DOLAR 45,9096 0.16%
EURO 53,4310 -0.11%
ALTIN
Ankara
20°

PARÇALI AZ BULUTLU

Denizde kadın olmak: Yalnızlık ve kanıtlama çabası
  • 9.Köy
  • Emek
  • Denizde kadın olmak: Yalnızlık ve kanıtlama çabası

Denizde kadın olmak: Yalnızlık ve kanıtlama çabası

Denizcilik sektöründe kadınlar hâlâ azınlıkta. Açık denizlerde yalnızlık ve ön yargılarla mücadele eden kadınlar, mesleklerini sürdürürken aynı zamanda varlıklarını kabul ettirmek için çaba harcıyor.

ABONE OL
1 Haziran 2026 10:25
Denizde kadın olmak: Yalnızlık ve kanıtlama çabası
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Alara Türkeli

Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (IMO), 2024 verilerine göre kadınlar sektörün yalnızca yüzde 19’unu oluşturuyor.

Erkek egemen yapısıyla öne çıkan denizcilik sektörü, açık denizlerde sadece dalgalarla değil; yerleşik önyargılarla da mücadele eden kadınların hikâyeleriyle değişiyor.

“Denizcilikte En İyi 100 Kadın” listesine giren Kaptan Damla Gerzeli, kruvaziyer gemilerinde üçüncü zabit olarak görev yapan Burçin Gülşah Düzülütaş ve mesleğin psikolojik yükünü deneyimleyen Klinik Psikolog Ezgi Güven Kale ile denizde kadın olmanın zorluklarını konuştuk.

“Kadın kaptan hâlâ alışılmamış bir şey”

2008 yılında stajyer olarak başladığı kariyerinde bugün uzakyol gemi kaptanı olarak görev yapan Kaptan Damla Gerzeli, sektörde kadınların üst pozisyonlara gelmesinin günümüzde alışılmışın dışında algılanmaya devam ettiğini söylüyor.

Gerzeli, denizciliğe başladığı dönemi şu sözlerle anlatıyor: “2008 yılı kadın denizcilerin çalıştırılmadığı bir dönemdi. Çok az firma kadın çalışan alıyordu. Kadınları cesaretlendirecek destekler de yoktu.

Aradan geçen yıllara rağmen zihniyetin tam anlamıyla değişmediğini belirten Gerzeli, özellikle kaptanlık gibi yönetici pozisyonlarında kadınların tercih edilmediğine şöyle dikkat çekiyor: “Bir şirket görüşmesinde bana ‘Henüz kadın kaptan almadık ama bir gün alırsak sizinle çalışmak isteriz’ dediler. Onore mi olsam üzülsem mi bilemedim.

Burçin Gülşah Düzülütaş

“28 erkeğin arasında tek kadındım”

Kruvaziyer gemilerinde üçüncü zabit olarak görev yapan Burçin Gülşah Düzülütaş, denize ilk adım attığı dönemde karşılaştığı tabloyu şöyle anlatıyor: “İlk gemimde 28 erkek vardı, aralarında tek kadındım. Daha en baştan ‘sen kadınsın, bunu yapamazsın’ önyargısıyla karşılaşıyorsunuz. Bazı işleri yapmanıza izin vermiyorlar. Ama yapmadan nasıl öğreneceksiniz?

Denizciliğin okuldan çok sahada öğrenilen bir meslek olduğunu vurgulayan Düzülütaş, kadınların bu önyargılar nedeniyle deneyim kazanmasının dahi zorlaştırıldığını belirtiyor.

Kadınların denizcilik serüveni yeni başlıyor

Sektördeki ataerkil yapının tarihsel kökenlerine değinen Klinik Psikolog Ezgi Güven Kale ise Türkiye’de kadınların denizcilik eğitimine kabulünün görece yeni olduğunu hatırlattı. Kale, İstanbul Üniversitesi’nin 1991’de, Dokuz Eylül Üniversitesi’nin 1997’de ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nin 1999’da kadın öğrenci kabul etmeye başladığını belirtti.

Kadın denizcilerin ortak hikâyesi: Kendini kanıtlama ihtiyacı

“Yapamazsın” baskısının kadınları sürekli kendini kanıtlama döngüsüne ittiğini söyleyen Düzülütaş, direncin belirleyici olduğunu şu sözlerle ifade ediyor: “Her zaman ‘hayır, yapacağım’ diyerek biraz direnç göstermeniz gerekiyor. Bu galiba çoğu kadın denizcinin ortak hikâyesi.”

Kadınların fiziksel olarak yetersiz olduğu yönündeki yaygın algının da gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Düzülütaş, “Ağır işleri kadınlar da yapıyor. Zaten bazı yükleri erkekler de kaldıramaz. Bu, cinsiyetle ilgili değil” diyerek ayrımcı bakış açısını reddediyor.

