Rojan Mamo / Kapak Fotoğrafı: DepoPhotos
2015 yılının mart ayında başlayan Yemen İç Savaşı, binlerce insanın hayatını kaybetmesine yol açarken milyonlarca insanın da göç etmesine neden oldu.
Husiler, El Kaide ve DAİŞ gibi radikal islamcı grupların farklı bölgeleri kontrol ettiği Yemen’den Türkiye’ye göç eden Yousef Beshr de seküler düşünceleri nedeniyle ülkesine dönmekten endişe ediyor. Beshr, düşünceleri ve eleştirilerini uluslararası konferanslarda ve televizyon kanallarında dile getirdiği için radikal örgütler tarafından hedef alınabileceğini düşünüyor.
Yemen’in başkenti Sana’da 7 çocuklu bir ailenin en küçük evladı olarak dünyaya gelen Beshr’in ailesi, günümüzde 4 farklı ülkeye dağılmış durumda. Anne ve babası Yemen’de kalan Beshr’in kardeşleri Mısır ve Suudi Arabistan’da yaşıyor. Beshr ise şehir birincisi olarak yerleştiği Sana Üniversitesi Medya ve İletişim bölümünden, 2015 yılındaki çatışmalar nedeniyle ayrılmak zorunda kalmış.
Başvurduğu burs programı kabul edilince Rusya, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır seçenekleri arasından Türkiye’yi seçmiş ve Akdeniz Üniversitesi’nde gazetecilik okumaya başlamış.
Türk dizileri ve yaptığı araştırmaların bu kararında etkili olduğunu belirten Beshr, Türkiye tercihini sosyal yaşam ve özgürlüklerin belirleyici olduğunu söyleyerek açıklıyor.
Türkiye’ye gelmek için 10 gün boyunca çöllerde yaşamak zorunda kaldığını ifade eden Beshr, geliş sürecini şöyle anlatıyor:
“2011 yılında Arap Baharı başladığında, Yemen için büyük beklentiler içindeydik. Rejimin değişmesiyle birlikte birçok alanda olumlu gelişmeler yaşandı. Ancak 2014 yılında Husilerin başkent Sana’ya girmesiyle Yemen’de bugün hâlâ devam eden çatışma süreci başladı. Yemen’in durumu pek de iyi değil. Çatışmaların başladığı yıllarda, başkent Sana’da birincilikle girdiğim üniversitede Medya ve İletişim okuyordum. Ancak daha birinci sınıftayken çatışmalar derinleşince ülkeyi terk etmek zorunda kaldım. 2015 yılında Türkiye’ye gelmem oldukça zordu. Bütün havalimanları kapatılmış, sınır kapılarından geçişler engellenmişti.
Husileri devirmek ve mevcut hükümete destek vermek için Suudi Arabistan ve Arap Koalisyonu uçakları her yeri bombalıyordu. Yemen’den gitmem gerektiğini biliyordum. Bu nedenle 10 gün çölde yaşayarak Suudi Arabistan sınır kapısından geçmeyi başardım. Araplar için ‘Çölde yaşayabilir’ diye yanlış bir algı var. Ancak o güne kadar hayatım boyunca hiç çölde yaşamamıştım ve çölde yaşamak gerçekten çok zordu. Bu zorlu koşulları atlattıktan sonra Suudi Arabistan’ın Cidde şehrine ulaştım. Oradan Türkiye’ye, İstanbul’a, ardından üniversite eğitimim için Antalya’ya geldim. Antalya’da beni daha önce hiç tanımadığım, yalnızca
Facebook üzerinden iletişim kurduğum Yemenli öğrenciler karşıladı. Yurt, pasaport, sigorta gibi işlemlerde ve uyum sürecinde bana karşılıksız destek oldular. Antalya’ya geldikten sonra Yemen’e bir daha dönemedim.”

