Oğulcan Özgenç
Türkiye’de bir süredir tartışılan çocukların sosyal medya kullanımına yönelik düzenleme Meclis’te geçerek yasalaştı. Yeni yasa, yaş temelli kısıtlamalar ve platformlara getirilen yükümlülüklerle çocukların dijital ortamlardaki varlığını yeniden tanımlamayı hedefliyor. Sosyal ağ sağlayıcılarına getirilen yaş doğrulama zorunluluğu, ebeveyn denetim araçları ve içeriklere hızlı müdahale yükümlülükleriyle düzenleme, çocukların çevrimiçi deneyimini yeniden şekillendirecek kapsamlı değişiklikler içeriyor.
Ancak uzmanlara göre tartışma güvenlik önlemleriyle sınırlı değil. Çocukların dijital alanda bilgiye erişim, kendini ifade etme ve toplumsal hayata katılım gibi haklarının nasıl korunacağı sorusu da öne çıkıyor. Uzmanlar, çocukları koruma amacıyla getirilen düzenlemelerin aynı zamanda yeni eşitsizlikler üretmemesi ve çocukların haklarını daraltmaması için çocuk odaklı, bütüncül bir yaklaşımın şart olduğunu vurguluyor.
Yasaya göre sosyal ağ sağlayıcılar, 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacak ve bu yasağın uygulanabilmesi için yaş doğrulama sistemleri dahil gerekli önlemleri almakla yükümlü olacak. 15 yaşını doldurmuş çocuklar için ise çocuklara özgü hizmet sunulması öngörülürken, platformlar bu kapsamda aldıkları önlemleri internet sitelerinde kamuoyuna açık şekilde yayınlayacak.
Düzenleme ayrıca ebeveyn denetimini zorunlu hale getiriyor. Sosyal ağ sağlayıcıların, hesap kontrolü, ücretli işlemlerin ebeveyn onayına bağlanması ve kullanım süresinin izlenip sınırlandırılmasını içeren araçlar sunması gerekecek.
Öte yandan teklif, “oyun”, “oyun geliştirici”, “oyun sağlayıcı” ve “oyun platformu” gibi kavramları da ilk kez yasal çerçeveye dahil ediyor.
Çocuk Hakları Savunucuları Ağı’ndan Sevinç Koçak, söz konusu düzenlemeyi çocukların dijital mecralara erişim hakları üzerinden konuşmak gerektiğini belirtti. Koçak, bu tür kısıtlamaların çok daha geniş bir hak alanını etkilediğini ifade ederek dijital alanın artık bilgiye ulaşma, kendini ifade etme, arkadaşlarla iletişim kurma ve toplumsal hayata katılma alanı haline geldiğini vurguladı.
“Dijital alan artık çocuklar için ekstra bir alan değil, yaşamın bir parçası” diyen Koçak, şunları söyledi: “Bu yüzden dijital erişimi sınırlamak, aslında çocukların kamusal alana katılımını da sınırlamak anlamına geliyor. Ayrıca bu tür kısıtlamalar çoğu zaman eşitsizlikleri derinleştiriyor. Çünkü teknik imkanlara sahip çocuklar bu yasakları aşabilirken, dezavantajlı bırakılmış çocuklar için bu haklara erişim tamamen ortadan kalkabiliyor. Bu da çocuklar arasında yeni bir dijital hak eşitsizliği yaratıyor.”
Koçak, çocukların sosyal medyaya erişimin kısıtlanmasına ilişkin düzenlemelerde “risk var, o zaman yasaklayalım” refleksinin ağır bastığına dikkat çekerek, bu yaklaşımın çocukların haklarını ikinci plana ittiğini ifade etti.
Dijital mecraların siber zorbalık, istismar ve algoritmik manipülasyon gibi riskler de taşıdığını vurgulayan Koçak, “Ama bu risklerle mücadele çocukları dijitalden koparan yasaklarla değil, bütünsel bir sorumluluk ve güçlendirmeyle mümkün. Çocuklar dijital ve eleştirel okuryazarlıkla güçlendirilirken, ebeveynlere/bakım verenlere ve öğretmenlere de çocuklara rehberlik yapabilecek bir donanım kazandırılmalı” dedi.
Koçak, çocukların gündelik yaşamda kendilerini güvende hissetmemesi, seslerinin duyulmadığını düşünmesi ve haklarına tam olarak erişememesi durumunda dijital dünyanın daha riskli hale geldiğini belirtti.
Risklerle mücadelede sorumluluğun sadece çocuklara yüklenmemesi gerektiğine dikkat çeken şunları söyledi: “Şirketleri çocukların haklarını koruyacak yöntemler geliştirmeye zorlamak devletin yükümlülüğü. Örneğin algoritmik şeffaflık, veri minimizasyonu, çocuklara yönelik karanlık tasarım uygulamalarının yasaklanması gibi düzenlemeler bu yaklaşımın parçası.“
Sevinç Koçak, söz konusu düzenlemeye ilişkin politika yapım aşamasında çocukların katılımının büyük ölçüde göz ardı edildiğini vurguladı. Koçak, bu durumun, alınan kararların çocukların gerçek ihtiyaçlarına karşılık vermediğini savunarak, “Oysa dijital politikalar gibi doğrudan çocukların hayatını etkileyen alanlarda çocukların deneyimlerinden ve ihtiyaçlarından öğrenmek, daha adil ve etkili politikalar üretmenin temel şartını oluşturuyor” görüşünü dile getirdi.
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
9929 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8951 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8501 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7003 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6518 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5406 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5168 kez okundu
1
“Çeto” ile röportaj: ChatGPT insanların yeni dert ortağı mı?
5585 kez okundu
2
Dijital aktivizm kalıcı değişim yaratabiliyor mu?
3633 kez okundu
3
Gençler ekran başında: Sosyal medya, duyguları ve iletişimi nasıl şekillendiriyor?
2545 kez okundu
4
Yapay zeka çevirmenleri “kalite kontrolörü” yapıyor
2360 kez okundu
5
İstanbulkart tartışması; kişiselleştirme, veri ihlalini getirir mi?
2105 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.