Ankara
18°

HAFİF YAĞMUR

Telefonundan kopamayan, can sıkıntısına tahammül edemeyenler dikkat!
  • 9.Köy
  • Teknoloji
  • Telefonundan kopamayan, can sıkıntısına tahammül edemeyenler dikkat!

Telefonundan kopamayan, can sıkıntısına tahammül edemeyenler dikkat!

Kimi 3 saniye, kimi 10 saniye… Dikkat giderek azalıyor ve bunu sosyal medya videoları net olarak belgeliyor. Sorunun adı; can sıkıntısına tahammülsüzlük. Sonsuz kaydırma döngüsünün dopamin mekanizmasını bağımlılığa yönelttiğini belirten Klinik Psikolog Aylin Işık Koç, 9.Köy Muhabiri Burak Avcı’ya kısa video tüketiminin yol açtığı riskleri anlattı: "Tıpkı alkol ve madde yoğun kullanımlarında olduğu gibi beyni etkileyen bir durum."

ABONE OL
18 Eylül 2026 11:11
Telefonundan kopamayan, can sıkıntısına tahammül edemeyenler dikkat!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Burak Avcı

Parmak uçlarında saniyeler içinde kaydırılan kısa videolar, ardında bıraktığı anlık hazla birlikte odaklanma süresini ve bilişsel işlevleri aşındırıyor. Ekranda hızla değişen uyarıcılar, derinlemesine düşünme becerisini köreltirken karar alma süreçlerini de sekteye uğratıyor. Zihnin dinlenmesine alan tanımayan bu parçalı akış, modern insanı can sıkıntısına tahammülsüz ve sürekli uyarılma arayışında bir zihinsel döngüye hapsediyor. Klinik Psikolog Aylin Işık Koç ile 15-60 saniyelik videoların beyin gelişimi üzerindeki baskısını, dopamin mekanizmasına etkilerini ve sürdürülebilir dijital hijyen yollarını konuştuk.

Aylin Işık Koç

Dikkat süresi kısalıyor, bellek kaydı zorlaşıyor

Kısa videoların odaklanma üzerindeki etkilerini değerlendiren Klinik Psikolog Aylin Işık Koç, literatürde doğrudan “dikkat eksikliği” demek yerine “dikkat süresi” kavramına odaklanmak gerektiğini belirtiyor. Tanı kılavuzlarında bu durumun damgalayıcı olmaması adına “internet kullanım bozukluğu” olarak tanımlandığını ifade eden Koç, yoğun ekran kullanımının dikkat süresini aşındırdığını söylüyor: “Tıpkı alkol ve madde yoğun kullanımlarında olduğu gibi beyni etkileyen bir durum söz konusu. Araştırmalar doğrudan bir nedensellik ortaya koymasa da arada belirgin bir ilişki olduğunu gösteriyor. Yoğun tüketimin yarattığı yoksunluk belirtilerinden biri de dikkat süresinin kısalması ve odaklanamama halidir. Ancak beyin plastisitesi olan bir organ; kişi ekrandan uzak kalmaya başladıkça zihinsel toparlanma sağlanabiliyor.”

İçeriklerin parçalı yapısının uzun metin okuma veya film izleme gibi derin odaklanma süreçlerini körelttiğini aktaran Koç, bu tablonun dürtüsellikle bağını şu sözlerle açıklıyor: “Bilgiye kısa yoldan ulaşıldığında beyin hemen ödüle yönelmek istiyor. Dürtüsellik düzeyi yüksek bireylerde uzun vadeli büyük bir hedefe odaklanmak yerine, yoldaki anlık ve küçük ödüllere kapılma eğilimi çok daha fazla görülüyor. Bunun yanı sıra arka arkaya yüzlerce video izlendiğinde, beynin bilgiyi anlamlandırması ve kalıcı hafızaya aktarması için ihtiyaç duyduğu zaman tanınmamış oluyor. İşlenemeyen veriler uzun süreli hafızaya aktarılamıyor.”

