Ankara
19°

HAFİF YAĞMUR

Gebelikten yas sürecine uzanan yolculuk: Perinatal kayıplar
  • 9.Köy
  • Sağlık
  • Gebelikten yas sürecine uzanan yolculuk: Perinatal kayıplar

Gebelikten yas sürecine uzanan yolculuk: Perinatal kayıplar

Doç. Dr. Esra Sabancı Baransel, gebelikte kurulan güçlü bağın hem annenin sağlık davranışlarını olumlu yönde etkilediğini hem de bebeğin gelişimine katkı sunduğunu belirtirken, perinatal kayıp yaşayan ailelerin ise görünmeyen ancak derin izler bırakan bir yas süreciyle karşı karşıya kaldığını vurguladı.

ABONE OL
12 Ekim 2026 11:27
Gebelikten yas sürecine uzanan yolculuk: Perinatal kayıplar
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Nidanur Ateşyakar

Bir bebeğin dünyaya gelişi yalnızca doğum anıyla başlamıyor. Anne adayları, çoğu zaman daha gebeliğin ilk günlerinden itibaren hatta bazen hamile olduklarını öğrenmeden önce bile gelecekteki çocuklarına dair hayaller kuruyor. Bu süreçte gelişen duygusal bağ, annelik yolculuğunun en temel basamaklarından biri olarak görülüyor. Ancak gebelik döneminde veya doğum sırasında yaşanan bebek kaybı, özellikle annede derin izler bırakıyor.

İnönü Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esra Sabancı Baransel, perinatal kaybın anne ve aile psikolojisine etkisi ve yas sürecinde neler yapılması gerektiğine ilişkin 9. Köy’ün sorularını yanıtladı.

Baransel, anne ile bebek arasında gebelik döneminde kurulan bağın sadece duygusal bir yakınlık olmadığını, annenin yaşam biçimini ve sağlık davranışlarını şekillendiren önemli bir unsur olduğunu ifade etti. Baransel’e göre anne adayının bebeğini zihninde ve kalbinde ne kadar erken kabul etmesi, gebelik boyunca göstereceği özenin de o ölçüde artmasını sağlıyor.

“Mektuplarla duygusal köprü”

Baransel ve ekibi tarafından geliştirilen bağlanma temelli müdahale programı, anne adaylarının yalnızca gebelik hakkında bilgi edinmesini değil, aynı zamanda doğacak bebekleriyle güçlü bir duygusal bağ kurmasını hedefliyor.

Program kapsamında anne adaylarından doğacak çocuklarına mektup yazmaları isteniyor. Böylece anne karnındaki bebek, yalnızca doğumu beklenen bir birey değil, ailenin hikâyesinde aktif bir yer edinmeye başlıyor. Baransel, bu uygulamanın anne adaylarının bebekleriyle daha güçlü bir bağ geliştirmelerine katkı sunduğunu belirtti.

“Bağlanma sağlıklı gebeliği destekliyor”

Yürütülen araştırmalarda bağlanma temelli uygulamaların anne adaylarının stres düzeyini azalttığı ve gebelik deneyimini daha olumlu yaşamalarına yardımcı olduğu ortaya konuldu.

Baransel, güçlü bağ kuran anne adaylarının sağlıklı beslenmeye daha fazla özen gösterdiğini, fiziksel aktivitelerini düzenlediğini ve gebelik sürecini daha bilinçli yönettiğini ifade etti. Bu nedenle anne-bebek bağlanmasının hem annenin hem de bebeğin sağlığını destekleyen çok yönlü etkiler oluşturduğunu söyledi.

Perinatal yas süreci

Her gebelik mutlu bir sonla tamamlanmayabiliyor. Gebelik ya da doğum sürecinde yaşanan bebek kayıpları, aileler için derin ve çoğu zaman görünmeyen bir yas sürecini beraberinde getiriyor. Perinatal kayıp üzerine de çalışmalar yürüten Baransel, bu kayıpların toplumda yeterince görünür olmadığını, ancak ailelerin özellikle de annelerin yaşamında kalıcı izler bıraktığını dile getirdi. Dışarıdan sessiz görünen bu süreçte kadınların yoğun üzüntü, yalnızlık ve çaresizlik yaşayabildiğini ifade etti.

“Sosyal destek yas sürecini kolaylaştırıyor”

Araştırmalarda en güçlü destek kaynaklarının eşler ve yakın aile bireyleri olduğuna dikkat çeken Baransel, sosyal desteğin yas sürecinin sağlıklı şekilde ilerlemesinde önemli bir rol oynadığını belirtti.

Kayıp yaşayan kadınların zaman zaman yaşananlardan kendilerini sorumlu tuttuklarını ve suçluluk duygusu hissedebildiklerini söyleyen Baransel, bu noktada sağlık profesyonellerinin doğru bilgilendirme yapmasının ve duygusal destek sunmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.

“Ebeler yas sürecinde daha aktif rol almalı”

Perinatal yas bakımında ebelerin daha etkin görev üstlenmesi gerektiğini ifade eden Baransel, son yıllarda yaygınlaşan ebe polikliniklerinin bu açıdan önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.

Ebeliğin yalnızca doğum anıyla sınırlı bir meslek olmadığını belirten Baransel, “Bir ebe bazen yeni bir yaşamın ilk nefesine tanıklık ederken bazen de yarım kalan bir hikâyenin acısını paylaşan ilk kişi oluyor” dedi.

“Aileler yalnız bırakılmamalı”

Yürüttükleri çalışmaların gelecekte sağlık politikalarına ve ebelik bakım standartlarına katkı sağlamasını hedeflediklerini belirten Baransel, anne ve bebek sağlığını merkeze alan bütüncül bakım anlayışının daha sağlıklı ailelerin ve güçlü nesillerin yetişmesine katkı sunacağını ifade etti.

Baransel’e göre anne karnında başlayan görünmez bağ, doğru destek mekanizmalarıyla yaşamın her döneminde aileleri güçlendiren bir dayanışma ağına dönüşebiliyor. Bu nedenle hem gebelik sürecinde anne-bebek bağının güçlendirilmesi hem de perinatal kayıp yaşayan ailelerin yalnız bırakılmaması, toplum sağlığı açısından büyük önem taşıyor.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.