Milyonlarca çalışan 2022 yılında geçerli olacak asgari ücreti merak ediyor. Tahminler 2 bin 826 lira olan asgari ücretin 4 bin liraya kadar yükselebileceği yönünde. Prof. Dr. Serdar Sayan’a göre alım gücü için asgari ücret 5 bin 300 lira olmalı ama işverene 7 bin 900 lira kadar maliyet getireceğinden “eğreti istihdamı” yani kayıt dışı, kural dışı çalışmayı arttırabilir. Bu nedenle asgari ücret tespitinde işçinin SGK primine ve vergilere yönelik devlet desteği talepleri öne çıkıyor. 


Ekonomi
Haber: Melis Yıldırım         07/12/2021     365 GÜN ÖNCE

ANKARA- Resmi rakamlara göre 7 milyona yakın asgari ücretli işçinin çalıştığı Türkiye'de 2022 yılı asgari ücret görüşmeleri istihdam piyasasındaki güvencesizliğin gölgesinde başladı. Artan döviz kuru ve yükselen enflasyon karşısında alım gücü azalan milyonlarca çalışan komisyondan çıkacak zammı beklerken uzmanlar güvencesiz, kayıtsız ve kural dışı çalışmayı tanımlayan “eğreti istihdamın” artabileceği uyarısında bulunuyor. 

Asgari ücret 2020’den 2021’e geçerken yaklaşık 500 lira artışla 2 bin 826 lira olarak belirlendi. Türk lirasındaki değer kaybıyla aşınan alım gücü nedeniyle bu yıl ise asgari ücrette bin liranın üzerinde artış yapılmasına kesin gözüyle bakılıyor. Ekonomistlerin tahminlerinde asgari ücret 4 bin 500 liraya kadar çıkıyor. 

Tüm çalışanların yarısı asgari ücret civarında maaş alıyor

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi’nin (DİSK-AR) yayınladığı asgari ücret raporuna göre Türkiye’de asgari ücretten yüzde 20 az ve yüzde 20 fazla gelirle çalışanların sayısı 9,7 milyona ulaştı. Bu tüm ücretli çalışanların yarısı ediyor. Raporda, 3,4 milyon işçinin asgari ücrete bile erişemediği, bin 500 liranın altında ücretle çalışanların sayısının 1,7 milyon olduğu belirtildi. Asgari ücretin “ortalama ücrete” dönüştüğünü vurgulayan raporda “Kayıt dışı çalışanlarda bin 500 TL’nin altında ücret alanların oranı yüzde 47,7’dir. Kayıt dışı çalışan işçilerin yüzde 93’ü asgari ücret civarında bir ücretle çalışıyor. Asgari ücret ve altında bir ücretle çalışan kayıtdışı işçilerin oranı ise yüzde 82’dir” denildi. DİSK Geçinmek İstiyoruz sloganıyla meydanlardaydı, İstanbul 

“Düşük asgari ücret yoksullaşma, yüksek asgari ücret kayıt dışı istihdam getiriyor”

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nde işgücü piyasaları üzerine çalışmalar yürüten Sosyal Politikalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Serdar Sayan, 9. Köy’ün sorularını yanıtladı. Dolar cinsinden ve kabaca alım gücü açısından geçen yılın seviyesine ulaşmak için net asgari ücretin alt sınırının 5 bin 300 lira olması gerektiğini söyleyen Sayan, bu düzeydeki asgari ücretin işverene maliyetinin 7 bin 900 lirayı bulacağını belirtti. Sayan, “Dolayısıyla seçenekler bir kez daha, 5 bin 300 liradan daha düşük bir net asgari ücretin yasalaşması ve bu ücretten çalışanlar açısından artarak devam edecek bir yoksullaşma süreci ile daha yüksek bir asgari ücret ve kayıtdışı istihdam oranı çiftine razı olmak arasında seyrediyor” dedi. 

Türkiye’de eğreti olmayan istihdam yüzde 30’u bile bulmuyor

Sayan, kayıt dışı istihdamın asgari ücretle birlikte artma eğilimine sahip olduğunu belirtti ve eğreti istihdam kavramına vurgu yaptı. Eğreti istihdam kayıt dışı ve kural dışı, güvencesiz çalıştırılma anlamında kullanılıyor. İşgücü piyasaları ve istihdam eğilimleri üzerine yaptıkları çalışmalarda bu göstergeyi kullanan Sayan ve çalışma arkadaşları, pandemi döneminde eğreti olmayan istihdam oranının yüzde 26’nın altında olduğunu belirlemişti. Görece daha güvenceli işlerde çalışan nüfustaki değişiklikleri takip etmekte kullanılan eğreti olmayan istihdam oranı, Eylül ayında ise yüzde 29,5 olarak hesaplandı. Sayan, bu oranın Türkiye’de nispeten güvenceli işlerde ve tam zamanlı çalışanların oranının ne kadar düşük olduğunu gözler önüne serdiğini ifade etti. Önümüzdeki günler için beklentilerini ise “yoksullaşmanın artarak sürmesi ve eğreti olmayan istihdam oranının ve dolayısıyla da nispeten kaliteli işlerin payının daha da düşmesi” olarak açıkladı. 

