Abdulrezzak Kılıç
Türkiye genelinde son 10 yılda milyonlarca dekar tarım alanının imara açılması, sürecin boyutunu gözler önüne sererken; Antalya’da 1970’lerde yüzde 30 seviyesinde olan tarım alanlarının 2026 itibariyle yüzde 16’ya gerilemesi, kentteki dönüşümün çarpıcı göstergelerinden biri olarak öne çıktı.
Konut ihtiyacını karşılamak amacıyla hız kazanan toplu konut projeleri, özellikle verimli tarım arazileri ve su haznelerinin bulunduğu bölgelerde yoğunlaşarak, yıllar içinde hem üretim kapasitesini hem de doğal kaynakları tehdit etmeye devam ediyor. Artan nüfus ve yapılaşma yalnızca toprak kaybına yol açmadı, aynı zamanda su tüketimini artırarak, tarımsal sulama kaynaklarını da baskı altına aldı.

Abdurrahman Özcan
Konuya ilişkin açıklamada bulunan Türkiye Ziraatçılar Derneği Antalya Şube Başkanı Abdurrahman Özcan, günümüzde kırsaldan kentlere göçü durdurmak neredeyse imkânsız olduğunu ifade ederek, kentlerde görülen nüfus artışı, yeni konut alanlarına ihtiyaç duyulmasına neden olduğunu aktardı. Bu artış, tarımda kullanılan kıymetli topraklar ve su kaynaklarının bulunduğu araziler yerine, verimsiz ve kıraç alanlarda karşılanması gerektiğini söyleyen Özcan, “Gelecek kuşaklara, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli varlık su ve topraktır. Fakat bugün kentlerde, özellikle kentleri yönetenler, verimli tarım topraklarını rant uğruna kurban edildi” dedi.
Yalnızca kentsel alanlardan bahsedilemeyeceğini dile belirten Harita Mühendisleri Antalya Şubesi eski Başkanı Okan Hançer, Antalya’nın tarım potansiyeli oldukça yüksek ve bu nedenle tarımsal dönüşüme daha çok ihtiyaç olduğunu vurguladı. Hançer şunları söyledi:
“Kentsel alanlarda imar planı eksikliklerini gidermeye çalışıyoruz ama tarımsal taraf tamamen Allah’a emanet durumda. Nerede ekim yapılacak, nerede dikim yapılacak, nerede üretim olacak, nerede yaşam alanı kurulacak. Kentsel dönüşüm uygulamalarını ada, parsel ve bölge bazında hayata geçirdiğimizde şehirde doğal olarak büyük bir inşaat ihtiyacı doğacak. İnşaat ihtiyacı olunca müteahhitlerin tarım alanlarına yönelik klasik yapılaşma baskısı da ortadan kalkacak. Böylece şehirde inşaat yapılması gereken birçok alan ortaya çıkacak ve tarım alanlarımız kendiliğinden korunmuş olacak.”

Akdeniz Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Yasemin Leventli ise “Tarım alanları ekmek teknemizdir. Buradaki yapılaşma üretimi olumsuz etkiliyor. Bir de deprem gerçeğimiz var ve depremden kaçınmanın ilk ve en önemli çözümü tarım alanlarından, ovalardan uzak durmaktır” dedi.
İnsanın doğa ile uyumlu hareket etme zorunluluğuna dikkat çeken Leventli, şöyle konuştu: “Kayada sıvılaşma olmaz; bu basit gerçekle hareket ederek kentleri kayalara taşımamız gerekiyor Su kaynaklarını ise hem nitel hem nicel olarak korumak zorundayız. Yani hem bilimsel kriterlerden bağımsız açılan kaçak sondajların önüne geçmek hem de kirletici unsurları uzak tutmak zorundayız. Nüfusun artması yapılaşma sürecini hızlandırmakta ve ne yazık ki yer seçiminde bilimin ve hukukun göz ardı edildiğine tanık oluyoruz. Doğa ile uyumlu hareket etmemiz ve bilimi referans almamız dışında başka bir çözüm olmadığı unutulmamalıdır.“
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7806 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
7089 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6741 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6357 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4995 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4891 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
4716 kez okundu
1
Karaman’ın altın değerindeki hazinesi: Domalan mantarı
13637 kez okundu
2
Kuşadası’nda deprem fay hattı imara açıldı!
8862 kez okundu
3
Defalarca Yıkılan Hatay’da Binalar Alarm Veriyor
8309 kez okundu
4
Balık ağları müsilaj çekiyor: Marmara’nın balıkçıları zorda
6175 kez okundu
5
Uludağ milli park olmaktan çıktı Çevreciler ayakta!
4557 kez okundu