Süreyya Sude Erdoğan
Türk Psikologlar Derneği’nin araştırmaları, erkeklerin psikolojik destek alma konusunda kadınlara kıyasla daha çekimser davrandığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre bunun temel nedenlerinden biri, erkeklere çocukluktan itibaren yüklenen “güçlü olma” rolü. “Yardım alırsam zayıf görünürüm” düşüncesi ise terapiye başvurmanın önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor. Uzmanlara göre psikolojik destek, şiddete karşı farkındalık oluşturuyor.

Bahri Can Kundak
Uzman klinik Psikolog Bahri Can Kundak, erkeklerin psikolojik destek almakta zorlanmasının en önemli nedenlerinden birinin; duygusal zorlanmayı ifade etmenin hâlâ birçok toplumda “zayıflık” ya da “kadınsı” bir durum olarak kodlanması olduğunu belirtiyor.
Erkeklerden hep, “güçlü, dayanıklı, kendine yeten” bireyler olmalarının beklendiğine dikkat çeken Kundak, “Bu beklenti erkeklerin üzüntü, korku, çaresizlik, kırılganlık gibi duygularını bastırmasına neden olabiliyor. Dolayısıyla kişi, yardıma ihtiyacı olduğunu fark etse bile bunu dile getirmekte zorlanabiliyor” dedi.
Psikolojik destek almanın; kişinin ailesi, partner ilişkisi, ebeveynliği ve toplumsal yaşamı açısından da dönüştürücü olabileceğini belirten Kundak, yardım arama davranışının normalleştirilmesiyle duygusal yükün yalnızca öfke, kontrol ya da içe kapanma üzerinden dışa vurulmasının önüne geçilebileceğini vurguladı.
Aile Danışmanı Şükran Koçaş; erkeklerin yargılanmaktan kaçınmaları, daha güçlü görünmeye çalışmaları, duygularını ifade etmekte zorlanmaları gibi nedenlerle aile danışmanına gitmekten çekindiğine dikkat çekti. Koçaş, “Fiziksel bir rahatsızlığımız olduğunda nasıl ki bir doktora gidip çözüm arıyorsak, psikolojik destek almak da tıpkı bunun gibi bir ihtiyaçtır” görüşünü dile getirdi.

Toplum tarafından oluşturulan ve sürdürülen bu tabuların yıkılması konusunda uzmanların görüşleri kesişiyor. Uzmanlara göre erkek çocuklarına küçük yaştan itibaren yalnızca güçlü olmayı değil; duygularını ifade etmeyi, korkabilmeyi, kırılabilmeyi, üzülebilmeyi ve yardım isteyebilmeyi de mümkün kılan alanlar açmak önemli bir rol oynuyor. Bakış açılarının toplum olarak değiştirilmesi; kişilerin yadırganmadığını farketmesi, psikolojik destekten yararlanma oranlarını arttırmada fayda sağlıyor. Türk Psikologlar Derneği’nin araştırmaları “terapiye olumlu bakış”ın önemli bir etken olduğunu elde ettiği verilerle destekliyor ve bunun destek alma oranını olumlu etkilediğini vurguluyor.
TÜİK verilerine göre toplumda şiddet faillerinin büyük çoğunluğunu erkekler oluşturuyor. Peki psikolojik destek almama ile şiddet eğilimi arasında bir bağlantı var mı?
Uzmanlara göre doğrudan bir bağ kurmak mümkün değil. Ancak, psikolojik destek almanın farkındalık yaratabileceği ve cinsiyet temelli şiddeti önlemene önemli rol oynayabileceğini söyledi. Şiddet konusuna bütüncül bakılması gerektiğini savunan Kundak, şiddeti yalnızca bireysel psikolojiyle değil; toplumsal cinsiyet eşitsizliği, cezasızlık, ataerkil normlar ve güç ilişkileriyle birlikte ele almanın daha sağlıklı bir yöntem olacağını belirtti.
Kadın Dayanışma Vakfı’nda sosyal çalışmacı olarak çalışan İrem Tunca, bazen de erkeklerin “şiddeti tercih ettiğini” söyledi.
Tunca, şu görüşleri dile getirdi: “Bu kişiler yalnızca psikolojik hastalık ya da psikiyatrik bir tanıları olduğu için değil, şiddeti tercih ettiği için uyguluyorlar. Tabii ki psikolojik tanısı olan erkekler şiddet uygulayabiliyor ama bu durum daha çok şiddetin dozunu arttırabiliyor. Madde bağımlılığı, alkol, sigara, kumar bağımlılığı ya da psikolojik zorluklar şiddetin tek sebebi değildir burayı çizmek gerekir ancak bu bağımlılıklar ve kullanımlar şiddetin dozunu ve süresini arttıran, uzatan şeylerdir“
Türkiye’de şiddet önleme ve izleme merkezlerinin bulunduğunu vurgulayan Tunca, bireylerin şiddet nedeniyle Şiddet Önleme İzleme Merkezleri’ne (ŞÖNİM) başvurabileceğini söyledi. ŞÖNİM’in; şiddet uygulama potansiyelli olan veya geçmişi bulunan kişiler için de öfke kontrol biriminde psikolojik destek almasına, bağımlılıklarıyla mücadele etmesine olanak sağladığını belirten Tunca, şiddete başvuran erkeklerin, rehabilitasyon süreçlerine gönüllü katılımına dair toplumdaki önyargıların kırılması gerektiğini söyledi.
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8631 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8367 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6928 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6472 kez okundu
5
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5206 kez okundu
6
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
5187 kez okundu
7
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5066 kez okundu
1
Türkiye antidepresan kullanımında dünya 22’ncisi
6140 kez okundu
2
Önlem alınmazsa lösemi vakaları artacak
4659 kez okundu
3
Gaziantep’te çocuk hematoloğu krizi
4185 kez okundu
4
Diyarbakır’da yoksulluk, çeteleşme ve uyuşturucu çıkmazı
3923 kez okundu
5
Hasta da yakınları da çaresiz: SSPE tedavi araştırması reddedildi
3622 kez okundu