Süreyya Sude Erdoğan
Millî Eğitim Bakanlığı verilerine göre toplumun yaklaşık yüzde ikisi üstün zekâ potansiyelli bireylerden oluşuyor. Erken yaşta fark edilemeyen, doğru eğitimi alamayan çocuklar yaşamları boyunca birçok zorlukla mücadele ediyor. Üstün zekâ potansiyelli bireyler okullarda “tembel, ilgisiz” olarak görülebiliyor. Öyle ki bu durum yaşamları boyunca aldıkları eğitimi de etkiliyor.
Uzmanlara göre üstün zekâ potansiyelli çocuklar; yaşıtlarına kıyasla daha hızlı öğrenebiliyor, güçlü hafıza ve yüksek merak düzeyi gösterebiliyor. Erken konuşma ve okuma, sürekli soru sorma, gelişmiş problem çözme becerileri ve belirli alanlarda akranlarının önünde performans sergileme de sık görülen belirtiler arasında yer alıyor. Uzmanlar, bu özelliklerin tek başına tanı anlamına gelmediğini, kesin değerlendirmenin uzmanlar tarafından yapılması gerektiğini vurguluyor.

Abdullah Çiftçi
Özel Eğitim Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Abdullah Çiftçi, hareketli olmanın tek başına üstün yetenek göstergesi olmadığını belirterek, üstün yetenek ile dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun bazı çocuklarda birlikte görülebileceğini söyledi.
Çiftçi’ye göre üstün yetenekli çocuklar yalnızca akademik alanda değil; sanat, spor, müzik, liderlik ve problem çözme gibi farklı alanlarda da akranlarından ileri performans gösterebiliyor.
Çiftçi, üstün yetenekli çocuk kavramının yalnızca yüksek IQ ile açıklanamayacağını belirtti. Yüksek zihinsel kapasite konusunda üstün yetenekli bireyi sayısal ve sözel zekanın dışında farklı zekâ alanlarıyla da tanımlamanın mümkün olabileceğini belirten Çiftçi, ayrımı şöyle anlattı:
“Yaratıcı ve hedef odaklı çalışan yüksek performans gösteren bireylere, üstün yetenekli tanısı konulabilmektedir. Böyle bireyler sayısal, sözel, müzikal, görsel sanatlar, spor, liderlik ve benzeri alanlarda akranlarından daha ileride bir performans sergilerler bu kişilerin sayısal ve sözel zekanın dışında yeni bir bakış açısı getirmesi beklenir.“
Uzmanlara göre üstün yetenek yalnızca sayısal başarıyla sınırlı değil. Bunun örneklerinden biri de Nilüfer Ömürlü. Küçük yaşta annesi tarafından fark edilerek üstün zekâ testinden geçen Ömürlü, mühendislik okumasının ardından çocukluk hayali olan sahne sanatları ve profesyonel dansçılığa yönelerek kariyerini baştan yazdı.
Yirmi yıldır sahne sanatları alanında ilerleyen Ömürlü, “Bana göre zekâ ve başarı, kişinin mutlu huzurlu ve sağlıklı olabildiği şekilde yaşamasıdır. Hayattaki başarılarım iyi okul notlarım, mühendislik derecem değil, bana göre başarım şu anda sevdiğim ve mutlu olduğum işi yaparak sağlıklı olabilmemdir.” diyerek üstün zekâ potansiyelli bireylerin yalnızca sayısal alanlarda performans göstermesini bekleyen sisteme karşı çıktı.

Esat Samet Altun
Türkiye Üstün Zekalılar ve Dahi Çocuklar Eğitim Vakfı (TÜZDEV) Genel Müdür Yardımcısı ve üstün zekâ öğretmenliği mezunu Esat Samet Altun, üstün zekalı çocuklarda en sık karşılaşılan tablonun beklenenden düşük başarı olduğunu belirtti. Altun’a göre bunun temel nedeni, standart müfredatın bu öğrencilerin bilişsel ihtiyaçlarını karşılayamaması. Ayrıca, üstün zekâlı çocuklarda zihinsel ve duygusal yaşın, yaşıtlarından ileri olabileceği için akran uyumsuzluğu, sosyal izolasyon ve düşük benlik algısının gelişebileceğini vurguladı.
Üstün kapasiteli çocuklarda mükemmeliyetçilik, varoluşsal sorgulama eğilimi ve depresyon riskinin istatistiksel olarak daha yüksek olduğunu vurgulayan Altun, “Bazı çocukların yeteneklerini bilinçli olarak gizleme davranışı geliştirdiği sahada özellikle kız çocuklarında gözlemlediğimiz bir durum” dedi.
Altun, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesindeki BİLSEM’lerin önemli bir destek sunduğunu ancak mevcut yapının üstün yetenekli öğrencilerin tüm ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini belirtti.
Öğretim Görevlisi Doktor Abdullah Çiftçi ise üstün zekâ potansiyelli bireyleri; proje destekli, problem çözme becerilerini destekleyen, araştırma-inceleme imkânı veren önceki bilgileri harekete geçiren öğretim yöntemi ve teknikleri ile öğrenci merkezli yöntemlerle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Uzmanlar, üstün zekâlı çocukların yalnızca ders başarılarına göre değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Yoğun merak duygusu, sorgulama eğilimi, gelişmiş mizah anlayışı, kalıcı ilgi alanları ve güçlü adalet duygusunun da dikkate alınması gerektiğini belirten uzmanlar, tanılama sürecinde aile gözlemleri, öğretmen değerlendirmeleri ve bilimsel zekâ testlerinin birlikte ele alınmasını öneriyor.
Altun, “Sınıfınızdaki sıkılan, sorgulayan ya da akranlarıyla uyum sağlamakta zorlanan çocuk, doğru sorularla keşfedilmeyi bekleyen üstün potansiyelli bir birey olabilir” değerlendirmesinde bulundu.
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8887 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8479 kez okundu
3
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
8245 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6981 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6510 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5383 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5153 kez okundu
1
Türkiye antidepresan kullanımında dünya 22’ncisi
6166 kez okundu
2
Önlem alınmazsa lösemi vakaları artacak
4680 kez okundu
3
Gaziantep’te çocuk hematoloğu krizi
4211 kez okundu
4
Diyarbakır’da yoksulluk, çeteleşme ve uyuşturucu çıkmazı
3978 kez okundu
5
Hasta da yakınları da çaresiz: SSPE tedavi araştırması reddedildi
3651 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.