Şevval Koç
Her gün binlerce işçi; maskelerin, baretlerin, emniyet kemerlerinin ve mevzuatların gölgesinde göre göre gelen risklere maruz kalma tehdidiyle çalışıyor.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13. maddesi çalışanlara açıkça bir haktan bahsediyor: Çalışmaktan Kaçınma Hakkı. Yasaya göre, “ciddi ve yakın bir tehlike” riskiyle karşı karşıya kalan her işçi, gerekli önlemler sağlanana kadar çalışmayı reddedebiliyor.
Fakat kâğıt üzerinde hayat kurtaran bu hayati sistem sahada neden neredeyse hiç uygulanmıyor? İşçiler neden hayati bir riskle karşılaştıklarında bile çalışmaya devam etmeyi seçiyor? Bu soruların cevabı sadece teknik yetersizliklerle değil; derin bir geçinme kaygısı ve iş güvensizliğinin getirdiği psikolojik etkilerde saklı.
İnşaat ve tekstil gibi riskli alanlarda çalışanların ortak söylemi, yasal hakların ekonomik gerçeklerle karşı karşıya geldiği an boşa çıktığını gösteriyor. Yıllardır inşaat işlerinde demir ustası olarak çalışan 38 yaşındaki M. N. U. (Erkek), yaşadıkları çıkmazı şu sözlerle dile getiriyor:
“Hem ekonomik hem fiziksel güvenlik bir insanın en temel ihtiyaçlarından biri. Bu yüzden bize ‘ya canın ya da işin’ denildiğinde çaresiz bir ikilemin içinde hissediyoruz. İşimizi kaybetme korkusu bizde sürekli bir stres yaratıyor. Bu durumda işimizi kaybetmemeyi hayati risklere karşı tercih ediyoruz. Çünkü işsizlik bu ekonomik krizde bir felaket ama kazalar için ‘Belki bana denk gelmez’ diyerek devam ediyoruz.”
Saha gözlemleri, işçilerin tehlikeyi bilmedikleri için değil, tehlikeye karşı ses çıkardıklarında korumasız kalacaklarını bildikleri için sustuklarını kanıtlıyor. “Öğrenilmiş çaresizlik” ve “tehlikeyi kanıksama”, şantiyelerin ve fabrikaların yapısal birer parçası hâline geliyor.
İş sağlığı ve güvenliğinin psikososyal boyutunu ve çalışanlar üzerindeki zihinsel baskıyı değerlendiren Psikolog Elif Rezan Dağlar, konunun insani ve ruhsal boyutuna dikkat çekiyor. Dağlar, güvencesizliğin işçi psikolojisini nasıl felç ettiğini şu sözlerle aktarıyor:
“Bir insanın en temel ihtiyaçlarından biri güvenliktir. Hem fiziksel güvenlik hem de ekonomik güvenlik. İşçinin önüne ‘ya canın ya işin’ ikilemi konulduğunda, sistemik bir psikolojik şiddet ve çaresizlik mekanizması devreye girer. İşini kaybetme korkusu, bireyde kronik bir anksiyete ve alarm durumu yaratır. Zihin, sürekliliği olan ekonomik tehdidi (işsiz kalma, açlık, toplumsal statü kaybı), o anki anlık fiziksel tehlikeye (kazaya) tercih edecek şekilde manipüle olur. Çünkü işsizlik mutlak bir felaket gibi görünürken, kaza ‘belki bana denk gelmez’ denilen bir ihtimale dönüşür.”
Dağlar, çalışmaktan kaçınma hakkının neden kullanılmadığını zarar verici kurumsal kültürlere bağlıyor: “Toksik iş yerlerinde hak arayan kişiler ‘sorun çıkarıcı’ ve ‘uyumsuz’ olarak damgalanmakta ve bu nedenle çalışanların çoğu riskleri gizleme eğilimi gösteriyorlar. Bu baskı altında çalışan işçiler özgür iradelerini kullanamıyorlar çünkü tehdit altındaki zihin hayatta kalmaktan çok düzeni sürdürmeye odaklanır.”
Hukukçular ve iş güvenliği uzmanları da mevzuatın işçileri korumakta yetersiz olmadığını fakat uygulamaya geçmediği için işlevsel olmadığını belirtiyor.
Taşeron sistemi, sendikasızlaşma ve OSGB’lerin işverene ekonomik olarak bağımlı olması işçileri yalnızlaştırıyor. Bir işçinin çalışmaktan kaçınma hakkını kullanabilmesi için bu kararı verdikten sonra işten çıkarılmayacağından ya da bu kararı verdiği için iş yerinde herhangi bir baskıya maruz kalmayacağından emin olması gerekiyor.
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8882 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8471 kez okundu
3
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
7654 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6976 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6505 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5375 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5145 kez okundu
1
Sendikalaşma öncesi işten çıkarmalar: TOG’da çalışanlar “küçülme” gerekçesini sorguluyor
8354 kez okundu
2
“Dershane öğretmenliği madende çalışmak kadar zor”
4579 kez okundu
3
Bursa Agora Çarşı’da el emeği pazarı
4139 kez okundu
4
Tekstil sektörü bitiyor mu?
3633 kez okundu
5
Ev işçisi zor durumda: Tam günlük emeğe yarım günlük ücret
3114 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.