Zeynep Koç
Pandemiyle başlayan sessizlik, sinema salonlarında hâlâ bozulmadı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 27-28 Eylül tarihlerinde yaptığı 80 liralık sabit bilet kampanyası bile salonları doldurmaya yetmedi. Dijital platformlara kayan izleyici alışkanlıkları, beyaz perde kültürünü ciddi biçimde sarsmış durumda.
1895’te Lumière Kardeşler’in ilk gösteriminden bu yana sinema, toplumun sosyalleşme ve kültürel ritüel alanıydı. Ancak bu geleneksel alışkanlık artık ev konforundaki ekranlara taşınıyor. Kampanya günlerinde sinemaya gelen kimi izleyiciler bilet fiyatlarının yüksekliğinden yakındı, kimi de dijital platformlarda seyir ihtiyacını karşıladığını söyledi.
Kampanyadan haberdar olup sinemaya gelen Esmanur Çetinkaya, “Sinema salonunun hissi başka olsa da artık kimse gitmiyor, salonlar boş. Evde mısırımı patlatıp daha ucuza izliyorum” derken, Selman Gün, “Ev konforunda film izlemek daha kolay, çocuklara değişiklik olsun diye geldik” sözleriyle durumu özetliyor.

9. Köy’e konuşan Film Yapımcıları Meslek Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Osman Subaşı, bu durumu kültürel bir kırılma olarak
değerlendiriyor:”Dijital platform karnınızı doyurmak için gittiğiniz bir fastfood restoranıdır ama sinema sadece karnınızı doyurmak için değil sohbetiyle, sözüyle, içerisinde çok güzel bir manzara eşliğinde yediğiniz yemektir. O yüzden dijital platformların sinemayla karşılaştırılması çok büyük bir yanlış olur.”

Osman Subaşı
Kültürel bir krizin eşiğinde olan sinemanın dönüm noktası, 2020 yılında tüm dünyada yaşanan pandemi oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2017 yılında 68 milyon dolayındaki izleyici sayısı, pandemi sonrasında “normale dönüldüğünde, yarı yarıya düştü; 2024’te ise 32 milyona kadar geriledi. Subaşı, bu dönemde dijital platformların krizi fırsata çevirdiğini vurguluyor:
“Pandemi bittiğinde bile etkisi sinema salonları iki yıl devam etti. Sinema salonlarında yaklaşık 1,5 yıl süresince, sosyal mesafegözetilerek ayrı koltuklarda oturtuldu. Çok yüksek abone kayıtları yapan dijital platformlar, bu dönemi kendileri açısından çok iyideğerlendirdiler. Yayın politikasıyla kültürel anlamda Türkiye’yle bütünleşmeyen ve uyuşmayan Netflix, pandemi döneminde Türkiye’de 2 milyona yakın abone kaydı gerçekleştirdi.”
Subaşı, sinemanın da değişen koşullara ayak uydurması için bazı önlemlerin alınabileceğini belirtiyor. Fransa’da dijital platforma abone olunduğunda, cüzi bir farkla filmi sinemada izleme olanağı sunan uygulamalar olduğunu belirten Subaşı, ABD’nin de de ek önlemlerle sinema izleyicisini yeniden kazandırdığına dikkat çekti: “ABD’de Opennheimer ve Barbie filmiyle kimsenin sinemaya gitmek istemeyeceğini düşündükleri ağustos sıcağında bu iki filmi vizyona sokarak insanları sinemaya götürdüler ve bütün dünya genelinde hedeflerine ulaştılar. Biz de sinemanın hazzını hatırlatacak yöntemler uygulayabiliriz. Türk sinemasında çok fazla gişe yapan Recep İvedikve Ata Demirer filmleri gibi örneklerle yılda bir kere bile insanları dijital platformdan çektiğimizde; bu ünlü isimlerin sinema filmi yapmalarını sağladığımızda, sinemaya dönüş sağlanabilir.”
Sinemaya olan ilginin neden azaldığı konusunda meslek örgütü olarak araştırma yaptıklarını belirten Subaşı, “Eğer sorun fiyat isedevletin elini taşın altına koyması gerekir. Temel sorun ortaya çıktığında yapacağımız önerileri ona göre şekillendireceğiz” görüşünü dile getirdi.

Yeni nesil izleyiciler sinemayla eski kuşak kadar bağ kuramadı. Dijital dünyaya doğan Z kuşağı, film izlemeyi sosyal bir etkinlikten çok bireysel bir uğraş olarak görüyor. Öğrencilerden Ahmet Buğra Çetin, bilet fiyatlarına dikkat çekerek, “Hayatımda hiç sinemaya gitmedim, öğrenci olduğum için gelemiyorum” derken, Eren Güngör, “Ayda bir kere gelmeye çalışıyorum. Haftada bir iki kere gelmek isterim ama bir bilete tek seferde 400 lira gibi rakamı ödemek benim açımdan çok büyük bir yük” diyor.
Subaşı ise yeni neslin dijital medyayla olan sıkı ilişkisini sinema açısından tehdit olarak görmüyor ancak genç kuşağı sinemaya taşıyacak yöntemlerin geliştirilmesi gerektiği görüşünde.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7636 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6694 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6320 kez okundu
4
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
6306 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4969 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4781 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4676 kez okundu
1
Emekli maaşında dönüm noktası, 2008 oldu!
31253 kez okundu
2
Şişli Feriköy’de 2. el gece pazarı
17723 kez okundu
3
“Altın Sarısı” Şemdinli tütünü, altınla yarışıyor
9207 kez okundu
4
Üniversite bitirmek için “garsonluk-bulaşıkçılık” yapan öğrenci öyküleri
5958 kez okundu
5
Çiftçi tarlasına ne ekeceğini e-devletten öğrenecek!
4851 kez okundu