DOLAR 46,4999 0.04%
EURO 52,8711 -0.13%
ALTIN
Ankara
27°

AÇIK

Taksici memurdan sonra garson öğretmen

Taksici memurdan sonra garson öğretmen

Öğretmenliğin artık sadece adı kutsal, mesleğin kendisi itibar savaşı veriyor. Ekonomik kriz, atama sorunu ve eğitim sistemi toplumun en saygın mesleklerinden biri olarak kabul edilen öğretmenliği "hayatta kalma mücadelesine" dönüştürdü. Kamuda kadrolu, özel okulda sözleşmeli, dershanede saat ücretiyle çalışan öğretmenler, mesleğin cazibesini yitirdiği görüşünde. 9. Köy Muhabiri Mehmet Duran Boztepe, eğitimcilerle konuştu.

ABONE OL
24 Haziran 2026 15:14
Taksici memurdan sonra garson öğretmen
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mehmet Duran Boztepe

Türkiye’de eğitim sistemi, öğretmenleri statü ve güvence fark etmeksizin ortak bir “geleceksizlik” noktasında buluşturdu. Mesleğin “orta sınıf” olma vasfını yitirdiğini belirten öğretmenler, “Ya zenginsin ya yoksul, biz yoksuluz” diyerek tabloyu özetliyor. Bası eğitimciler; kamuda “CİMER korkusu” ve otosansürle, özel sektörde “pazarlamacı” gibi çalıştırılmakla mücadele ediyor. Pazarlamacı gibi velileri aramak zorunda kalan öğretmenler olabiliyor.

9.Köy, eğitim sektörünün dört farklı alanında çalışan öğretmenlerle konuştu. Ortaya çıkan tablo; mobbing, kayıt dışı ödemeler, yazın işsiz kalma korkusu ve öğretmenler odasındaki kast sistemini gözler önüne serdi. Eskiden  memurların geceleri ya da hafta sonları taksicilik yapması haber olurdu, şimdi genç öğretmenlerin yarı zamanlı işinin garsonluk olduğu anlaşıldı.

“Tarih ve güncel konulara girerken 10 kere düşünüyorum”

Mesleğe yıllarını vermiş kadrolu bir edebiyat öğretmeni olan Hakkı Burak Baysal, öğretmenliğin artık bir “orta sınıf” mesleği olmadığını vurguluyor. Geçmişe kıyasla alım gücünün eridiğini belirten Baysal, “Maalesef Türkiye’de orta sınıfın üstüne toprak attılar. Orta sınıf diye bir şey kalmadı. Ya zenginsin ya da yoksul. Özetle yoksuluz ne yazık ki” ifadelerini kullandı.

Baysal, ekonomik kaybın yanı sıra mesleki özerkliğin de veli baskısı ve CİMER şikayetleri altında ezildiğine dikkat çekerek “Eski hallerimi, ders anlatışlarımı düşününce kendimi frenlemek zorunda kalıyorum” dedi. Hakkı Burak Baysal, tarih ve güncel konulara girerken on kere düşünmek zorunda kaldığını belirtti. Baysal, sınıfta tavsiye ettiği bir romanla ilgili olarak yaşadığı bir örneği şöyle anlattı: “Bir velimden mesaj aldım. Çocuktan önce okumuş romanı ve hiç beğenmemiş. Ahlak dışı bulduğunu söylüyor ki romanda en ufak böyle bir şey söz konusu değil

“Öğretmenler odasında bize ‘asalak’ gözüyle bakılıyor”

Eğitim sisteminin en güvencesiz halkası olan “ücretli öğretmenler” ise hem ekonomik hem de psikolojik şiddetle karşı karşıya. İsminin açıklanmasını istemeyen ücretli öğretmen Z.E., aldığı ücretin kirayı ve faturaları bile ucu ucuna karşıladığını, ek iş yapmadan geçinmenin imkânsız olduğunu belirtti.

Z.E., okullardaki öğretmenler odasında ciddi bir ayrımcılık ve kast sistemi olduğunu şu çarpıcı sözlerle ifade etti: “Öğretmenler odasındaki birçok meslektaşınız zaten sizi bir öğretmen değil bir asalak olarak görüyor ve insan yerine dahi koymuyorlar. Hatta o odada kimi zaman oturabilecek bir yer dahi bulamıyorsunuz.

Kadrolu bir öğretmen atandığında anında işsiz kaldığını “kelle koltukta çalışıyoruz”  diye ifade eden Z.E., otoritesini kaybetmemek için öğrencilerden “geçici” olduğu gerçeğini saklamak zorunda kaldığını söyledi.

“Yarı zamanlı öğretmen, yarı zamanlı kafe çalışanıyım”

Özel sektörde, bir kursta haftada 30 saat derse giren Aylin Çapik ise maaşının asgari ücretin altında kaldığını ve yaz aylarında maaş alamadığını dile getirdi. Çapik, “Kışın çalışıp yaz aylarının kirası için para biriktiriyorum. Yazın çok sıkışırsam mecburen hizmet sektöründe çalışıyorum” dedi.

Sigortasız ve güvencesiz çalıştırıldığını belirten Çapik, “Günün sonunda sigortasız ve yarı zamanlı çalışan bir öğretmenim. Hatta yarı zamanlı öğretmen, yarı zamanlı kafe çalışanıyım diyebilirim” diyerek emeğinin karşılığını alamadığını vurguladı. Öğrencilerin bir kısmının kendisini “hizmetli” gibi gördüğünü belirten Çapik, “Üniversiteden mezun olur olmaz kurumlar peşimde koşacak diye bekledim ama şimdi  ben iş bulmak için yalvarıyorum” dedi.

“Pazarlamacı gibi veli aratıyorlar, maaşı elden veriyorlar”

Hem özel okul hem de dershane tecrübesi olan Duygu Ak, özel sektördeki “7/24 mesai” kavramına ve kayıt dışı uygulamalara dikkat çekti. Kurumların sigortayı asgari ücretten yatırıp kalan maaşı elden verdiğini belirten Ak, “Dershanede bunu yaşıyoruz hepimiz. Yüzde 95 gibi bir oranla söyleyebilirim ki genel olarak bu şekilde yapıyorlar” dedi.

Öğretmenlere eğitim dışı görevler yüklendiğini de ileri süren Ak, erken kayıt dönemlerinde velileri arayıp satış yapmaya zorlandıklarını anlattı: “Geçen sene bize yaptırdılar erken kayıt döneminde; aratıp velilere ‘Erken kayıt avantajlarımızdan yararlanın, kaydınızı şimdi yaptırın’ gibi söylemlerde bulunmamızı istediler. Bir öğretmen pazarlamacı gibi ürün satar gibi ilişki kurduğunda  bence mesleğin saygınlığı ayaklar altına alınmış oluyor.”

Ak ayrıca, kurumların yazın maaş ödememek için 10 aylık sözleşme yaptıklarını veya 12 aylık sözleşme yapıp yazın istifa istediklerini belirtti.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP