Salih Sertkal
Türkiye, tarihi ve dört mevsimi yaşayan doğasıyla tam bir turizm cenneti olabilecek potansiyele sahipken, turizm belli başlı birkaç ilin dışında diğer illerde çok da gelişemiyor. Van’daki tarihi yerler de bu talihsizlikten nasibini alanlar arasında. Van’a her yıl sınır komşusu İran’dan yüz binlerce turist geliyor olsa bile bu turistleri şehirdeki tarihi alanlarda görmek pek mümkün olmuyor.
İranlı turistlerin genel olarak yeme-içme, eğlence ve alışverişe ilgi göstermesi nedeniyle tarihi ve doğal alanlarda yabancı turist görmek zor. Van, tarih boyunca sayısız uygarlığa ev sahipliği yapmış bir kent olmasına rağmen, her ilçesinde ve beldesinde bulunan tarihi yapılar ve doğal güzellikler günümüzde büyük ölçüde boş kalıyor. Bir dönem Avrupalı, Amerikalı ve Asyalı turistlerin uğrak noktası olan Van’da, günümüzde İranlı turistler dışında yabancı ziyaretçi görmek neredeyse mümkün değil.

Cevdet Özgökçe
Özelde Van’da, genelde ise bölge illerinde yaşanan bu duruma ilişkin görüşlerine başvurduğumuz Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Doğu Anadolu Bölge Temsil Kurulu Başkanı Cevdet Özgökçe, 35 yıldır turizm sektöründe hizmet verdiğini ve ilk kez bu denli olumsuz bir tabloyla karşılaştığını söyledi. 1990’lı yıllarda bölge illerinde Batılı ve Uzak Doğulu turistleri her yerde görmenin mümkün olduğunu hatırlatan Özgökçe, günümüzde bunun tam tersi bir durum yaşandığını ifade etti. Bunun pek çok nedeni olduğunu belirten Özgökçe, en önemli nedenlerden birinin Batılı turistleri Türkiye’ye getiren turizm acentelerinin bölge illerini hâlâ “riskli bölge” olarak değerlendirmesi olduğunu vurguladı.
Bölge illerinin, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da girişimleriyle turizm risk haritasından çıkarılması gerektiğini belirten Özgökçe, bu sayede seyahat acenteleri ve turist rehberlerinin bölgeye çok daha kolay turist getirebileceğini dile getirdi.
Van’ın tarih boyunca sayısız medeniyete ve farklı dini inançlara ev sahipliği yaptığını hatırlatan Özgökçe, kentin inanç turizmi açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.
Özgökçe, özellikle Ortodoks mezhebine mensup Ermeni toplumuna ait çok sayıda kilise, şapel ve manastırın Van’da bulunduğunu hatırlatarak, Akdamar Adası’ndaki Surp Haç Katedrali’nin bunların en bilinen örneği olduğunu ifade etti. Bu kilisenin yılda bir kez ayine açılmasının bile kente ciddi bir turist potansiyeli kazandırdığını dile getiren Özgökçe, bu tür dini etkinliklerin ve ziyaretlerin artırılması gerektiğini vurguladı.
Özgökçe, ayrıca Van’ın Başkale ilçesinde bulunan Aziz Bartholomeus Kilisesi’nde, Hristiyanlığın 12 havarisinden biri olan Bartholomeus’un mezarının bulunmasının da inanç turizmi açısından önemli bir değer olduğunu söyledi.

Recep Sulhan
Van’da 22 yıldır otelcilik sektöründe faaliyet gösteren Recep Sulhan ise kente turist çekilmesinin önündeki en büyük engellerden birinin ulaşım olduğunu belirtti. Van Havalimanı’ndaki sefer sayılarının, nüfusu Van’dan daha az olan bazı kentlerin bile gerisinde kaldığına dikkat çeken Sulhan, karayolu ulaşımında da benzer sorunların yaşandığını ifade etti.
Sulhan, “Bir yere ulaşım yoksa, o yer dünyanın en değerli turizm merkezlerinden biri olsa bile pratikte bir anlamı kalmaz. Turizmin ilk şartı ulaşımdır. Bir kente uçak, tren, feribot ya da otobüs gitmiyorsa, o kente turist gelmesi mümkün değildir” diyerek ulaşım yatırımlarının önemine dikkat çekti.
Uzun yıllardır turizm ve otelcilik sektöründe hizmet veren Sulhan, kent bürokrasisinin ve ilgili kurumların Van’ı bir turizm kenti haline getirme konusunda yeterli adımları atmadığını savundu.”Van’ın sahibi yok” söylemini kullanmak istemediğini ancak bunun acı bir gerçek olduğunu dile getiren Sulhan, kentin potansiyeline rağmen çevre illerin gerisinde kaldığını belirtti. Turizmin Van için önemli bir geçim ve istihdam kaynağı olabileceğini vurgulayan Sulhan, hem yerel hem de merkezi düzeyde daha güçlü adımlar atılması gerektiğini söyledi.
Profesyonel turist rehberi Dilara Deniz de Van’daki turist profilinin dengesizliğine dikkat çekti. Van’ın İran’dan gelen turist sayısı açısından Türkiye’nin önde gelen kentlerinden biri olduğunu belirten Deniz, bu turist profilinin dünyadaki genel turist algısından oldukça farklı olduğunu ifade etti.
Deniz, İranlı turistlerin büyük bölümünün Van’a yalnızca yeme-içme ve alışveriş amacıyla geldiğini, tarihi ve doğal alanlara ilginin yok denecek kadar az olduğunu söyledi. Bu durumun kentteki tarihi ve doğal alanların boş kalmasına yol açtığını vurguladı.
Deniz, Van’da yalnızca alışveriş odaklı festivaller düzenlenmesinin yeterli olmadığını belirterek, kültür ve sanat etkinliklerinin artırılması gerektiğini dile getirdi. Van’ın tanıtımının yalnızca alışveriş üzerinden yapılmasının yanlış olduğunu savunan Deniz, turizm politikalarının bu doğrultuda yeniden ele alınması gerektiğini ifade etti.
Turistlerin seyahat planı yaparken ilk olarak güvenlik durumuna baktığını belirten Deniz, Van ve bölge illerinin Batılı turizm acentelerinin güvenli rotaları arasında yer almadığını söyledi. Lonely Planet ve TripAdvisor gibi platformlarda bölge illerinin güvenli destinasyonlar arasında gösterilmemesinin büyük bir sorun olduğunu vurgulayan Deniz, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu algıyı değiştirecek adımlar atması gerektiğini dile getirdi.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7641 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6700 kez okundu
3
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
6342 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6324 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4970 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4794 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4678 kez okundu
Her yerin girişini ücretli yaparsanız olacağı budur. Erciş’te doğal tek bir mesire alanı var o da Balık Kendi. Ordan bile ücret alınıyor.
Kuzey van gölü demiryolu hattı kurulmalı
Önce kamu kurum ve kuruluşlarındaki en çok da belediyelerdeki Man kafalı vizyonsuz karaktersiz hayata at gözlüğü ile ama sadece paraya bakan idarecileri yok etmek gerek