“Engelliler burada, sosyal devlet nerede” sloganıyla sokağa çıkıp eylem yapan engelliler, eve kapanmaktan kurtulup herkes gibi çalışma haklarına kavuşma istediklerini dile getirdi. Veriler de engelli bireylerin istihdamının İş Kanunu’nda belirtilen kotada olmadığını ve yıllar içinde azaldığını gösteriyor. Özel sektörde de cezadan kaçmak için “zoraki istihdam” uygulandığını belirten engelliler, işverenlerin “sigortanı yatıralım ama sen işe gelme” dediğini belirtiyor.

Haber: Berfin Bayır         15/01/2022     326 GÜN ÖNCE

ANKARA- “Eve kapanmak istemiyoruz”, “biz de insanız”, “çalışma hakkımız yok mu…” Bu sözler, herkes gibi çalışıp topluma katılma umudu yaşayan ama hayal kırıklığı yaşadığını söyleyen engellilere ait. Kızılay Sakarya Meydanı’nda bir araya gelen ve taleplerini haykıran engelliler, verilen sözlerin tutulmadığını, engelli istihdamı için getirilen kurallara uyulmadığını söyledi. Veriler, kamuda da özel sektörde de engelli istihdamı için konulan kotaların kağıt üzerinde kaldığını gösterdi. Engelliler, kamuya 5 bin 250 atama ve yüzde 3 olan kamuda istihdam kotasının yüzde 6’ya çıkarılmasını talebini dile getirdi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, Aralık ayı başında yaptığı açıklamada 3 binden fazla engellinin 2022 Ocak ayı sonunda kamuya atamasının yapılacağını duyurmuştu. 20 gün sonra ise Bakan Yanık, aynı tarihte ataması yapılacak engelli sayısını 2 bin 927 olarak açıkladı. Engelliler Ocak sonunda yapılacağı açıklanan bu atama sayısına tepkili. Tepkinin nedenini 9. Köy’e anlatan engelli dernekleri, “Engellilik her zaman farklı bir engel olarak insanların karşısına çıkmaya devam ediyor”  derken engelli bireyler ise hayallerinin kimseye muhtaç olmadan bir an önce kendi ayaklarının üzerinde durmak olduğunu belirtti. 

Kızılay’da yapılan eylemde 19 yaşındaki engelli Nazlıcan’ın sözleri durumu özetler nitelikteydi. 

19 yaşındaki Ortopedik Engelli Nazlıcan Kızılay’daki eylemde duygularını Anka Haber Ajansı’na anlattı

Kamu ve özel sektör verilerinde kapanmayan engelli açığı

Türkiye’de engelli bireylerin çalışma hayatında dezavantajlı konumunu değiştirmek için 4857 Sayılı İş Kanunu uyarınca 50’den fazla çalışana sahip özel sektör işletmelerinin çalışanlarının en az yüzde 3’ünün engelli olması gerekiyor. Kamu sektöründe ise bu kota en az yüzde 4 olarak belirlendi. Ancak veriler bu kotalara uyulmadığını gösteriyor. Engelli çalıştırmakla yükümlü olan işyerlerinde çalıştırılması gereken engelli işçi sayısı, Kasım ayında yayımlanan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Engelli ve Yaşlı İstatistik Bültenine göre 2021 yılında özel sektörde 110 bin 776, kamuda ise 19 bin 792 olmalıyken kamuda 18 bin 752 özel sektörde ise 97 bin 864 olarak kaydedildi.

657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa göre ise kamu kurum ve kuruluşları yüzde 3 oranında engelli çalıştırmak zorunda. 2021 Haziran istatistiklerine göre memur sayısı 4 milyon 834 bin 208. Buna göre engelliye sağlanması gereken memur istihdamı 145 bin 26 kişi olmalıyken Kasım 2021 itibariyle engelli memur sayısı sadece 62 bin 337. 

2021 Ekim ayında özel sektörlerde 50 kişiden fazla ve az çalışanı olan kamu ve özel kuruluşlarda işçi olarak çalışan engelli birey sayısı ise 104 bin 150. Özel sektörde istihdam edilmesi gereken işçi olarak çalışan engelli birey sayısının 110 bin 776 olması gerekiyor. Veriler, 2015’ten 2021 Ekim’e dek özel sektörde aktif olarak çalışan engelli birey sayısının, çalışması gereken engelli birey sayısının önüne hiç geçmediğini gösteriyor.

