Nursena Kurtoğlu
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Üyesi Dr. Naki Bulut, tıbbi uygulama hatası olarak bilinen malpraktis ile komplikasyon arasındaki ayrımın, yalnızca ortaya çıkan sonuca bakılarak yapılamayacağını söyledi. Bulut, hekime atfedilebilecek bir kusur bulunmadan ortaya çıkan istenmeyen sonuçların komplikasyon olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, malpraktis davaları için bilirkişi sistemi önerdi.
Bulut, tıbbi uygulama hatası olarak bilinen malpraktisin hangi durumlarda söz konusu olduğunu ve komplikasyondan nasıl ayrıldığına ilişkin 9. Köy’ün sorularını yanıtladı. Malpraktisin hekimlikte bilgisizlik, deneyimsizlik, ilgisizlik ve özen eksikliği nedeniyle hastanın zarar görmesi durumunda ortaya çıkabileceğini belirten Bulut; olması gerekenden yüksek dozda ilaç verilmesi, gebelikte kullanılmaması gereken bir ilacın önerilmesi, gerekli bir ilacın verilmemesi veya tanı sürecinde bir kitlenin gözden kaçırılmasını malpraktise örnek gösterdi.
Bulut, sağlık hizmetlerindeki bazı altyapı sorunlarının da hastanın zarar görmesine yol açabileceğini belirterek, sevk edilmesi gereken bir hastaya ambulans bulunamaması gibi durumların da hukuki sürece konu olabileceğini ifade etti.

Naki Bulut
Tıpta her istenmeyen sonucun malpraktis olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Bulut, tüm kurallara uygun hareket edilmesine rağmen bazı komplikasyonların ortaya çıkabileceğini söyledi.
Ameliyat öncesinde gerekli antibiyotiğin verilmesi, steril malzemelerin kullanılması ve işlemin kurallara uygun yürütülmesine rağmen yara enfeksiyonu gelişmesinin tek başına malpraktis anlamına gelmediğini belirten Bulut, hekime atfedilebilecek bir kusur bulunmaması halinde bunun komplikasyon olduğunu ifade etti.
Buna karşılık gerekli antibiyotiğin verilmemesi, uygun olmayan ilaç kullanılması veya steril olmayan malzemelerle işlem yapılması halinde hekimin kusurundan söz edilebileceğini ifade eden Bulut, “Sonucuna göre değil, o istenmeyen sonuç ile bir kusur arasında bir nedensellik bağı kurmamız halinde o zaman malpraktis diyoruz” dedi.
Bir hekim hakkında şikâyette bulunmak isteyen kişilerin ceza soruşturması, çalıştığı kuruma başvuru, tabip odasına şikâyet ve tazminat davası olmak üzere dört farklı yoldan hak arayabildiğini anlatan Bulut, bu süreçlerin birbirinden bağımsız ilerleyebildiğini söyledi.
Bulut, 2022’de yapılan düzenlemeyle hekimlerin mesleki uygulamaları nedeniyle ceza soruşturmasına tabi tutulabilmesi için Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Mesleki Sorumluluk Kurulu’nun izninin gerektiğini belirtti. Kurulun ön inceleme yaparak soruşturma izni verip vermediğine karar verdiğini aktardı.
Malpraktis ile komplikasyon arasındaki ayrımın doğru yapılabilmesi için dosyanın ilgili uzmanlık alanından kişilerin değerlendirme yapması gerektiğini belirten Bulut, mevcut bilirkişi sisteminin her zaman yeterli olmadığını savundu.
“Ben genel cerrahım. Genel cerrahinin kendi içinde bile benim karar veremeyeceğim, bilgi veremeyeceğim konular olabiliyor” diyen Bulut, Adli Tıp Kurumu raporlarında çok sayıda hekimin yer almasına rağmen dosyanın ilgili olduğu uzmanlık dalından yeterli sayıda uzmanın bulunmayabildiğini söyledi.
TTB’nin deneyiminde üniversitelerin ilgili ana bilim dallarından uzmanların görüşlerinin daha bilimsel ve tarafsız olduğunu belirten Bulut, dosyanın ilgili olduğu uzmanlık alanından birden fazla kişinin yer aldığı, bağımsız bilirkişi kurulları oluşturulmasını önerdi.
