Cihan Mert
Son yıllarda özellikle devlet üniversitelerinde bazı bölümlerin kontenjanlarında yapılan düşüşler “eğitim kalitesini artırma” ve “mezunların istihdam sorununu azaltma” gerekçeleriyle açıklanıyor. Ancak bu politikaya yönelik yapılan eleştiriler, kontenjan azaltmanın üniversitelerin temel sorunlarını çözmek yerine öğrencilerin yükseköğretime erişimini kısıtlayabileceğine işaret ediyor.
Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, kontenjanların azaltılmasının sistemin kendi iç çelişkilerinin bir sonucu olduğunu söyledi. Irmak, asıl amacın “yükseköğretime erişimi bilinçli biçimde daraltma politikası” olduğunu belirterek şu bilgileri verdi:
“2023-2025 arasında toplam kontenjan 1 milyon 90 binden 843 bine indi, yani yüzde 23 oranında düşürülmüş. Devlet üniversitelerinin örgün lisans ve ön lisans kontenjanları ise üç yılda yaklaşık 236 bin azaltılarak 481 bine gerilemiştir. YÖK bu kesintileri “arz-talep dengesi” ve “istihdam verisi” diye sunuyor. Oysa hangi bölümün hangi ölçütle budandığını gösteren, kamuya açık ve denetlenebilir hiçbir yöntem ortada yoktur.”
YÖK’ün aldığı kararların üniversite bileşenlerini, eğitim ve bilim emekçileri sendikalarını, meslek örgütlerini dışladığını ve bu kararların tepeden inme biçimde alındığını söyleyen Irmak, “Ayrıca siyasal ve ideolojik tercihlerin “bilimsel zorunluluk” kılıfına sokulması çabasından ibarettir” dedi.
Kontenjan azaltılmasının temel gerekçelerinden biri olarak üniversitelerde niteliğin artırılması olarak gösterilirken Irmak, yalnızca öğrenci sayısının azaltılmasının eğitim kalitesini kendiliğinden yükseltmeyeceğini belirterek kontenjan politikalarının gerekçelerinin sorgulanması gerektiğine dikkat çekti.
Üniversitelerin niteliğinin öğretim elemanı kadrosuna, laboratuvara, kütüphaneye ve akademik, idari ve teknik personelin güvenceli çalışma koşulları için kaynak ayırmakla artacağını belirten Irmak, kontenjan daraltmasının niteliği artıramayacağını savundu.
Yükseköğretime kamu bütçesinden ayrılan payların kısılmasının ardında da üniversiteyi piyasanın taleplerine göre yeniden biçimlendiren bir dönüşüm olduğunu söyleyen Irmak, “Herkes için eşit, parasız ve nitelikli eğitim ilkesi çoktan terk edilmiştir. Yükseköğretim ödeyebilenin sürdürebildiği bir ayrıcalığa dönüştürülmektedir” dedi.
Kamuda talep gören bölümlerin daraltılmasınnın, öğrenciyi vakıf üniversitelerine doğru ittiğini belirten Irmak ancak bu durumun “eğitim dışına itilme” sonucunu doğurduğunu söyledi:
“2026 sonuçları bu yönelimin gerçekleşmediğini, hatta öğrencinin doğrudan sistemin dışına savrulduğunu gösteriyor. Vakıf üniversitelerinde doluluk oranı yüzde 79,7’de kalmış, yani kontenjanların yaklaşık beşte biri boş kaldı. 2026’da sınava giren 2,3 milyon adaydan yalnızca üçte biri bir programa yerleşebilmiş, tercih hakkı olanların yüzde 41,5’i tercih bile yapmadı.”
Bu değerlendirmeyi doğrulayan işaretler olduğunu ifade eden Irmak devlet üniversitelerinde daraltılan bazı kontenjanların vakıf üniversitelerinde artırılmasını örnek gösterdi. Irmak, “Mesela hemşirelikte devlette 13 binden 11 bine düşerken, vakıfta 4 binden 4 bin 826’ya, işletme programlarında devlet azalma yaşanırken, vakıf üniversitelerinde 3 bin 718’den 4 bin 322’ye çıkarıldı. Hukukta ise kesinti devlette yüzde 49’a varırken vakıfta yüzde 10’da kaldı” dedi.
Kontenjanı kısmanın istihdam sorununu çözmeyeceğini belirten Irmak sorunun faturasının gençliğin eğitim hakkına kesildiğini ve bu şekilde eşitsizliğin arttığını söyledi. Çözüm ancak kamusal yükseköğretim anlayışının güçlendirilmesi olduğunu belirten Irmak, akademik kadro, altyapının zenginleştirilmesi, örencinin barınma-beslenme sorununun çözülmesi gerektiğine vurgu yaptı:
“Mezunlara güvenceli ve insanca yaşanacak ücretlerle çalışabileceği bir çalışma rejimi hayata geçirmekle olur. Gençliğin geleceği, kontenjan istatistiklerinin ardına gizlenen eşitsizliklere terk edilemez; ihtiyacımız olan, herkes için parasız, kamusal, bilimsel ve demokratik bir yükseköğretim modelidir.“
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
13072 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
9060 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8562 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7039 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6548 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5478 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5212 kez okundu
1
“Okumanın yaşı yok” dedirten 40 yaş üstü öğrenciler
6979 kez okundu
2
Çalışan öğrenciler: Kimi için deneyim, kimi için zorunluluk
4437 kez okundu
3
Depremzede öğrenciler YÖK’ten 1 yıl daha istiyor
3346 kez okundu
4
Van’da “eğitimci olmayan” öğretmen skandalı
3252 kez okundu
5
Milli Eğitim’de “öğretmen önlüğü” tartışması
3098 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.