Ankara
20°

AÇIK

Tekirdağ plajlarında kanalizasyon iddiası inceleniyor
  • 9.Köy
  • Çevre
  • Tekirdağ plajlarında kanalizasyon iddiası inceleniyor

Tekirdağ plajlarında kanalizasyon iddiası inceleniyor

Süleymanpaşa Değirmenaltı sahil şeridinde usulsüz kanalizasyon hatlarının denize deşarj edildiği iddiası bölgede yaşayanları ve tatilcileri endişelendiriyor. Yurttaşlar sahildeki kirlilikten ve yoğun kokudan dert yanarken, Gazeteci Fatma Boz; şikayetleri ve tabloyu yetkililere sordu, halk sağlığı uzmanlarıyla ve tatilcilerle konuştu. Hastalıklara karşı denize giren yurttaşlara yapılan uyarıları derledi.

ABONE OL
7 Eylül 2026 10:00
Tekirdağ plajlarında kanalizasyon iddiası inceleniyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Fatma Boz

Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesindeki Değirmenaltı Plajı ve Marmaraereğlisi sahili için yüzme suyu takip sisteminden bakıldığında “kalite sınıfı zayıf” uyarısı veriyor. Sahile yakın binaların yağmur suyu hatları haricinde evsel atıklarının usulsüzce denize döküldüğü iddialarını 9. Köy için Tekirdağ Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Burcu Tokuç’a sorduk. Bilgi edinme kapsamında CİMER yolu ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na ilettiğimiz sorulara ise henüz yanıt gelmedi.

“Kıyıda koku ve kirlilik açıkta temiz deniz”

Tekirdağ sahillerini kullanan vatandaşlar, kirliliğin özellikle kıyı şeridinde yoğunlaştığını belirtiyor. Marmaraereğlisi’ne 1 haftalığına tatile gelen Celal Usta, deniz suyunun açık kısımlarının berrak olduğunu ancak kıyıya yaklaşıldığında durumun değiştiğini ifade ederek şunları söyledi: “Deniz fena değil. Açağa gittiğin zaman güzel, temiz; bir sıkıntı yok. Ancak kıyı tarafında yazlıkların kanalizasyonundan kaynaklandığını düşündüğümüz bir koku var. Rüzgarlı havalarda dipteki pislik yosunla birlikte yukarı çıkıyor, deniz kirleniyor.”

Bölgede gün içinde farklı plajları gidip oralarda yüzen Mustafa Yıldız ise Uçmakdere’den Değirmenaltı’na kadar uzanan sahil hattında benzer bir tabloyla karşılaştığını şöyle dile getirdi: “Her iki sahilin de temiz olmadığını düşünüyorum. Belki kanalizasyon atıkları, belki de temizlenmediği için; nedenini tam bilemiyorum ama her yerde ağır bir koku ve kirlilik hakim.”

“İnsanlar yadırgamıyor, alışkanlık haline geldi”

Bazı tatilciler kirliliğin  artık süreklilik kazandığına dikkat çekiyor. Her yaz Marmaraereğlisi’ne gelen Elif Özyurt, bu durumu normalleşen bir sorun olarak tanımladı ve “Kirlilik her zaman var. Kanalizasyon atıkları buna sebep oluyor. İnsanlar da artık yadırgamıyor; hep koku var. Bu kokunun bize zarar verip vermeyeceğini de bilmiyoruz” dedi.

Bölgenin yazlıkçı sakinlerinden Sevim Demir ise çekinerek konuştuğunu belirterek, “Görünür bir kirlilik olduğu kesin ve temizlenmesi gerekiyor. Koku beni şimdilik aşırı rahatsız edecek düzeyde değil ama bu konudan bahsederken yine de çekiniyorum” ifadelerini kullandı.

Marmaraereğlisi ve Değirmenaltı sahillerindeki duruma dikkat çeken Tufan Özel, sahilin genel manzarasını şu sözlerle özetledi: “Çok ağır bir koku var, sadece sahil şeridinde de değil sahil girişinde de kirlilik var. Halk plajları temizlenmiyor, turistik yerler daha bakımlı. Kötü kokunun sebebi kanalizasyon atıkları olabilir; temizliği yapılmıyor, her yer yosun çöp içinde.