Boş kontenjana rağmen engelliler atanmıyor

Türkiye’de 2021 yılı Ekim ayı verilerine göre özel kuruluşlarda 20 bin 713, kamu kuruluşlarında ise 4 bin 101 açık kontenjan bulunuyor. 2021 yılı Ocak-Kasım ayı verilerine göre kamuda 338, özel sektörde ise 9 bin 374 olmak üzere toplam 9 bin 712 engelli birey işe yerleştirildi. İşe yerleşen engelli birey sayısı 2015’te 20 bin 455 iken bu sayı 2020’de 8 bin 853’e düştü.

Altı Nokta Körler Derneği Genel Başkanı ve Engelliler Konfederasyonu Başkanı Fermani Kurtel’e göre istihdam kuralları, 2011 yılından bu yana engellilerin aleyhine işletiliyor. “Her yıl yılda üç kez 657 sayılı Devlet Memurları Kanuna göre atama yapılması gerekirken bu atamalar yapılmıyor” diyen Kurtel, “2018’den bugüne kadar da bir kez atama gerçekleştirildi. Pandemi nedeniyle 2020’nin sonu 2021’in başlarında EKPSS sınav sonucuna göre bin 961 atama yapıldı” bilgisini verdi.

“Engellilerin istihdam edilebilmesi için kaç engelliyi istihdam ediyorlar ki kaynak yaratamıyorlar” diye soran Kurtel,  Anayasa’ya göre herkesin kanun önünde eşit olduğunu hatırlattı. Kurtel, “Eşittir diyor ama bu eşitlik her zaman engelliler aleyhine işliyor” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

Altı Nokta Körler Derneği Genel Başkanı ve Engelliler Konfederasyonu Başkanı Fermani Kurtel

“Özel sektör engelliyi istihdam etmekten kaçınıyor”

Kurtel, özel sektörde engelli istihdamının düşük kalmasının nedenlerine de değindi. İstihdam edilen engellilerin yapabileceği işler için her türlü araç, gereç ve donanımın işyeri tarafından sağlanması gerektiğini hatırlatan Kurtel, “Eğer bunlar sağlanmazsa üretimde engellilerden yararlanamazlar. Alt yapıyı da oluşturması gerekiyor eğer engelliyi istihdam ediyorsa onu üretime katılması için her türlü aracı gereci donanımı sağlayacak ki engelliden üretime yönelik fayda yarar alacak. Eğer bunu sağlamazsa bu sefer de anlamsız hale geliyor” dedi.

Kurtel, engelli istihdamı için özel sektöre bir defaya mahsus verilen asgari ücret tutarındaki teşviğin sürekli hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Kurtel, “Bir kereye mahsus değil kişi başına her ay zorunlu hale getirilmesi gerekiyor. Sürekli hale getirildiğinde özel sektörün engelleri istihdam edeceğini düşünüyoruz” dedi. 

Özel sektör cezadan kaçma yollarını buluyor

Engelliler ve Gençlik Derneği Başkanı Coşkun Gök 9. Köy’ün sorularını yanıtlarken, yasal olarak engelli çalıştırmadığı zaman ceza ile karşı karşıya gelen işyerlerinin bu cezanın üstesinden gelmek için arka kapı yolları bulduğunu anlattı. Gök, şunları söyledi: “Örneğin sürekli İŞKUR’a ilan verebiliyor. Gelen işçilerin niteliklerinin uygun olmadığını gerekçe olarak söyleyebiliyor. Bununla yıllarca engelli çalıştırmadan ve ceza da yemeden devam edebiliyor. Ceza yiyenler bir şekilde yolunu buluyor. Birilerinin ayarlıyor ve idari para cezasını kaldırabiliyorlar. Özel sektörde engelli istihdam edilmemesinin bir sebebi bu.” 

İşyerinde ayrımcılık: “Sen işe gelme”

Gök, engellilerin toplum yaşamına katılabilmesi için konulan çalışma şartının nasıl istismar edildiğini de anlattı. Kağıt üzerinde bir işyerinde çalışıyor görünse de aslında fiilen çalıştırılmayan çok sayıda engelli olduğunu söyleyen Gök, “Engelliyi işe alıyorlar ama ‘sen buraya gelme, biz senin sigortanı yatıralım ama işe gelme’ diyen yüzlerce” dedi.

