Şevval Koç
Türkiye’de iş kazaları ve meslek hastalıkları her yıl binlerce can alırken ya da kalıcı bedensel hasara neden olurken bu tablodan en ağır darbeyi alan grupların başında Romanlar geliyor.
Atık toplayıcılığı, hurdacılık, seyyar satıcılık ve mevsimlik tarım işçiliği gibi güvencesi en az olan çalışma alanlarında yoğunlaşan Romanlar için iş sağlığı ve güvenliği adeta bir kriz noktasına ulaşmış durumda. Bu konuda yapılan araştırmalar Romanların yaşadığı iş sağlığı ve güvenliği risklerinin henüz çocukluktan itibaren başladığını gösteriyor.
Roman Aktivist ve Araştırmacı Cumur Ülker, “kimin yaşayacağına ve öleceğine” karar verenin sermaye ve politik sistemler olduğunu söylüyor ve bununla neyi anlatmak istediğini şu cümlelerle dile getiriyor: “Romanların yaşam süresinin kısa olması kader, yaşam tarzı seçimi, ya da basit bir yoksulluk sonucu değildir. Bu durum sömürgeci kapitalizmin insanı ve emeği hiyerarşik olarak sınıflandırmasının sonucudur. Yani ırksallaşmış bir iş bölümüdür. İhlal döngüsü Romanlar için daha anne karnında başlamaktadır.”
Araştırmalara göre Romanların çalışma hayatındaki dezavantajları işe başvuru yapma aşamasından çok önce şekilleniyor. İşe girişteki en büyük engel çocuğun eğitimde yaşadığı kopuşlarla başlıyor. Çocukların ayrımcılık, yoksulluk gibi nedenlerle eğitime dahil olmaması yetişkinliğinde nitelikli işgücü piyasasına dahiliyetine de engel oluyor.
Ülker, bu konuda şunları belirtiyor: “Romanları yaşamak zorunda bırakıldığı mekanlar ile sağlıklı beslenme ya da koruyucu sağlık hizmetlerine erişim daha en başında işe girmeden engellenir.”
İş yaşamına giriş ile ilgili süreçte daha sonra kurumsal dışlanmalar kendini gösteriyor. İş başvuru süreçlerinde kendini gösteren etnik köken temelli önyargılar Romanların denetimlerin sıkı olduğu alanlarda iş bulmalarını engelliyor. Resmi istihdam kanallarıyla iş bulmakta zorlanan Romanlar merdiven altı diye tabir edilen iş sağlığı ve güvenliğinden (İSG) yoksun alanlarda çalışmak zorunda kalıyor.
Ülker’in dikkat çektiğine göre kötü barınma ve yetersiz beslenme koşulları nedeniyle Romanların birçoğu gençlik dönemine zaten kronik sağlık zorunlarıyla başlamak zorunda kalıyor. Bireyler fizyolojik durumlarına uygun olmayan işlerde çalışmaya başlıyor ve İSG riskleri bir sarmal şeklinde kendini gösteriyor.
Kayıt dışı işlerde çalışmak zorunda bırakılan Romanlar 6331 sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu’nun sağladığı hukuki koruma mekanizmalarından tamamen mahrum bir şekilde sahada çalışmaya devam ediyor.
Bu durum sektörel bazda incelendiğinde Atık Toplayıcıları ve Hurdacılar için kesici-delici alet yaralanmaları, zararlı atıklarla temas halinde kapılma riski yüksek bulaşıcı hastalıklar, geceleri araç çarpması nedeniyle yaşanan yaralanmalar, mevsimlik tarım işçilerinin koruyucu kıyafetler olmadan çalışması nedeniyle yakalanma riskleri yüksek olan kanser gibi hastalıklar, müzisyenlerin yaşama riski yüksek olan işitme sorunu ve sigara dumanı solumalarından kaynaklı mücadele ettikleri solunum yolu hastalıkları bunların sadece bir kısmını oluşturuyor.
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8779 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8416 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6949 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6487 kez okundu
5
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
5947 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5327 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5117 kez okundu
1
Sendikalaşma öncesi işten çıkarmalar: TOG’da çalışanlar “küçülme” gerekçesini sorguluyor
8335 kez okundu
2
“Dershane öğretmenliği madende çalışmak kadar zor”
4568 kez okundu
3
Bursa Agora Çarşı’da el emeği pazarı
4126 kez okundu
4
Tekstil sektörü bitiyor mu?
3624 kez okundu
5
Ev işçisi zor durumda: Tam günlük emeğe yarım günlük ücret
3103 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.