Bulut, tabip odalarının şikâyet üzerine soruşturma yürüttüğünü, kanıtları topladığını ve gerekli gördüğü dosyaları onur kuruluna gönderdiğine dikkat çekti. Bulut, Anayasa Mahkemesi’nin 6023 sayılı TTB Kanunu’nun 39. maddesinin iptal edilmesi ve henüz yeni bir yasal düzenleme de yapılmaması nedeniyle, yaklaşık 2 bin dosyanın onur kurullarında karar beklediğini söyledi. Yasal dayanak bulunmaması nedeniyle bazı dosyalarda zaman aşımı süresinin de dolabildiğini belirten Bulut, bunun cezasızlık riski yarattığını söyledi.
Bulut, bilim dışı tedavi uygulanması, yanıltıcı açıklamalar, reklam faaliyetleri, meslektaşa kötü davranılması veya gerçeğe aykırı belge düzenlenmesi gibi eylemlerin de meslek örgütlerince disiplin kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Bulut yakın zamanda doktorlar için yaptırım uygulanması gereken olaylardan örnek vererek, şu bilgileri aktardı: “Yeni doğan çetesiyle ilgili soruşturma tamamlandı ama buradaki hekimlere ceza şu an için verilemiyor. Yine yakın zamanda gündem olan kadınlara sünnet öneren bir hekime yönelik soruşturma sonrası şu an ona ceza vermek mümkün değil. Bir an önce Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görevini yerine getirerek yasamızın çıkarılmasını talep ediyoruz.“
Canan Yılmaz: Bel fıtığı şikâyetiyle başvurduğu doktor tarafından, alternatif tedavi yöntemleri değerlendirilmeden omurga ameliyatına alınan Canan Yılmaz’ın omurgasına sekiz vida yerleştirildi. Adli Tıp raporunda, ameliyatın mutlak zorunlu olmadığı ve işlem öncesinde hastadan gerekli onamın alınmadığı tespit edildi. Yılmaz’ın yüzde 33 oranında malul kaldığı davada İzmir 7. Tüketici Mahkemesi, doktorun 4 milyon 651 bin TL maddi ve manevi tazminat ödemesine hükmetti.
Doğum sonrası enfeksiyon vakası: Yargıtay’ın 2005 tarihli kararına konu olan davada, doğum yapan S.’nin doğum sonrası takibini yapan kadın doğum uzmanının başlayan enfeksiyona yönelik tedaviye zamanında başlamadığı ve özensiz davrandığı Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edildi. Doktor 8’de iki oranında kusurlu bulunurken, hastane de çalıştırdığı personelin seçiminde gerekli özeni göstermediği gerekçesiyle sorumlu tutuldu.
Koltuk altı ameliyatı vakası: Yargıtay’a yansıyan bir başka davada, koltuk altındaki kütlenin alınması sırasında sinirlerin kesilmesi sonucu hastanın sol kolu felç oldu. Dosya, tıbbi müdahalenin hastada ağır ve kalıcı bir zarara yol açtığı malpraktis davalarına örnek olarak Yargıtay kararlarında yer aldı.
Hepatit B bulaşması vakası: Kalp ameliyatı sırasında verilen kan nedeniyle daha önce akut Hepatit B’si bulunmayan bir hastanın Hepatit B’ye yakalanarak hayatını kaybettiği dosyada, Yargıtay hastanenin sorumluluğuna ilişkin tazminat kararını değerlendirdi. Yüksek mahkeme, ölüm ile ameliyat sırasında verilen kan arasındaki ilişkinin sabit olduğunu belirterek hasta yakınları lehine manevi tazminat verilmesi gerektiğine hükmetti.
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
12497 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
9039 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8549 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7029 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6542 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5448 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5208 kez okundu
1
Türkiye antidepresan kullanımında dünya 22’ncisi
6208 kez okundu
2
Önlem alınmazsa lösemi vakaları artacak
4702 kez okundu
3
Gaziantep’te çocuk hematoloğu krizi
4238 kez okundu
4
Diyarbakır’da yoksulluk, çeteleşme ve uyuşturucu çıkmazı
4011 kez okundu
5
Hasta da yakınları da çaresiz: SSPE tedavi araştırması reddedildi
3681 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.