Yousef Beshr
Yaklaşık 10 yıldır ülkesine dönemeyen Yousef Beshr, 9 yıl boyunca ailesiyle de hiç görüşememiş. Ancak 9 yıl sonra Suudi Arabistan’da ailesiyle kısa süreliğine bir araya gelmiş ve ardından tekrar Türkiye’ye dönmüş. Türkiye’deki yaşamına dair konuşan Beshr, durumunu şöyle aktarıyor:
“Türkiye’de kaldığım dönemde sık sık İstanbul’a giderek uluslararası konferanslara katıldım ve ülkeme dair konuşmalar yaptım. İstanbul’da merkezi bulunan Yemen kanallarına konuk oldum. Ayrıca, Al Jazeera ve Yeni Yemen gibi birçok kurumda köşe yazıları yazdım. İlk geldiğim yıllarda mülteci sorunu ve Suriye’deki savaş henüz derinleşmiş değildi. Ancak ilerleyen dönemde yabancılara karşı önyargılar giderek artmaya başladı. Türkçeyi ve Türkiye’deki kültürü öğrendiğim için çok ciddi bir sorun yaşamadım ancak zaman zaman zorluklarla karşılaştım. Örneğin, metroda yanıma gelen bazı yaşlı amcaların Araplara ve yabancılara yönelik hakaretlerine tanık oluyordum. Çoğu zaman beni Türk sanarak bu hakaretleri yanımda yapıyorlardı. İlk dönemlerde sayısal veriler üzerinden ve ülkedeki durumumuza dair tartışmalar yürütüyordum. Ancak zamanla insanların bu konularla pek ilgilenmediğini fark ettim. Bu durum karşısında genellikle sessiz kalıp geçiştiriyordum.
Bununla birlikte, sosyal medyada karşılaştığım hakaret ve olumsuz ifadeler beni her zaman üzüyordu. Hatta bazen kendi arkadaşlarımın da bu tür söylemleri kullanması rahatsız ediciydi. Yine de Hakkâri’den Edirne’ye kadar birçok iyi arkadaş edindim ve bu dostluklar bana her zaman güç verdi.”
Uluslararası kamuoyunun duyarsızlığından ve Türkiye’de Yemen’e dair yorumların, belirli entelektüel çevreler dışında bilinmeden yapıldığından şikayet eden Beshr, şöyle diyor:
“Türkiye’de Yemen hakkında çok fazla bilgi sahibi olan yok. Çoğu kişi Yemen’i, Mısır’ın bir şehri sanıyor. Ancak Yemen, Arap Yarımadası’nın en köklü tarihine sahip ülkelerinden biri. Yaklaşık 30 milyonluk nüfusa sahip olan Yemen, halkının en az 3 milyonu göç etmek zorunda kalsa da hâlâ bölgenin en büyük ülkelerinden biri. Suudi Arabistan ve Umman’ın Yemen’e kapılarını kapatmasıyla ülke, dış dünyayla olan bağlantısını büyük ölçüde kaybetti ve Hint Okyanusu ile Kızıldeniz arasında sıkışıp kaldı. Uluslararası kamuoyu ise Yemen’deki iç savaş ve sorunları tamamen Suudi Arabistan’a bırakmış durumda. Suriye, Irak, Afganistan ve Filistin’deki gibi bir uluslararası müdahale Yemen için söz konusu değil. Bence bunun temel nedeni, Yemen’in kimsenin çıkar planlarına uymaması.”
Medyanın da uluslararası örgütler gibi meseleyi Suudi Arabistan’a bıraktığını savunan Beshr, sözlerini ve ülkesine duyduğu özlemi şu şekilde dile getiriyor:
“Yemen, uluslararası gündeme yalnızca Husilerin Filistin meselesi bağlamında yaptığı saldırılarla geliyor. Daha önce Husiler ve Suudi Arabistan’ın saldırıları sonucunda Yemen’de birçok sivil hayatını kaybetti. Düğünler ve okullar bombalandı ama bu olaylar dünyada neredeyse hiç gündem olmadı. Medya da Yemen’e pek ilgi göstermedi. 1990 yılında Kuzey ve Güney Yemen’in birleşmesinden bu yana ülkede siyasi istikrarsızlık ve çatışmalar devam ediyor. Husilerin bu çatışmalara dahil olmasıyla birlikte durum daha da kötüleşti. Yemen, yalnızca Arap Baharı sırasında iki buçuk yıl boyunca refah ve çatışmasız bir dönem geçirebildi. Bugün o günlere dönmek ve savaş ortamı düzelirse Eski Sana’nın tarihi sokaklarında gezmeyi, orada sütlü kahve içmeyi çok isterdim.”
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
9940 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8952 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8501 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7004 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6518 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5407 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5169 kez okundu
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
9940 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8952 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8501 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7004 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6518 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.