Ankara
18°

AÇIK

Meşe ormanlarında “kum ocağı” alarmı
  • 9.Köy
  • Çevre
  • Meşe ormanlarında “kum ocağı” alarmı

Meşe ormanlarında “kum ocağı” alarmı

Tekirdağ Çorlu'da planlanan kuvars kumu ocağı kapasite artışı projesi, orman alanları, yeraltı su kaynakları ve tarımsal üretim alanlarını tehdit ediyor. Bilim insanları bölgedeki doğal meşe ormanlarının iklim değişikliği açısından korunması gereken önemli bir genetik rezerv olduğunu vurgularken, sivil toplum temsilcileri projenin doğal ve arkeolojik sit alanlarını da kapsayan havzada geri dönüşü olmayan tahribata yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

ABONE OL
8 Eylül 2026 11:29
Meşe ormanlarında “kum ocağı” alarmı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Serap Cömertoğlu İşcan

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesine bağlı Seymen Mahallesi Ağırmeşe-Esetçe mevkiinde planlanan “IV. Grup Kuvars Kumu Ocağı ve Yıkama-Eleme Tesisi Kapasite Artışı ile İlave Tikiner Ünitesi Projesi”, orman alanları, su kaynakları ve ekolojik denge üzerindeki olası etkileri nedeniyle bölgede endişe yaratıyor.

Proje kapsamında mevcut 24,96 hektarlık ÇED alanının 44,07 hektar artırılarak toplam 69,03 hektara çıkarılması planlanıyor.

Yıllık 360 bin ton üretim kapasiteli kuvars kumu ocağının, eleme tesisinin ve yıkama tesisinin kapasitesinin 290 bin ton artırılarak yıllık 650 bin tona yükseltilmesi hedefleniyor. Proje kapsamında ayrıca ilave Tikiner Ünitesi kurulması öngörülüyor.

354,89 hektarlık ruhsat alanı içerisinde iki poligondan oluşan toplam 44,07 hektarlık ÇED talep alanı belirlenirken,  “ÇED Gerekli Değildir” kararıyla çevreyi tehdit eden alan 69 hektarı aşacak.

Mevcut durumda 1,23 hektar büyüklüğünde olan çöktürme havuzuna ek olarak 1,18 hektarlık yeni bir çöktürme havuzu yapılması planlanıyor.

Faaliyet kapsamında kuvars kumu çıkarılması, kırma-eleme işlemleri, yıkama faaliyetleri, stoklama ve depolama işlemleri ile nakliye faaliyetleri gerçekleştirilecek. Ve bu tablodan bölgenin tarım alanları, arıcılık faaliyetleri, doğal bitki örtüsü, yeraltı ve yerüstü su kaynakları ile kırsal yerleşim birimleri büyük ölçüde olumsuz etkilenecek.

Prof.Dr. Doğanay Tolunay

“Bölge önemli bir gen kavuzu”

Bölgenin önemli bir gen havuzu niteliği taşıdığını ve meşe ormanlarının korunması gereken genetik rezervler olduğuna dikkat çeken İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, projenin bölge ekosistemi, orman varlığı ve su kaynakları üzerindeki olası etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Çorlu’daki havaalanının kuzeyinde, orta ve üst miyosende çöken kumların bulunduğu geniş alanda halihazırda birkaç kum ocağının faaliyet gösterdiğini, zaman zaman bu ocakların kapasite artırımı talebinde bulunduğunu veya yeni ruhsatlar verildiğini anlattı.

Miyosen kumullarının bulunduğu bölgede tarım alanları ile meşe ormanlarının yer aldığını ifade eden Tolunay, bu meşe ormanlarının uzun yıllardır insan baskısıyla çalılaşmış olmasına rağmen, bozkır özelliği gösteren İç Trakya’ya ve Marmara Denizi’ne doğru en fazla sokulan ormanlar olduğunu vurguladı.

Kuzeydeki Karadeniz iklimi ile güneydeki Marmara iklimi arasında geçiş bölgesinde bulunan bu ormanların yoğun tahribata rağmen ayakta kalmayı başaran ormanlar olduğunu ifade eden Tolunay, bozkır alanlarına kadar uzandıkları için önemli bir gen havuzu niteliği taşıdıklarını söyledi. Gelecekte iklim değişikliği nedeniyle kuraklaşması ve ısınması beklenen iklim koşullarında yarı kurak-yarı nemli iklimde yaşayan bu meşe ormanlarının korunması gereken genetik rezervler olduğunu belirten Tolunay, bu nedenle bölgedeki meşe ağaçlarının eğri büğrü çalılar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini dile getirdi.