Tolerans gelişimi ve “Kopuk korungan mod”

Sonsuz kaydırma mekanizmasında hem içerik üreticilerinin hem de tüketicilerin bir tolerans döngüsüne girdiğine dikkat çeken Koç, sürecin psikolojik arka planını şöyle özetliyor: “Üreticiler içerikleri tüketildikçe yapay bir onay ve ödül hissi yaşıyor; aynı hazzı sürdürmek için giderek daha ilginç videolar çekmek zorunda hissediyorlar. Tüketiciler de benzer şekilde aynı tatmini alabilmek için sürekli daha farklı ve ilginç içeriklerin peşine düşüyor. Buna tolerans gelişimi diyoruz.”

Bu döngünün kimi zaman zorlayıcı duygulardan kaçış aracı olduğuna işaret eden Koç, “Şema terapide ‘kopuk korungan mod’ dediğimiz bir yapı var. Kişi acı verici duygularından uzaklaşmak için kendini yapay bir korumaya alıyor ve bu modun içerisinde bağımlılık gelişebiliyor. Geçmişte travmatik yaşantıları olan ve acı veren duygularla baş etmekte zorlanan bireylerde bu kontrolsüz tüketimi daha sık görebiliyoruz” diyor.

Vitrin yanılsaması, FOMO ve empati kaybı

Sosyal medyanın gerçeği yansıtmayan bir vitrin olduğunu vurgulayan Koç, bu durumun bireylerde yetersizlik hissi doğurabileceğini söylüyor: “Vitrinler yanıltıcıdır çünkü arka taraf dağınık olabilir. İnsanlar sosyal medyada sürekli kusursuz bir vitrin gördüklerinde kendi zayıf yönlerini birer kusur gibi algılayıp yetersizlik hissedebiliyor, kendilerine öz şefkat duyamayabiliyor. Yüz yüze ve samimi ilişkilerde hem güçlü hem zayıf yönlerimizi açarak anlaşılma ve kabul edilme duygusunu tadarız; sosyal medya ise sadece olumlu görünümleri öne çıkarıyor. Hatta son dönemde başarısızlıkların paylaşılması bile samimi bir paylaşımın ötesine geçip bir tür kabul görme ve onay alma aracına dönüşebiliyor.”

Gelişmeleri kaçırma korkusu olarak bilinen FOMO’nun da güvenlik ihtiyacının aşılmasıyla tetiklendiğini belirten Koç, “Dünyadan haberdar olma isteği bir güvenlik ihtiyacıdır. Ancak bunu güvenlikten ziyade ‘kaçırmayayım, her şeyi bileyim’ kaygısıyla takip ediyorsak, bu gerçek ihtiyacımızı karşılamaz ve bağımlılık etkisini gösterir” ifadelerini kullanıyor.

Hızlı duygu geçişlerinin empatiyi köreltip köreltmediği sorusuna ise doğrudan bir nedensellik kurulamayacağını belirterek yanıt veren Koç, aradaki ilişkiyi şu sözlerle aktarıyor: “Bu durumu doğrudan bir nedensellikle açıklayamayız; aracı değişkenlerle pozitif bir korelasyon olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü yoğun ekran maruziyeti bizi kendi duygularımızdan uzaklaştırıyor. Kişi kendine dönüp ‘Şu an ne hissediyorum, gergin miyim?’ diye bakamaz ve kendiyle empati kuramazsa, bir başkasının ne hissettiğini anlamakta da zorlanabilir.”

Şok detoks değil, sürdürülebilir dijital hijyen

Bağımlılık düzeyine varan ekran kullanımlarında geçici detoksların tek başına çözüm üretmediğini belirten Koç, temel kriterin günlük işlevsellik olduğunu vurguluyor: “Yoğun kullanımın ardından tamamen kapanmak yerine kişinin günlük işlevselliğine bakılmalı. Kullanım günlük hayatı bozuyorsa zarar azaltma yaklaşımıyla kademeli bir düşüşe gidilmelidir. Bu yalnızca ekran süresini kısmak değil; bir yaşam tarzı değişikliğidir. Ekranı bıraktığınızda ortaya çıkacak boş zamana ne koyacağınızı ve açığa çıkan duygularla nasıl baş edeceğinizi belirlemeden kalıcı bir dijital hijyen sağlanamaz.”

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.