Azra Acar
Türkiye’de tarım topraklarının Antalya’nın yüzölçümü kadar büyüklükteki kısmı alarm verici bir hızla eriyip yok oldu. Çarpıcı tabloyu Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri ortaya çıkardı. Verilere göre son 20 yılda ülke genelinde tarım alanlarının neredeyse yüzde 10’u erirken Antalya’da ise tarım arazilerinin yüzde 16,7’si yok oldu. Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Ebru Kaçın ve Doç. Dr. Sevda Altunbaş Beritanlı, 9. Köy Haber Sitesi’ne özel yaptığı açıklamalarda aşırı kentleşme ve suyun yanlış kullanımının kayıplarda başrol oynadığını belirtti.
Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ebru Kaçın, tarım alanlarının önemine değinerek toprağın oluşmasının binlerce yıl sürdüğünü söyledi. Başkan Ebru Kaçın, “Bir karış toprağımız bile çok kıymetli. Bunun erozyona uğramasını önlemek için, yüzey akışını yani suyun akışını kontrol etmemiz gerekiyor. Plansız şehirleşmeyle beraber altyapımızda yeterli değil. Ciddi saha baskınları yaşıyoruz. Normalde bir ayda düşmesi gereken yağış miktarı, Antalya’ya bir saatte düşebiliyor. Bu da bizi oldukça zorlayan bir durum” ifadelerine yer verdi.
Başkan Ebru Kaçın, imara açılan alanların tarım arazileri olduğunu ve o alanları kaybedildiğini belirterek, “Bir yere ulaşmak için bu tarımsal alanlardan yol geçirmek zorunda kalınabiliyor. Böyle durumlarda sadece geçecek yol miktarı kadar kamulaştırma yapılarak yol verilmesi gerekir. Eğer belediyenin bütçesi yeterli olmadığı için ‘Ben burayı imara açayım, yolu öyle geçireyim’ denirse o tarım alanlarını kaybediyoruz. Bu sefer çiftçilerde de ‘Burası imara açılıyor’ algısı oluşuyor ve tarım alanları hızla yok oluyor” dedi.
Tarım alanlarındaki tehlikeyi engelleyebilmek adına yapılması gerekenleri Başkan Kaçın, şöyle sıraladı:
“Şehrimizi planlamak zorundayız. Oturma alanlarımızı ve tarım alanlarımızı planlamalı, altyapıları da buna göre oluşturmalıyız. Tarımsal üretimde planlama yaparken de bölgemize uygun çeşitler yetiştirmeliyiz. Örneğin bizim subtropik meyve yetiştirmemiz, suyumuzu fazlasıyla kullanmamız anlamına geliyor. Tarım alanları yok olunca biz neyle besleneceğiz? Bakın, bugün bir savaş çıksa hepimiz kendi bölgesel üretimimize dönmek zorunda kalırız. Tarımsal üretim bir milli güvenlik meselesidir. Ne yiyorsak oyuz.”
2026 yılının Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı ilan edildiğini dile getiren Ebru Kaçın, kadınların üretimindeki konumunda dikkat çekerek, “Tarımsal alanlarımızın korunması, yerel üreticinin ve çiftçilerin korunması çok önemli. Özellikle kadınlar için tarımsal üretimde fırsat eşitliği sağlanmalı ve üretim yapabilmeleri için uygun krediye erişim imkanları oluşturulmalıdır. Ayrıca ülkemizdeki tarımsal üretimin yaklaşık yüzde sekseninin kadınlar tarafından gerçekleştirildiğini de unutmamak gerekiyor” diye konuştu.
Doç. Dr. Sevda Altunbaş Beritanlı ise Türkiye’de tarım arazilerinin giderek azaldığını ve bunun en önemli nedeninin toprakların verimsizleşmesi değil, amaç dışı kullanılması olduğunu ifade etti. Tarım arazilerinin imara açılması, yerleşim alanına dönüştürülmesi ya da turizm tesisleri için kullanılması nedeniyle önemli ölçüde kayıp yaşandığını belirten Doç. Dr. Beritanlı, “Türkiye arazilerinin yaklaşık yüzde 78’i eğimli. Bu eğimli alanlardan da büyük hızla erozyon yoluyla toprak kaybediliyor. Erozyonun gerçekleşmesi için yağmur yağması bile gerekmiyor; hava kuruduğunda da toprak kaybı yaşanabiliyor” dedi.
Antalya’nın Korkuteli ilçesinin geçmişte meyveciliğiyle ünlü ve oldukça verimli bir tarım bölgesi olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Beritanlı, zamanla ilçenin büyümesiyle birlikte meyve bahçelerinin yerini konutların, binaların ve beton yapıların aldığını söyledi. Özellikle yayla amaçlı kullanılan konutların artmasıyla birlikte tarım alanlarının giderek azaldığını belirten Beritanlı, bu durumun bölgedeki tarımsal üretimi olumsuz etkilediğini ifade etti.
Antalya’da özellikle kıyı bölgelerinde turizmin tarım arazileri üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu dile getiren Beritanlı, “Aksu, Serik ve Manavgat gibi bölgelerde birinci sınıf tarım arazileri turizm yatırımları nedeniyle kaybediliyor. Aslında tarım arazilerinin sınırları büyük ölçüde belli. Özellikle Antalya gibi tarımın lokomotif olduğu şehirlerde bu sınırlar daha net. Sadece tarım arazisini korumak da yetmez. O arazilerde tarım yapılmasını sağlamak gerekir” diyerek sözlerini noktaladı.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7709 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6726 kez okundu
3
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
6634 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6339 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4981 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4840 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4703 kez okundu
1
Karaman’ın altın değerindeki hazinesi: Domalan mantarı
13637 kez okundu
2
Kuşadası’nda deprem fay hattı imara açıldı!
8862 kez okundu
3
Defalarca Yıkılan Hatay’da Binalar Alarm Veriyor
8308 kez okundu
4
Balık ağları müsilaj çekiyor: Marmara’nın balıkçıları zorda
6169 kez okundu
5
Yeraltından gelen kükürt kokusu tehlike saçıyor
4546 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.