“Çevre ve deniz suyu incelenmeli iddialar aydınlatılmalı”

İddiaları sorduğumuz Tekirdağ Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Burcu Tokuç şu değerlendirmelerde bulundu: “Eğer evsel atık sular gerçekten bu şekilde usulsüz hatlar aracılığıyla hiçbir arıtma işleminden geçirilmeden denize ulaşıyorsa, bu durum önemli bir halk sağlığı sorunudur. Evsel atık sular yalnızca organik kirlilik değil, aynı zamanda insan dışkısından kaynaklanan çok sayıda hastalık etkenini de içerir.”

Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesindeki Değirmenaltı Plajı ve Salat Yağ Fabrikası Çamlık Plajı’nda 7 Temmuz 2026 tarihindeki ölçümlerde deniz suyunda mikrobiyolojik parametreler olan Escherichia coli ve Intestinal Enterokok sayıları yüksek bulundu ve su kalitesi zayıf olarak değerlendirildi. Bu tahlil deniz suyuna kanalizasyon atıklarının karışmış olabileceğini gösteriyor.

Yaz aylarında sıcaklığın da artmasıyla bu mikroorganizmaların çoğalma hızının arttığını belirten Tabip Odası Başkanı Tokuç, yoğun insan kullanımının da bulaşı ihtimalini artırdığına dikkat çekiyor: “Deniz suyu tek başına tüm mikroorganizmaları kısa sürede etkisiz hale getiremez. Sürekli kirli su deşarjı varsa, denizin doğal temizlenme kapasitesi aşılır ve kıyı boyunca mikrobiyolojik kirlenme kalıcı hale gelebilir. Mikroorganizmaların bulaşı ile oluşabilecek hastalıkların yanı sıra bu gazlar baş ağrısı, mide bulantısı, göz ve solunum yolu irritasyonuna neden olabiliyor.

Prof. Dr. Burcu Tokuç, yüzmek dışında kirli suyun nasıl zarar verebileceğini anlattı ve ciddi sağlık sorunlarına işaret eden uyarılarını şöyle sıraladı: “Kirli deniz suyundan yalnızca yüzerek değil; suyun yutulması, açık yaraların temas etmesi, göz ve kulakla temas, kirlenmiş kumla uzun süre temas yoluyla da enfeksiyon bulaşı olabilir. Bilimsel çalışmalar gösteriyor ki fekal kirlilik gastroenteritler, dış kulak yolu enfeksiyonları, göz enfeksiyonları, cilt enfeksiyonları ve üst solunum yolu enfeksiyonları belirgin şekilde arttırabilir.”

Çocukların oynamaması gereken alanlar:

  • Kanalizasyon deşarjı olduğu düşünülen,
  • Kötü kokunun hissedildiği,
  • Su renginde belirgin değişiklik bulunan,
  • Köpüklenmenin görüldüğü,
  • Yüzeyde atıkların bulunduğu alanlar.

Tokuç, önemli açıklamalarına şöyle devam etti; “Rutin analizlerde bu parametrelerin mevzuatta belirlenen sınır değerleri aşması durumunda; kirliliğin kaynağı araştırılmalı, yeni numuneler alınmalı, risk değerlendirmesi yapılmalı, halk bilgilendirilmeli ve gerekli görülürse yüzme alanı geçici olarak kullanıma kapatılmalıdır.

Vatandaşların dikkat etmesi gereken başlıca noktalar:

  • Kötü kokulu veya su renginin belirgin değiştiği alanlarda denize girmemek.
  • Yağışlardan sonraki ilk 24–72 saat içinde, özellikle şehir merkezlerine yakın plajlarda yüzmekten kaçınmak.
  • Ciltte açık yara varsa denize girmemek.
  • Denizden çıktıktan sonra temiz suyla duş almak.
  • Bağışıklığı baskılanmış ve kronik hastalıkları olan bireylerin riskli bölgelerde yüzmemesi.
  • Belediyeler ve ilgili kurumlar tarafından açıklanan yüzme suyu analiz sonuçlarını takip etmek.

Prof. Dr. Tokuç sözlerini yetkililere şeffaflık çağrısı yaparak bitirdi: “İddiaları yalnızca gözleme veya kötü kokuya dayanarak doğrulanamaz. Çevresel incelemeler ve düzenli laboratuvar analizleriyle sonuç ortaya konulması gerekir. Altyapının düzeltilmesi, düzenli su kalitesi izlenmeli ve sonuçları şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmalı.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.