Çorlu Türkiye’de en az ormanı olan ilçelerden biri

Çorlu’nun Türkiye’de orman varlığı en az olan ilçeler arasında yer aldığını kaydeden Tolunay, ilçedeki toplam orman alanının yaklaşık 2 bin 35 hektar olduğunu ve bunun ilçe yüzölçümünün yalnızca yüzde 4’ünü oluşturduğunu söyledi. Ormanların önemli bölümünün ilçenin doğusunda ve kuzeydoğusunda bulunduğunu belirten Tolunay, mevcut ormanların yaklaşık bin 300 hektarının doğal meşe ormanı, kalan bölümünün ise ceviz, fıstık çamı, kızılçam, karaçam ve sedir ağaçlandırmalarından oluştuğunu ifade etti. Planlanan proje ile bu doğal meşe ormanlarının 69 hektarlık bölümünün kum ocağına dönüştürülmesinin öngörüldüğünü söyledi.

Kum ocağının geniş tarım alanları içerisinde kalan orman adacıkları üzerinde planlandığını belirten Tolunay, bunun bölgede yaşayan doğal türleri de etkileyeceğini ifade etti. Bölgede yaban domuzu, tilki, çakal, kirpi, tosbağa ile çeşitli yılan, kurbağa ve kertenkele türlerinin yaşadığını aktaran Tolunay, Anadolu sıvacısı, şah kartal ve üveyik gibi kuş türlerinin de bu ormanları kullandığını, Çorlu ve çevresinde toplam 94 kuş türünün yayılış gösterdiğini aktardı.

Yeraltı suları tehlikede

Bölgenin miyosen kumlarından oluşması ve bir bölümünde mevsimsel akışlı derelerin bulunması nedeniyle Çevre Düzeni Planı’nda yeraltı suyu besleme alanı olarak ayrıldığını belirten Tolunay, kum ocağının bulunduğu alanın güneyinde Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (TESKİ) tarafından kentin artan nüfusunun su ihtiyacını karşılamak amacıyla kuyular açılmasının planlandığını, kum ocağının yeraltı suyu besleme alanını olumsuz etkileyeceğini ifade etti.

Tolunay ayrıca, açılması planlanan kum ocağının birkaç kilometre uzağında, Önerler Köyü yakınlarında Geç Roma Dönemi’ne ait tuğla ve harçtan yapılmış su kanallarının bulunduğu alanın III. derece arkeolojik sit alanı olarak tescilli olduğuna dikkat çekti.

Murat Sevgi

Arkeolojik sit alanları da aynı havzada

Trakya Platformu Yürütme Kurulu Üyesi Murat Sevgi projenin, orman varlığı, hayvan geçişleri ve doğal yaşam açısından önemli konumdaki Ağırmeşe bölgesinin çevresindeki diğer 5 kum ocağıyla  birlikte değerlendirildiğinde bölgeye büyük zarar vereceğini ifade etti.

Bölge için çevre aktivistlerinin, uzun zamandır tabiat parkı yapılması için çalışmalar yürüttüğünü aktaran Sevgi, Çorlu ilçesine en yakın tabiat parkının Silivri’nin Danamandıra bölgesinde olduğunu vurguladı.

Ayrıca kum ocağının bulunduğu ormanlık alanın doğal ve arkeolojik sit alanlarının yer aldığı bir havza içerisinde bulunduğunu belirten Sevgi, kum ocağının orman varlığı içinde yer almasının ve hemen yanından geçen Kınık Deresi havzasında bulunmasının kritik önem taşıdığını söyledi.

Kınık Deresi’nin İstanbul ile Tekirdağ il sınırını oluşturan su yollarından biri olduğunu ifade eden Sevgi, derenin kaynağının bulunduğu Veliköy bölgesinde Traklardan kalma su yapılarının bulunduğunu, hattın büyük bölümünün dere yatağında yer aldığını ve arkeolojik sit alanı olduğuna dikkat çekti.

Esra Ay

Çorlu Kent Konseyi itiraz edecek

Projeye itiraz edeceklerini belirten Çorlu Kent Konseyi Başkanı Esra Ay ise bölgenin ormanlık alanında böyle bir planlamayı istemediklerini, sanayi baskısı altındaki ilçenin önemli yeşil alanlarından biri olduğunu vurguladı.

 Firmanın yıkama işlemi için tankerlerle su getirileceği yönündeki beyanının gerçekçi olmadığını öne süren Ay, Tekirdağ’ın en önemli çevresel sorunlarından birinin su sorunu olduğunu, kapasite artışının mevcut durumu daha da kötüleştireceğine yönelik kaygılar bulunduğunu söyledi.

Kum ocağı ile yıkama-eleme faaliyetlerinden kaynaklanacak toz oluşumu ve kamyon trafiğinin yaratacağı toz yükünün de endişe yarattığını belirten Ay, hakim rüzgar yönlerinin dikkate alınması gerektiğini, poyrazın etkisiyle tozun geniş alanlara taşınabileceğini ifade etti.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.