Ankara
23°

PARÇALI AZ BULUTLU

Anayasa’da hak, pratikte yasak: İşçilerin grev hakkı nasıl engelleniyor?
  • 9.Köy
  • Emek
  • Anayasa’da hak, pratikte yasak: İşçilerin grev hakkı nasıl engelleniyor?

Anayasa’da hak, pratikte yasak: İşçilerin grev hakkı nasıl engelleniyor?

Anayasa ile güvenceye alınan grev hakkı, son 24 yılda 22 kez ertelenerek yaklaşık 200 bin işçinin fiilen engellenmesine yol açtı. İşçiler ve sendikacılar karşılaştıkları hukuksuzlukları ve engellemelere rağmen nasıl mücadele ettiklerini 9. Köy’e anlattı.

ABONE OL
21 Eylül 2026 19:29
Anayasa’da hak, pratikte yasak: İşçilerin grev hakkı nasıl engelleniyor?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Abbas Vural

Türkiye’de Anayasa ile güvence altına alınan grev hakkı, iktidarların “milli güvenlik” ve “genel sağlık” gerekçeleriyle aldığı erteleme kararlarıyla fiilen sınırlandırılıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidara gelmesinden sonra 22 grev ertelenirken, yaklaşık 200 bin işçinin grev hakkı engellendi.

Türkiye’de  grev ve toplu iş sözleşmesi hakkı, ilk defa 1961 Anayasası ile anayasal güvenceye kavuşarak 1963 yılında 275 sayılı “Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu” ile yürürlüğe girdi. Grev yasaklamaları ise ilk defa “milli güvenlik ve genel sağlık durumlarında uygulanmak üzere 12 Eylül darbesi sonrasında çıkartılan yasalarda yer alırken Anayasa’nın 54. maddesinde bulunan “Grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği hâller ve işyerleri kanunla düzenlenir” hükmü, iktidarların grev ertelemelerine gerekçe haline getirildi.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği “hak ihlali” kararına karşın, grev ertelemeleri son 25 yıldır iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde de devam etti. Ocak 2015’te 38 fabrikada grev kararı alan DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası’na üye işçiler lehine önemli bir karar alan AYM, geçmişteki grev erteleme/yasaklama kararlarının ölçüsüz ve Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmederek işçiler lehine hak ihlâli kararı  vermişti.

Son olarak 31 Temmuz 2025’te “milli güvenliği tehdit edici nitelikte” olduğu gerekçesiyle engellenen Maden İşçileri Sendikası’nın aldığı greve kararının ertelemesiyle,  son 24 yılda  ertelenen grev sayısı 22’ye ulaştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası ile gerçekleşen bu ertelemeler sonucunda yaklaşık 200 bin işçinin grev hakkı fiilen engellenmiş oldu.

En çok erteleme metal iş kolunda: Gerekçe milli güvenlik

Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri  bölümünden Prof. Dr. Aziz Çelik’in araştırmasına göre 2003-2025 yılları arasında grevi yasaklanan işçilere en çok “milli güvenlik” gerekçesi sunulurken en çok yasaklama ise metal iş kolunda gerçekleşti. Metal iş kolundaki son grev yasaklaması ise 2024 yılının sonlarında kurulan toplu sözleşme masasında Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası’nın (MESS) teklifini yetersiz bularak grev kararı alan Birleşik Metal-İş Sendikası’na karşı gerçekleşti.

Selçuk Çiftçi

“Grev yasakları sömürü çarkının devamı demek”

Grevler yasaklanmasına rağmen fiili grevlerini sürdürerek kazanım elde eden Birleşik Metal-İş Sendikası’nın Gebze 1 Nolu Şube Başkanı Selçuk Çiftçi, 9. Köy’e konuştu. Grev hakkının işçilerin en temel hakkı olduğunu belirten Çiftçi, grev yasaklamalarının ise sermaye birikim süreçlerinin kesintiye uğramadan devam etmesi için yasal olarak konulmuş tedbirler olduğunu söyledi.

