DOLAR 47,6995 0.15%
EURO 55,2040 0.33%
ALTIN
Ankara
30°

AÇIK

64 sanatçıdan ortak vicdan hareketi: “Bağışla Beni N’olur”

64 sanatçıdan ortak vicdan hareketi: “Bağışla Beni N’olur”

Haliç Tersanesi’nin tarihi dokusunda kapılarını açan “Bağışla Beni N’olur” sergisi, Türkiye’nin önde gelen 64 sanatçısını organ bağışı farkındalığı için bir araya getirdi. 23 Haziran’da kapılarını açan sergi, salt bir sanat etkinliği olmanın ötesinde toplumsal bir yaşam çağrısına dönüşüyor. Açılışta konuşan Dr. Mahir Polat, "Sanat çok değerli ama sanat aslında yaşama bir ayna taşıdığı için değerli ve ne olursa olsun insandan, yaşamdan ve insanın tanıklık ettiği şeylerden kopmuyor" diyerek sergiye dikkat çekti.

ABONE OL
7 Ağustos 2026 11:59
64 sanatçıdan ortak vicdan hareketi: “Bağışla Beni N’olur”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Berfin Şengil

İstanbul’un en köklü endüstriyel miras alanlarından biri olan Haliç Tersanesi, çok anlamlı ve sarsıcı bir toplumsal dayanışmaya ev sahipliği yaptı. İstanbul Sanat Müzesi’nde kapılarını açan “Bağışla Beni N’olur” sergisi, organ bağışı konusundaki önyargıları kırmak ve hayati bir farkındalık yaratmak adına sanatın evrensel dilini sahneye koydu. Küratörlüğünü Ali Gün Yıldırım’ın üstlendiği sergi, 64 sanatçının ortak vicdanından süzülen güncel eserleri bir araya getiriyor.

Türkiye’de 33 bin kişi organ bağışı bekliyor

Toplumsal yaralara sanat yoluyla dikkat çekmeyi hedefleyen sergi, Türkiye’deki organ bağışı yetersizliğini gözler önüne serdi. Etkinlikte paylaşılan verilere göre; tek bir bağışçı 8 kişinin hayatını kurtarıp 50 kişinin yaşam kalitesini artırabiliyor. Türkiye’de yaklaşık 33 bin hastanın organ nakli beklediği vurgulanırken, son bir yılda beyin ölümü gerçekleşen 2 bin 351 kişiden yalnızca yüzde 20,4’ünün ailesinin bağışa onay verdiği, bu nedenle 1871 potansiyel donörün hayat kurtarma fırsatıyla birlikte toprağa karıştığı ifade edildi.

İşlevini günümüzde de sürdüren asırlık tersane duvarlarının arasında sergilenen eserler, ziyaretçileri ilk andan itibaren derin bir muhasebeye davet ediyor. Mekânın endüstriyel ve hafıza yüklü dokusu, serginin odağındaki “yaşam, ölüm ve fedakarlık” temalarıyla çarpıcı bir tezat ve aynı zamanda güçlü bir uyum yakalıyor. Resimden heykele, enstalasyondan dijital sanata kadar çok geniş bir çeşitlilik sunan sergide, sanatın dönüştürücü gücüyle organ bağışının önemini görünür kılmak ve sessiz bekleyişleri duyulur hale getirmek amaçlanıyor. Sergi alanındaki genel atmosfer, sanatın sadece estetik bir arayış değil, bir hak savunuculuğu aracı olduğunu da bir kez daha kanıtlar nitelikte.

Ali Gün Yıldırım

Bu sergi bir estetik değil, yaşam çağrısı

Serginin çıkış noktasını değerlendiren sanatçı ve proje sorumlusu Ali Gün Yıldırım, projenin kolektif bir bilincin ürünü olduğunu vurguladı. Yıldırım, bu çalışmalarının bir sergileme pratiğinden ziyade binlerce insan için bir yaşam çağrısı olduğunun altını çizdi. Kendisinin de çift akciğer nakli geçirdiğini söylerken, “Akciğer nakil koordinasyon odasında nakil adayları sıklıkla bulunur, ben de bulundum. Eğer oranın bütün odalarını gözünüzle görmek, silikonla kapatmak şansınız olsaydı, orası gözyaşı havuzu olurdu. Ben o odadan mucizeyi yaşayarak çıktım” dedi.

