Semire Yılmaz
Hatay’da garson olarak başladığı kebapçıda mesleği öğrenen 18 yaşındaki Zeynep Aslı Konu, depremden sonra annesiyle birlikte açtığı küçük dükkânda her gece ızgaranın başına geçerek hayata tutunuyor.
Depremden sonra aylarca çadırda kalan aile, daha sonra konteyner kente yerleşti. Hayatlarını sürdürebilmek için ise kendi işlerini kurmaya karar verdiler. Küçük bir kebapçı işleten anne ve kız, akşam 17.00’den sabah 05.00’e kadar süren uzun mesailerle geçimlerini sağlamaya çalıştı.
Zeynep Aslı Konu’nun kebapçılıkla tanışması henüz 13 yaşındayken oldu. İlk olarak bir kebapçıda garson olarak çalışmaya başladı. Zamanla mutfağa merak salan Zeynep, kendi yemeklerini yaparak işi öğrenmeye başladı. O günlerde yalnızca karnını doyurmak için yaptığı yemekler zamanla mesleğe dönüştü. Bugün 18 yaşına gelen genç kadın, artık kendi iş yerinde “ocakbaşı”nda ustalık yapıyor.
Genç kadın, annesiyle birlikte çalışmanın kendisine güç verdiğini şu sözlerle anlattı: “Annemle birlikte çalışmak bana daha güven verdi. Ben ocakbaşında yemekleri hazırladım, annem ise müşterilerle ilgilendi. Bizi anne-kız olarak görenler de bu durumu çok sevdi.”

Depremin ardından açılan bu küçük dükkân, anne Emine Erdenk için yalnızca bir iş yeri değil; aynı zamanda kimseye muhtaç olmadan ayakta kalmanın da bir yolu oldu. Erdenk, depremden sonra üç ay boyunca çadırda yaşadıklarını, daha sonra ise Güldüren Mahallesi’ndeki konteyner kente yerleşerek yeni bir hayat kurmaya çalıştıklarını anlattı.
Yaşadıkları süreci aktaran Erdenk, depremden sonra kimseye muhtaç olmamak için bu işe başladıklarını söyledi. Kızının kebap ustalığını öğrendiğini, kendisinin de onun yanında çırak olarak işe koyulduğunu belirten Erdenk sözlerini şöyle sürdürdü: “Depremden sonra kimseye muhtaç olmamak için bu işe başladık. Kızım ustalığı öğrendi, ben de onun yanında çırak oldum. Şimdi kendi emeğimizle ayakta durmaya ve hayatımızı yeniden kurmaya çalıştık.“
Anne-kızın kurduğu küçük kebapçı zamanla mahallede tanınan bir işletmeye dönüştü. Müşterilerin çoğu zaman yalnızca yemek yemek için değil, bu hikâyeyi görmek için de dükkâna uğradığı belirtildi.
Erdenk’e göre kadın emeği mutfağa farklı bir dokunuş kattı. Müşterilerin yemeklere kadın eli değdiğinde daha çok sevdiğini ifade eden Erdenk, bu ilginin kendilerini daha çok çalışmaya teşvik ettiğini söyledi.
Dükkânın müdavimlerinden Emine Altınöz ise anne-kızın azmine hayran olduğunu söyledi. Neredeyse her akşam uğradığını belirten Altınöz, hem yemeklerin lezzeti hem de işletmenin sıcak ortamı nedeniyle burayı tercih ettiğini dile getirdi. Altınöz, “Buraya ailemle sürekli geliyorum. Hem yemekleri çok güzel hem de anne-kızın emeği gerçekten takdire değer. Onların bu mücadelelerini görmek insanı etkiliyor. Her geldiğimde hem karnım doyuyor hem de içim ısınıyor” dedi.
Kendi işinde büyümek isteyen Zeynep, en büyük hayalini ise şu sözlerle anlattı: “Bir gün daha büyük bir kebapçı açmak istiyorum. İnsanlar buraya sadece yemek için değil, bizim hikâyemizi görmek için de gelsin istiyorum. Çünkü biz bu ocağı sadece kebap yapmak için değil, yeniden ayağa kalkmak için yaktık.”
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8080 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
7967 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6822 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6403 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5026 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4992 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
4821 kez okundu
1
Sendikalaşma öncesi işten çıkarmalar: TOG’da çalışanlar “küçülme” gerekçesini sorguluyor
6691 kez okundu
2
“Dershane öğretmenliği madende çalışmak kadar zor”
4568 kez okundu
3
Bursa Agora Çarşı’da el emeği pazarı
4100 kez okundu
4
Tekstil sektörü bitiyor mu?
3624 kez okundu
5
Ev işçisi zor durumda: Tam günlük emeğe yarım günlük ücret
3074 kez okundu