Elifnaz Yücel
Theo James ve Aaron Taylor-Johnson’ın başrolünde yer aldığı Fuze filminin İstanbul sahnelerinde kullanılan yoğun sarı tonlama, sosyal medyada ve sinema çevrelerinde tartışma yarattı.
Londra merkezli bir soygun hikâyesini anlatan film, final sahneleri için İstanbul’u seçti. Ancak fragmanla birlikte ortaya çıkan görüntülerde Eminönü, Sirkeci, Yeni Cami ve Mısır Çarşısı çevresinin modern bir metropol yerine adeta çöl kentini andıran sıcak ve puslu tonlarla yansıtılması dikkat çekti.
Bu tercih başta Hollywood olmak üzere uluslararası aksiyon sinemasında uzun yıllardır kullanılan “sarı filtre” tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
2012 yapımı “Skyfall” filminin açılış sekansı, Fuze filmine benzer şekilde Eminönü ve Mısır Çarşısı’nda çekildi. James Bond’un motosikletle Kapalıçarşı çatılarında ilerlediği sahnelerde, kentin binlerce yıllık dokusu üzerinde baskın bir sepya (kızıl-kahve) ve sıcak tonlama hakimdi. Elimizdeki set ve sahne fotoğrafları incelendiğinde; kentin parlak gün ışığı yerine, dar sokakların tozunu ve karmaşasını vurgulayan bir “eskilik” hissinin ön plana çıkarıldığı görüldü.

Doç. Dr. Ümit Sarı
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümünden Doç. Dr. Ümit Sarı, sinematografide renk kullanımının masum bir estetik tercih olmadığını, aksine derin bir ideolojik arka plana sahip olduğunu savunuyor. Sarı’ya göre, kameralardaki “beyaz ayarı” (whitebalance) özelliği renkleri insan gözünün gördüğü en doğal haliyle kaydetmek için tasarlanmışken, Hollywood bu teknik imkanı tersine çevirerek bilinçli bir “görsel kodlama” yoluna gidiyor.
Sarı, Lumiere kardeşlerden bu yana sinemanın en etkili propaganda araçlarından biri olduğunu, Batılı olmayan coğrafyaların (Orta Doğu, Asya, Afrika) “kaotik” ve “istikrarsız” gösterilmek istendiğinde sarı filtreye başvurulduğunu ifade etti. Sarı, bu yöntemin Hollywood’un sarsılmaz bir görsel koduna dönüştüğün vurguluyor ve ekliyor:
“Eğer gösterdiğin yer Londra, Berlin veya Paris değilse; orayı ‘öteki’ olarak betimlemek istiyorsan yapıştır sarı filtreyi. İzleyici zaten zihinsel olarak alıştırıldığı için bu filtreyi gördüğü an ‘Burası Batı değil’ yargısına varıyor.“
Doç. Dr. Ümit Sarı, Hollywood’un bu görsel hegemonyasına karşı Türk dizi sektörünün büyük bir potansiyel taşıdığını ifade etti. 140’tan fazla ülkeye ihraç edilen Türk dizilerinin, Türkiye’nin gerçek yüzünü göstermek için en etkili araç olduğuna dikkat çeken Sarı, Güney Kore’nin dünya çapında başarıya ulaşan “K-Drama” modelini örnek gösterdi. Sarı, Türk yapımlarının “yalı-entrika” hikayeleri ile sınlı kalmaması gerektiğini; spordan hukuka, tıptan mühendisliğe kadar modern Türkiye’yi ve çağdaş yaşam biçimini anlatan hikâyelerin küresel ölçekte daha fazla görünür olması gerektiğini savunuyor.
(Meraklısı için de şöyle bir not düşelim: Skyfall filminin ünlü Kapalıçarşı çatısını görmek isterseniz, ücret ödemeniz gerekiyor.)
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8346 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8246 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6875 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6437 kez okundu
5
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5085 kez okundu
6
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5044 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
4865 kez okundu
1
Bir sinemadan fazlası ‘yataklı sinema’: Uyuklayanlar, tadını çıkaranlar, filmi bitiremeyenler…
19184 kez okundu
2
Artık kelimelerin de bir müzesi var!
13876 kez okundu
3
“Dünyanın en eski yerleşim yerine” rakip çıktı
11734 kez okundu
4
Kız Kulesi’nin yeni hali eleştiri konusu oldu
11518 kez okundu
5
Şırnak’ta “Kiras u Fistan” ve “Şal u Şepik” geleneği devam ediyor
7154 kez okundu