İlayda User
Çiçeklenme döneminin bölgelere ve rakımlara göre değişmesi, arıcıların sezon boyunca kovanlarıyla birlikte farklı noktalara hareket etmesini gerektiriyor. Dorse arıcılığı, kovanlarının bir TIR veya kamyon dorsesine katlı ve düzenli bir sistemle yerleştirilerek taşındığı modern bir gezginci arıcılık yöntemi olarak tanımlanıyor. Kovanlar, taşımayı kolaylaştıracak şekilde düzenlenen dorselere yerleştirilerek bir bütün halinde yeni üretim alanlarına götürülüyor.
Sistemin nasıl uygulandığını, kovanların dorsedeki yerleşimini ve sezon boyunca izlenen rotayı dorse arıcılığı yapan firma kurucularından Pınar ve Alaaddin Güvenç anlattı.

Alaaddin Güvenç ve firma ortakları
Dorse arıcılığının Türkiye’de çok yaygın olmadığını ifade eden Alaaddin Güvenç şu bilgileri verdi: “Bu sistemin en büyük avantajı çok daha rahat hareket ediyor olmamız. Uygun bölgeyi belirlediğimizde birkaç saat içinde hazırlanıp yola çıkabiliyoruz. Bakımlar da nispeten daha kolay oluyor. Diğer arıcılardan bizi ayıran en önemli özellik ise 7/24 izlenebiliyor olmamız. Müşterilerimiz de bu süreçleri izliyor. Balda en önemli sorun güven oluyor. Bizde bu sorunu bu şekilde çözmeye çalışıyoruz. Tamamen doğalık esasıyla çalışarak tüm uygulamalarımızı izletiyoruz.”
Güvenç dorsenin içerisinde 280 kovan arı bulunduğunu, gidilecek bölgeye göre yaklaşık 50-60 yedek boş kovan da taşınabildiğini ifade etti. Kovanların dorsede dışarıya bakacak şekilde yan yana ve üst üste yerleştirildiğini de belirten Güvenç, “Arıların giriş yerini de çeşitli renklerde yaparak arıların yerlerini daha kolay bulmasını sağlıyoruz” dedi.
Dorse arıcılığında sezon boyunca farklı bölgelere hareket ettiklerini belirten üreticiler, önceden yaptıkları flora araştırmalarına göre kovanların rotasını belirliyor. Pınar Güvenç, “Gideceğimiz rotalara önceden giderek AR-GE çalışması yapıyoruz. Araştırıyor, floraya bakıyoruz. Arıları götürmeye değecek, uygun bölgeleri belirlediğimizde birkaç saat içinde hazırlanıp yola çıkabiliyoruz” dedi. Bir bölgede çiçeklenmenin en fazla bir ay devam ettiğini belirten Pınar Güvenç, bu nedenle genellikle aynı bölgede 1 ay kaldıklarını ifade etti.
Nisan ve mayıs aylarında genellikle Adana bölgesinde olduklarını ve arıları geliştirme aşamasında bulunduklarını belirten Güvenç, süreci şöyle anlattı:
“Bu dönemde genellikle arıları şekerle destekliyoruz ancak burada üretilen balları satmıyoruz. Mayıs ayının sonunda, haziran ayının başında floraları araştırarak uygun alanları belirliyoruz. Genellikle 1000-1500 rakımlı bölgelere çıkıyor ve burada tamamen saf üretime başlıyoruz. Bu bölgede yaklaşık bir ay kaldıktan sonra 1800-2000 rakımlara çıkarak yeniden flora araştırması yapıyoruz. En uygun bölgeyi belirleyip arıları oraya götürerek ikinci bir yayla balı hasadı almaya çalışıyoruz. Ağustos ve eylül aylarında ise arıların durumuna göre Muğla’ya giderek çam balı üretimi yapıyoruz. Muğla’dan tekrar Adana’ya dönerek kışlama sürecine geçiyoruz. Nisan ve mayıs aylarına kadar da arıların kış bakımını sürdürüyoruz.”

Dorsenin tasarımında sıcaklık ve havalandırma koşullarının önceden hesaplandığını belirten Alaaddin Güvenç, kış aylarında da arıların bakımının büyük ölçüde dorse üzerinde sürdürüldüğünü söyledi. Kış bakımında arıların kek ve şerbetle desteklendiğini aktaran Güvenç, “Yavru atımının devam etmesini sağlıyor, gerekli bakımları yapıyoruz. Bazen arı kaybımız oluyor ancak genel anlamda bugüne kadar büyük bir sorun yaşamadık” dedi.
Dorse arıcılığında karşılaşılan sorunlardan birinin rüzgar olduğunu belirten Güvenç, rüzgar alan kısımlarda “akma” olarak adlandırılan durumun yaşanabildiğini söyledi. Güvenç, “Üst kovanlardaki arılar kovanlarını tutturamayarak alttaki kovanlara geçebiliyor. Böylece bir kovanda nüfus azalırken diğerinde artış yaşanıyor. Dorsenin bir tarafının daha fazla güneş alması da verimi çok etkilemese de küçük kayıplara neden olabiliyor” diye konuştu.

Pınar Güvenç
Türkiye’de dorse arıcılığının henüz yaygınlaşmadığını belirten Güvenç, arıcıların alıştıkları düzenden vazgeçmek istememesinin bunda etkili olduğunu ifade ederek, şu bilgileri verdi:
“Dorse arıcılığı yavaş yavaş gelişen bir şey. İnsanlar geliyor, bakıyor, nasıl yaptığımızı soruyor ve araştırıyorlar. Ama benim gördüğüm kadarıyla bizim arıcılarımız alışkanlıklarından çok kolay vazgeçemiyorlar, alıştıkları düzeni değiştirmek istemiyorlar.”
Dorse arıcılığının iş yükünü önemli ölçüde azalttığını da belirten Güvenç, özellikle kovanların taşınması sırasında zaman ve iş gücünden tasarruf sağladıklarını anlattı.
Sistemin başlangıç maliyetinin geleneksel arıcılığa göre daha yüksek olduğunu aktaran Güvenç, dorse yapımı, işçilik, kamera ve güneş enerjisi sistemlerinin maliyeti artırdığını belirtti. Güvenç, sistemi müşterilerin üretim sürecini izlemesine imkân verecek şekilde tasarladıklarını belirterek, “İnsanlara balın doğallığını canlı olarak göstermiş oluyoruz. Güven oluşturmak için bu şekilde ilerliyoruz. Türkiye’de dorse arıcılığını izleme sistemiyle yapan ilk uygulama olduğumuzu düşünüyoruz” diye konuştu.
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
12374 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
9038 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8548 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7028 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6541 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5447 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5208 kez okundu
1
Sendikalaşma öncesi işten çıkarmalar: TOG’da çalışanlar “küçülme” gerekçesini sorguluyor
8387 kez okundu
2
“Dershane öğretmenliği madende çalışmak kadar zor”
4609 kez okundu
3
Bursa Agora Çarşı’da el emeği pazarı
4167 kez okundu
4
Tekstil sektörü bitiyor mu?
3661 kez okundu
5
Ev işçisi zor durumda: Tam günlük emeğe yarım günlük ücret
3142 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.