Gök, doğrudan müşteriyle iletişim kurulan bazı işyerlerinde ayrımcılığın çok daha ağır biçimde yaşandığını vurguladı. Gök, “Özellikle bankalar gibi görselliğe daha fazla önem verilen işyerlerinde engellilerin kendisi istihdam edilmez. İsim olarak orada çalışıyor görünür” dedi. Engelliler ve kadınlar için çalışmanın sadece para kazanma meselesi olmadığını aynı zamanda toplumsal yaşama dahil olma meselesi olduğunu belirten Gök, şunları vurguladı: “Bir insanın üretebilmesi lazım. Bir insan, örneğin kaynakçıysa kaynak yapması lazım, engelli ya da engelsiz o insanın kaynakçı olduğu için maaş alması önemli bir şeydir ama kaynak yapması da gerekiyor. Çünkü onun becerisi o, kendisini var etme şekli o. Engelliyi siz eve gönderdiğiniz zaman onu yapamamış olacak. O işyerinde çalışan insanlarla temas edememiş olacak. Ev ortamından uzaklaşamamış olacak.” 

Engellilerin gerçekten niteliklerine uygun işlerde çalıştırılmasının zorunlu hale getirilmesi gerektiğini de belirten Gök, “Çünkü makine mühendisi birisine işyerinde çaycılık yaptırılabiliyor ya da telefonlara baktırılabiliyor, bunun önüne geçilmesi lazım” dedi.  

“Demokrasi ve istihdam birbirine paralel”

İsmini vermek istemeyen bir engelli, Türkiye’de engellilerin istihdamıyla ilgili özel sektörde etik dışı yollar izlendiğini vurgulayarak “Örneğin özel sektörde 50 kişi çalıştıran bir iş patronu haliyle engelli çalıştırmak zorunda. Fakat sırf engelli çalıştırmamak için bunu 49 sayıda sabit tutuyor, bunu özel sektör çok uyguluyor” dedi. 

Her ülkede olduğu gibi demokrasi ve istihdamın birbirine paralel olduğuna dikkat çeken görme engelli birey şöyle devam etti: “Türkiye; 2013, 2014 ve 2015’ten itibaren dünya verilerine baktığında Türkiye hukuk endeksi, demokrasi endeksi ve adalet endeksi açısından gittikçe geriledi. Haliyle istihdama da yansıyor.” Ankara'da eylem yapan engelliler istihdam sorunlarını haykırdılar 

“Amacımız bir an önce ekonomik olarak kendi ayaklarımızın üzerinde durmak”

Yeniden sınava gireceğini söyleyen işitme engelli Serap Karadeli de “Uzun zamandan beri atama bekliyorduk fakat verilmemişti. Şu an yeni bir atama verildi, 3 bin ve 4 bin üzerinde bir sayı söylenirken maalesef 2 bin 927 gibi bir sayı verildi” dedi. Bakanlığında yaptığı açıklamada ‘Engelli öğretmenlerle beraber toplamda biz 3 bin ve üzeri verdik’ denildiğini ifade eden Karadeli, “Şu an belli bir şey yok kılavuz henüz yayımlanmadı. İnsanların her zaman bir umudu vardır ya bizim de öyle. Çünkü zaten amacımız bir an önce ekonomik olarak kendi ayaklarımızın üzerinde durmak, o şekilde hayatımıza devam etmek istiyoruz” diye konuştu. EKPSS’de sınava girenlerin gerçekten engelli olup olmadığıyla ilgili düzenleme yapılması gerektiğine de dikkat çeken Karadeli şunları ekledi: “Gerçekten bu şahıs işitme engelli mi? Gerçekten bu şahıs zihinsel engelli mi? Aslında bu şahıs engelli mi? İlk önce aslında bununla ilgili çözümlemeler yapılması gerekiyor.  O engellileri bir ayırmak gerekiyor. Herkesin anlayışı bir değil. Bütün engellilerin anlayabilecekleri düzeyde seviyelerine göre sınavın o şekilde oluşması gerekiyor.”