“Kadının yeterliliği sürekli sorgulanıyor”

Gerzeli’ye göre sorun yalnızca sektörle sınırlı değil; daha derin bir toplumsal yapıdan besleniyor: “Toplumumuz ataerkil olduğu için kadının her işte yeterliliği sorgulanıyor. Denizcilik de bunun bir yansıması.

Her iki isim de sektörde kısmi bir değişim yaşandığı konusunda hemfikir. Gerzeli, bu dönüşümü “bir bayrak yarışı” olarak tanımlıyor ve şunları söylüyor: “Eskiden kadınlar alt pozisyonlara bile alınmıyordu. Şimdi stajyer ve zabit pozisyonlarında çalıştırılıyorlar. Ama kaptanlık gibi üst pozisyonlarda hâlâ direnç var.

Şirketlerin en büyük çekincesinin ise erkek personelin kadın yöneticiye nasıl tepki vereceği olduğu belirtiliyor.

“Bu meslek herkesi zorlar, sadece kadınları değil”

Denizciliğin doğası gereği riskli ve zor bir meslek olduğunu vurgulayan Gerzeli, yaşanan sorunların yalnızca kadınlara özgü olmadığını da hatırlatıyor. Taciz, mobbing ve şiddetin sektörde genel bir sorun olduğuna dikkat çeken Gerzeli, geçmişte yaşanan ölümcül vakaları örnek göstererek denizciliğin sert koşullarını anlatıyor.

Ancak kadınların “kırılgan” olarak görülmesinin ayrı bir ayrımcılık yarattığını da Gerzeli şöyle ekliyor: “Kadınları korumak istediklerini söylüyorlar ama aslında bu da bir ayrımcılık. Bu mesleğin içinde olamayacağımızı düşünüyorlar. Oysa birçok noktada daha güçlü ve öngörülüyüz.”

Ezgi Güven Kale

“Gurur duyuyorum”

Tüm zorluklara rağmen kadınların sektörde giderek daha görünür hâle geldiğini söyleyen Gerzeli, bu değişimi umut verici buluyor ve şöyle konuşuyor: “Her geçen gün kadınları daha üst pozisyonlarda görünce gurur duyuyorum. Yapamazsın denileni yaptıklarını görmek çok kıymetli.”

Durumun psikolojik boyutuna değinen Güven Kale ise denizciliğin doğası gereği yalnızlık içerdiğini ancak kadınlar için bu yalnızlığa bir de “görünmezlik” hissinin eklendiğini belirtiyor. Kale, “Denizciler genel olarak yalnızlık çeker ancak kadınlarda buna ‘görünmezlik’ hissi de ekleniyor. ‘Burada bana yer var mı?’ sorusuyla başa çıkıyorlar. Bu his, uzun vadede özgüven zedelenmesi yaratıyor” diyor.

Bu gelişmelere rağmen bazı önyargıların hâlâ sürdüğünü ifade eden Kale, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Hâlâ gemisinde kadın istemeyen, ‘kadın uğursuzluk getirir’ diyen kaptanlar var. Bu sadece yaş almışlarda değil, gençlerde de görülüyor. Kadınlar gemide kendi cinsiyetlerini temsil ediyorlar; bir hata yaptıklarında bu tüm kadınlara mal ediliyor. Bu, omuzlarda taşınan görünmez bir yük.”

Bedenlerine uygun iş kıyafetleri bile karşılanmıyor

Kadın denizcilerin karşılaştığı sorunların yalnızca psikolojik olmadığını da vurgulayan Kale, gemilerde kadınların bedenine uygun iş kıyafetleri, ayakkabılar ve hijyen ürünleri gibi temel ihtiyaçların dahi zaman zaman karşılanmadığını söylüyor. Psikolojik desteğin de en az fiziksel sağlık kadar temel bir hak olması gerektiğini belirten Kale, mesleğe yeni başlayan kadınlar için mentörlük ve dayanışma ağlarının önemine dikkat çekiyor.

İyi bir lider, yardım istemeyi güçsüzlük olarak görmez. Doğru zamanda yardım istemek, en büyük dayanıklılık örneğidir” diyen Kale, sektörde değişimin ancak bu anlayışın yaygınlaşmasıyla mümkün olacağını ifade ediyor.

Denizcilikte kadınların varlığı her geçen gün daha görünür hâle gelse de bu görünürlük eşitlik anlamına gelmiyor. Açık denizlerde kadınlar yalnızca mesleklerini icra etmiyor; aynı zamanda varlıklarını kabul ettirmek ve kendilerinden sonra gelecekler için alan açmak zorunda kalıyor.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.