtaş’a da Genç Cadı Ödülü verildi.

28 Mayıs’ta “Benzersiz Kadınlar Benzersiz Hikayelerini Anlatıyor” başlıklı söyleşi, Etimesgut Belediyesi 100. Yıl Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Oyuncu ve Yönetmen Ece Dizdar’ın “Mükemmel” isimli filminin gösteriminin ardından başlayan söyleşinin moderatörlüğünü Cannes Film Festivali dahil birçok uluslararası festivallerde filmleri ödül alan yapımcı Zeynep Atakan üstlendi. Oyuncular Bennu Yıldırımlar, Burcu Kara, Lale Mansur ve Şenay Gürler; oyuncu-yönetmen Ece Dizdar; yönetmenler Biket İlhan, Eylem Kaftan ve Ümran Safter ile cast direktörü Harika Uygur, benzersiz hikâyelerini izleyicilerle paylaştı.

Kült Kavaklıdere ve Etimesgut Belediyesi 100. Yıl Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde film gösterimleri ve paneller düzenlendi. Her biri farklı seçkileri anlatan festival bölümleri bir hafta boyunca izleyiciyle buluştu. “Her Biri Ayrı Renk”, “Hafızanın Direnişi”, “Oyunbozanlar”, “Pembesiz Mavisiz”, “Yakın Plan”, “Olay Yeri: Aile” ve “Kısa Olmazsa Olmaz” seçkileri, kadınların gündelik hayatta karşılaştıkları eşitsizlikleri, ikili cinsiyet normlarını ve aile içindeki rollerine dair sorgulamalarını beyaz perdeye taşıdı. Kadınların direniş ve mücadele pratiklerine kadar geniş bir yelpazeye uzanan seçkiler, toplumsal normlara meydan okuyan kadın hikayeleriyle izleyiciye ilham verdi.

Bazı filmlerin gösterimi sonrasında film ekibinin katılımıyla söyleşi gerçekleşti. “Hiçbir Şey Normal Değil” ve “On Saniye filmleri” ile dikkat çeken yönetmen Ceylan Özgün Özçelik, gösterimler sonrası seyirciyle buluştu. Filmlerinin yapım süreçlerinden bahseden yönetmen, özellikle “On Saniye” filminde sadece anlatının değil yapım sürecinin de güçlü bir kadın dayanışmasına dayandığını vurguladı:
“Bu filmi sadece 7 günde çektik. Tüm departman başkanlarımız kadın. Zeynep Seçil görüntü yönetmeni, Şöhret Tandoğdu kurgu, Ekin Fil müzik, Sıla sanat yönetimi. Hepsine sonsuz teşekkür ederim.”

Festival boyunca Kült Kavaklıdere’de “Film Eleştirisi ve Toplumsal Cinsiyet” ile “Korkutan Değişim Body Horror Filmleri” panelleri ve “Yeni Bir Kadraj-Temsil, Üretim, Emek ve Dayanışma” ile “Hafızanın Direnişi” söyleşileri gerçekleşti.
“Film Eleştirisi ve Toplumsal Cinsiyet” panelinde katılımcılar Adriana Fernandez, Bettina Hirsch, Esin Küçüktepepınar ve Senem Erdine kadın film eleştirmeni olmanın dünyadaki görünümüne dair bir perspektif sundu.
Festivallerde kadın yönetmenlerin çok geç yer almaya başladığından bahseden Bettina Hirsch, Berlin Film Festivali’nden örnek vererek, “2005 yılında Berlinale’ın yarışma kısmında tek bir kadın yönetmenin yönettiği filmin yer almadığı bir festivaldi. Düşünebiliyor musunuz Almanya’da 2005 yılında yapılan bir film festivalinde tek bir kadın yönetmenin filminin yer almadığı bir film yarışması yapıldı. 2019 yılına gelindiğinde bu durumun büyük ölçüde değiştiğini gördük. 2025 yılına geldiğimizde bu gelişmeler daha sevindirici bir hal aldı. Berlinale’ın direktörü bir kadın oldu. 2025 yılında yarışma kısmında gösterilen filmlerin yüzde 42’si kadın yönetmenlerin yönettiği filmler oldu” dedi.
Cannes Film Festivali’nde ise kadın yönetmen oranının henüz bu seviyelerde olmamasına karşın eskiye nazaran daha iyi durumda olduğunu ifade eden Hirsch, burada gösterilen 22 filmin 5’inin kadın yönetmenlere ait olduğu bilgisini verdi.