Yıldırım, “Sergi başlığı organ bağışına bir çağrı olsa da tematik değil, gönülmatik bir sergidir” vurgusu yaptı. 15 sanatçıyla çıktıkları yolda 64 sanatçıya ulaştıklarını belirtirken, “Bu çığlığın görsel dili olabilmekten hepimiz adına onur duyduğumu belirtmeliyim. Ayrıca ciğerini bağrımda taşıdığım donörüme minnetim ben nefes aldıkça hiç bitmeyecek” sözleriyle yaşadığı nakil deneyiminin, küçük kızıyla geçireceği yıllar anlamına geldiğini aktardı.

Mahir Polat

“Yaşama çapa atma umudu, bir başka insanda saklı”

İBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Mahir Polat, “İnsanlık, nöbetleşe acıları yaşama durağı gibi devam ediyor. Bu bazen hastalıkla oluyor, bazen haksızlıkla, adaletsizlikle oluyor” derken, bu yaşananları anlatmak için de sanatın gücünden yararlanıldığını dile getirdi.

Sanatın, çok fazla kimsenin umurunda olmadığı günlerden geçerken sanatta ısrar edenlerin aslında insanlıkta ısrar ettiğinin altını çizmeli” diye ekledi. Ayrıca, “Sanat çok değerli ama sanat aslında yaşama bir ayna taşıdığı için değerli ve ne olursa olsun insandan, yaşamdan ve insanın tanıklık ettiği şeylerden kopmuyor. Onu konuşmak, paylaşmak için var ve bu çok anlamlı” ifadelerini kullandı.

Dr. Polat, Fransız filozof Merleau-Ponty’nin “Beden, bizim dünyaya atılmış çapa’mızdır” sözüne atıfta bulunarak, insanın varoluş ve yok oluş arasındaki köprüsünü sanat üzerinden aktardı. Bedenin yok olacağı bilgisiyle yaşayan insanın, geride iz bırakmak için sanat eserlerine tutunduğunu belirten Polat, serginin bizi bir yüzleşmeyle de baş başa bıraktığını söyledi:

​”Bir sanatçı, uçurumun kıyısından döndüğü o noktada yaşam sevincini taşırken, diğer yanda bugün biz burada konuşurken bir yerlerde organ bekleyen çocukların ve insanların tutunma umudunu hatırlatıyor. Yaşama çapa atma umudu, bir başka insanda saklı.”

​Konuşmasında Kübalı sanatçı Felix Gonzalez’in 1991 yılındaki ikonik yerleştirmesine de değinen Polat, organ bağışının hayati önemini şu örnekle özetledi:

​”Gonzalez, galeri köşesine kendi ağırlığı olan 79 kilo bonbon şekeri yığmıştı. Gelen her ziyaretçi bir şeker aldığında, onun bedeninden bir parça eksiliyor ve bu eksilme ölümü simgeliyordu. Ancak sanatçının bir vasiyeti vardı; galeriden o şekerlerin her günün sonunda yeniden 79 kiloya tamamlanmasını istemişti. İşte organ bağışı da tam olarak budur; eksilen bir bedenin, bir başka insanla yeniden tamamlanması, yaşama çapa atmasıdır.

Vicdani sorumluluğu hatırlatıyor

Sergiyi gezen sanatseverler ise, “Her bir eserin karşısında insan ister istemez kendi ölümlülüğünün ve geride bırakabileceği en büyük mirasın muhasebesini yapıyor. Toprağa karışıp gidecek bir bedenin, başka bir insana can olması düşüncesi sanatla birleşince insanı bencilce yargılarından sıyırıyor. İster istemez derin bir vicdan sorumluluğuyla karşı karşıya kalıyorsunuz” diyerek projeye dair gözlemlerini paylaştı.

Açılışa katılan davetlilerin yoğun ilgisi, organ bağışı gibi hassas bir konunun toplumun ortak vicdanında nasıl karşılık bulduğunu gözler önüne serdi. Disiplinlerarası diliyle önyargıları kırmayı amaçlayan, İBB Miras ve İBB Kültür tarafından düzenlenen “Bağışla Beni N’olur” sergisi, 23 Ağustos’a kadar İstanbul Sanat Müzesi’nde ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.