İşçilerin çalışırken birçok baskıya maruz kaldığını ifade eden Çiftçi, grev yasaklamalarına karşı verdikleri mücadeleyi şöyle anlattı: “Biz onu kendi iç örgütlülüğümüzde zaten püskürtüyorduk ama sermaye ve devlet iş birliği, polis baskıları, patronların işten atma tehditleri ve sarı sendikal anlayışın grev süreçlerine dahil olması gibi sorunlar da yaşadık. Çünkü işçi sınıfının sınıf bilincini kırmak adına grev zamanlarında bunların hepsi devreye sokuluyor.

Türkiye işçi sınıfının tarihsel olarak grev yasaklamaları gibi birçok sorunla mücadele ettiğini hatırlatan Çiftçi, grevin anayasal bir hak olarak hayata geçmesinin de yine işçi sınıfının mücadelesiyle gerçekleştiğinin altını çizdi.

“2025’teki deneyim bürokratik sendikal sınırların aşıldığı meşru bir eylemdi”

2025’in başında Cumhurbaşkanı’nın erteleme kararına rağmen greve çıkan Çiftçi, bu mücadelelerini ise “Bürokratik sendikal sınırların aşıldığı, işçinin üretim geleneklerine ve doğrudan sınıf mücadelesine dayanan fiili ve meşru bir eylem” olarak tanımladı. Yasal hakları olan grevlerinin ertelenmesini fiili, sınıfsal ve tabandan gelen güçleriyle bertaraf ettiklerini söyleyen Çiftçi, bundan sonra da bu temelde mücadeleye devam edeceklerini vurguladı.

Önümüzdeki yıllarda diğer sendikalarda da buna benzer bir mücadele hattı oluşturulmasını dileyen Çiftçi, işçilerin ancak bu koşulda gerçek anlamda sözünü söyleyebileceğini belirtti.

“Yasağa rağmen meşru mücadeleyi sürdürdük”

2025 yılının başında grevleri yasaklanan Grid Solutions işçisi ve Birleşik Metal-İş Sendikası işyeri temsilcisi Soner Bayram da şunları söyledi: “Grev işçiler için her zaman son seçenektir fakat kimi zaman bu hakkımızı kullanmak zorunda kalabiliyoruz. Çünkü toplu sözleşme dönemlerinde şirketin sahip olduğu zenginliği yaratan işçiler olarak hak ettiğimiz ücreti alamayabiliyoruz. Bu noktada ise yasal engellemelere maruz kalmak üzücü fakat biz de bu haklarımızı kolay kazanmadık. Dolayısıyla eğer grev dediysek o dakikadan sonra sonuna kadar grev hakkımızı savunmalıyız.

“Milli güvenliği tehdit” gerekçesiyle grev yasaklamalarına tepki gösteren Bayram, böyle bir durum ile karşılaşmayı beklediklerini ve bu yüzden hazırlıklı da olduklarını söyledi: “Yakın tarihte çok fazla örneği olduğu için benzer bir durumun yaşanabileceğini biliyorduk. O yüzden greve giden süreçte sendikamızla tüm işçileri aydınlatıcı ve bilgilendirici çalışmalar yürüttük. Bu sayede de grevimizin ilk gecesi Cumhurbaşkanı grevimizi yasaklasa da ertesi sabah meşru mücadelemize devam etmek mümkün oldu.”

“Sendikasızlar sorgulamasın isteniyor”

Grev yasağına rağmen mücadeleye devam ederek daha adil bir ücrete ulaşan Grid Solutions işçisi Bayram, grev yasaklamalarının temel olarak Türkiye’nin dört bir yanında kötü koşullar altında çalışan işçilerin “uyanışa geçmemesi için” uygulandığını da vurguladı. Türkiye’de sendikasız çalışma oranının çok yüksek olduğunu vurgulayan Bayram, greve çıktıklarında, sendikasız işçilerin de durumlarını sorgulamaya başladığına dikkat çekti. Bayram, şunları söyledi:

Bu sorgulamalar olmasın diye grevimiz yasaklandı ama işçiler olarak kendi öz gücümüz ve sendikamız sayesinde bu yasakları aştık. Bu noktada ise şirketin işten çıkarma tehditleriyle karşılaştık ama biz de tıpkı işveren gibi işçilere toplu mesaj atarak yasal olarak bunun mümkün olmadığını ve er ya da geç kazanacağımız söyledik. Öyle de oldu, bundan dolayı mutlu ve gururluyuz.”

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.