Alanında köklü ve önemli bir yere sahip festival, kadınların bakış açısını yine kadınların anlatımıyla sunarak ilham verdi. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin danışmanı Alin Taşçıyan, 9. Köy’e yaptığı açıklamada, “Dünyada bazı festivaller var ama gerçekten Uçan Süpürge en köklülerinden bir tanesi. Zaten ana akım sinema sonuçta biraz gelenekçidir. Hele ticari sinema. İyiden iyiye milliyetçi ve gelenekçidir. Kadınları belirli cinsiyetçi kalıpların içinde sunar. Onlar için sadık eştir, fedakar sevgilidir, kurtarılması gereken zor durumdaki genç kadındır. Bu kalıpların dışında bir kadın bakış açısı o kadar önemli ki” ifadelerini kullandı.
Taşçıyan, kadın yönetmenlerin sesini daha fazla duyurmaya başladığını ancak erkek egemen yapının halen sektörde etkili olduğunu söyledi. Kadın sinemacıların kendi hikâyelerini anlatma cesaretini giderek daha çok gösterdiğini belirterek, sektördeki eşitsizliklerin hâlâ tam anlamıyla aşılmadığını vurguladı. Taşçıyan, kadın yönetmenlerin görünürlük mücadelesinin her geçen gün güçlendiğini belirterek, “Artık kadınlar kendi hikayelerini bizzat kendileri anlatıyor. Bu çok kıymetli. Ancak bu filmler, yeterince dünya gündeminde yer bulamıyor. Neden? Çünkü karşımızda hâlâ bir cam tavan var. Kadınların projelerine destek veren fonların arka planında yıllarca erkek bakış açısı hâkimdi. Bu yapı yavaş yavaş çözülüyor ama tamamen kırıldığını söyleyemeyiz” dedi.
Filmlerin izleyiciye ulaştığı ilk durak olan festivallerde de benzer bir tabloyla karşılaşıldığını dile getiren Taşçıyan, kadınların taleplerini açıkça dile getirmesiyle sistemin zorunlu olarak dönüşmeye başladığını söyledi.
Kadınların ses çıkardıkça ve ısrarla haklarını talep ettikçe sinema dünyasında alan kazandıklarının altını çizen Taşçıyan, “Kadınlar direniyor, vazgeçmiyor. Bu da karşılık buluyor. Daha fazla kadın filmi üretiliyor, daha çok kadın yönetmen sahneye çıkıyor. Ama unutmayalım, bu 5 bin yıllık bir erkek egemenliğine karşı verilen mücadele. Dünya bazen ileriye gidiyor ama biraz mehter takımı gibi… Bir adım ileri, iki adım geri” şeklinde konuştu.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6446 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6408 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6148 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4863 kez okundu
5
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4498 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4492 kez okundu
7
Kadının soyadı düzenlemesi ve online satılan dini nikah cüzdanı
4422 kez okundu
1
Bir sinemadan fazlası ‘yataklı sinema’: Uyuklayanlar, tadını çıkaranlar, filmi bitiremeyenler…
18842 kez okundu
2
Artık kelimelerin de bir müzesi var!
13757 kez okundu
3
“Dünyanın en eski yerleşim yerine” rakip çıktı
11599 kez okundu
4
Kız Kulesi’nin yeni hali eleştiri konusu oldu
11466 kez okundu
5
Geleneksel sanatın incisi Kastamonu’nun takısı “Tosya kıstısı”
6718 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.