“Her dört kişiden üçünün işi güvenceli değil”

Çalışma sonuçlarını "Çalışma çağındaki her dört kişiden üçü nispeten nitelikli ve güvenceli bir işte çalışmamış” sözleriyle değerlendiren Prof. Dr. Sayan, Türkiye’de istihdamın yapısal olarak birçok açıdan kalitesiz olduğunu bununla birlikte koronavirüs salgınının durumu daha da kötüleştirdiğini belirtti. Sayan, pandemi sürecinde işten çıkarmaların yasaklanmasıyla beraber TÜİK’in resmi istihdam açıklamasının da sorunlu hale geldiğini örneğin ücretsiz izne ayrılmış olanların istihdamdalarmış gibi göründüğünü belirtti. Prof. Dr. Sayan, “Toplam istihdamın hem büyüklüğünü hem de kalitesini daha yakından izleyebilmek amacıyla, başında olduğum Sosyal Politikalar Araştırma Merkezi’nin aylık işgücü piyasalarını izleme bültenlerine ‘Eğreti Olmayan İstihdam Oranı’nı hesaplarımızı da eklemeye başladık.”

“Yaşam kalitesinin yerlerde süründüğü bir ekonomik yapı” 

Yeditepe Üniversitesi Ticari Bilimler Fakültesi’nde akademisyen olan ve Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) yöneticilerinden Prof. Dr. Veysel Ulusoy, güvencesizliğin ve belirsizliğin hâkim olduğu istihdam koşulları için, "Tam değil, yarım istihdam bile yok ortada" ifadelerini kullandı. Ulusoy Türkiye'de fakirleştiren büyümenin hâkim olduğunu vurguladı. Son 5 yıldır ekonominin istihdam yaratmadığını, kalite temelli işsizlik sorununun körüklendiğini ifade eden Ulusoy, "Ayarlama maliyetinin arttığı, reel ücretlerin düştüğü ve yaşam kalitesinin yerlerde süründüğü bir ekonomik yapı ile karşı karşıyayız" dedi. Tespit komisyonundaki tarafların tutumları için “akıldışı” nitelemesinde bulunan Ulusoy, "Ortalama ücretin asgariye yakınsaması ve çalışan nüfusun yarısının bu ücret seviyesine tabi olması bu karar sürecini önemli kılıyor" ifadelerini kullandı. Ulusoy, yapılacak zammın yüzde hesabıyla değil rakamlarla konuşulması gerektiğini belirtti. 

“Asgari ücret ortalama ücret oldu, SGK ve vergi desteği verilmeli”

Ulusoy’un ifade ettiği durum işçi sendikaları talepleri arasında da yer aldı. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) “Asgari ücret ülkemizde en düşük ücret değil, hızla ortalama ücret haline dönüşmektedir. Asgari ücret, milyonların meselesidir. Asgari ücret tespitinde bu gerçek dikkate alınmalıdır” talebini dile getirdi. DİSK Araştırma Merkezi’nin hazırladığı asgari ücret raporunda yer alan talepler arasında vergi muafiyeti şöyle ifade edildi: “Salgının yarattığı ek yükler de dikkate alınarak asgari ücrete hemen vergi muafiyeti getirilmelidir. Asgari ücretliye en az gelir vergisi karşılığı kadar bütçeden destek sağlanmalı ve böylece asgari ücret tümüyle vergi dışı bırakılmalıdır. Çağdışı damga vergisi uygulamasına da son verilmelidir.” 

DİSK’in SGK primlerine ilişkin talepleri ise şöyle: “Salgın döneminde asgari ücretli işçinin SGK prim payı (%14) bütçeden karşılanmalıdır. Hükümet 13 yıldır işverenlere 5 puan SGK prim desteği sağlıyor. Pandemi döneminde de işçinin SGK prim payı bütçeden ödenmelidir. Pandemi sonrası dönemde ise işverenlere sağlanan desteğin benzeri işçilere de verilmeli ve işçilerin sosyal güvenlik haklarında bir kayıp yaratmayacak şekilde işçi SGK payının 5 puanı bütçeden karşılanmalıdır.” DİSK, asgari ücret tümüyle vergiden muaf tutulursa yaklaşık 214 lira, asgari ücretliye SGK ve işsizlik sigortası prim desteği sağlanırsa da yaklaşık 537 lira ile toplam  752 lira artış sağlanabileceğini belirtiyor. 

Vergi ve prim desteği ile yüksek asgari ücrette bile istihdamın ve güvenceli çalışmanın sürmesinin sağlanabileceği belirtiliyor. Vergi ve prim desteği konusunda DİSK,  “Bu yolla asgari ücretin toplam maliyeti daha az artmış olur. Asgari ücretin bütçeden desteklenmesi ve işverenlere sağlanan desteğin işçilere de sağlanması sosyal devletin ve eşitlik ilkesinin gereğidir” ifadelerini kullandı. 

“Gerçek enflasyon oranında bir artış bekliyoruz”

Ankara'nın Etimesgut semtinde bir döner usta olan Celil T., asgari ücretin 5 bin TL’nin altında olmaması gerektiğini söyledi. Aynı zamanda emeklilikte yaşa takılanlardan olduğunu söyleyen Celil T., “Emeklilik için hâlâ bekliyorum. Buradan işten çıksam ne yapacağım ben de bilmiyorum. Çalışmak zorundayım çünkü başka alternatifim yok" dedi. 

Bir çocuk giyim mağazasında ismini vermek istemeyen çalışan, yapılacak asgari ücrete ilişkin beklentilerini "açıklanan enflasyon oranında değil de gerçek enflasyon oranında bir artış bekliyoruz" sözleriyle dile getirdi. Aktarda çalışan Nurhan K., yapılacak zammın tüm ücretlileri etkileyeceğini düşünüyor. Nurhan K., yapılacak zam için "standart yaşam koşullarına uygun olmalı" dedi.