Ankara
15°

AÇIK

“Evdeki kadın emeğini hukuk ve yasalar da görmüyor”

“Evdeki kadın emeğini hukuk ve yasalar da görmüyor”

Ev işleri, çocuk bakımı ve aile bireylerinin bakımını yıllarca üstlenen kadınların karşılıksız emeği, hukuken de yeterince görülmüyor. Avukat Nezahat Doğan Demiray, ücretsiz ev içi emeğin özellikle boşanma, nafaka ve mal paylaşımı süreçlerinde sınırlı biçimde dikkate alındığını belirtti.

ABONE OL
22 Ekim 2026 10:40
“Evdeki kadın emeğini hukuk ve yasalar da görmüyor”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İlayda User

Ev içinde yıllarca sürdürülen temizlik, yemek, çocuk bakımı ve aile bireylerinin bakımına ilişkin sorumluluklar, ücretli bir iş gibi doğrudan gelir sağlamıyor. Bu nedenle kendi adına geliri veya sosyal güvencesi bulunmayan kadınlar açısından çalışma hayatından uzak geçirilen yıllar, özellikle boşanma sonrasında ekonomik güvence sorununu beraberinde getirebiliyor.

Hukuk ise bu emeği en çok boşanma, nafaka ve mal paylaşımı gibi süreçlerde gündemine alıyor. Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkan Yardımcısı ve EŞİK Platformu Gönüllüsü Av. Nezahat Doğan Demiray, mevcut hukuk sisteminin kadınların yıllarca sürdürdüğü ev içi emeği yeterince korumadığını söyledi.

“Ev içi fiziksel ve düşünsel emek kadına yükleniyor”

Demiray, hukuki düzenlemelerde temel ilkenin eşitlik olduğunu ancak uygulamada ev içindeki fiziksel ve düşünsel emeğin büyük ölçüde kadınlara yüklendiğine dikkat çekti:

“Fiili durumda evlilikte ve ailede ev içi fiziksel ve düşünsel emek kadınlara yüklenerek normalleştiriliyor ve bu durumda kadınların yalnızlaştırıldığı görülüyor. Hukuk bu sorunu ancak önüne somut hukuki sorun olarak, örneğin boşanma sırasında geldiğinde, ‘görmek’ zorunda kalıyor. Hukuk kurallarının yalnızca kağıt üzerinde kadın ve erkeği eşit kabul etmesi yeterli değil. Bu kuralların somut olaylarda da eşitlikçi biçimde uygulanması ve kadının erkek karşısındaki ikincil konumunun ortadan kaldırılması gerekiyor.“

“İleri yaşlardaki boşanmalarda kadın yoksulluğu artıyor”

Evlilik süresince edinilen malların paylaşımında Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanıyor. Buna göre evlilik sırasında edinilen mal varlıkları, boşanma durumunda belirli kurallar çerçevesinde eşler arasında paylaşılıyor. Ancak ev işleri ve bakım sorumlulukları gibi karşılıksız emeğin bu paylaşımda ne ölçüde dikkate alındığı tartışılmaya devam ediyor.

Özellikle uzun süre boyunca yalnızca ev işleri ve bakım sorumluluklarını üstlenen kadınlar açısından sorunun daha görünür hale geldiğini belirten Demiray, “Özellikle ileri yaşlardaki boşanmalarda kadın yoksulluğu kaçınılmaz bir sorundur. Küçük yaşta evlenip ücret karşılığı olmaksızın tüm zamanını ve emeğini evine/ ailesine vakfeden bir kadının, boşanma durumunda hiçbir güvencesi olmuyor ve ortada kalıyor” dedi.

Av. Nezahat Doğan Demiray

Nafaka, ev içi emeğin karşılığı olabilir mi?

Ev içi emeğin boşanma sonrasındaki ekonomik sonuçlarının gündeme geldiği başlıklardan biri de yoksulluk nafakası. Yoksulluk nafakasının zaten çok düşük olduğuna işaret eden Demiray, “Yoksulluk nafakaları çok düşük, boşanma ile çocukların sorumluluğu kendisine kalmış veya geç yaşta boşanarak bir kariyer kurma imkanı olmayan kadın için ekonomik koşullar katlanılmaz olabiliyor” dedi.

“Ev içi emek var ama ekonomik karşılığı sınırlı”

Mevcut mekanizmaların ev içi emeğin gerçek ekonomik karşılığını karşılamadığını belirten Demiray, nafaka miktarlarının da çoğu durumda bu emeğin karşılığını oluşturmadığını ifade etti:

“Kişi boşanma sırasında ev işleri ve bakım sorumluluklarının yıllarca kendisi tarafından üstlenildiğini ortaya koymak zorunda kalabiliyor. Ancak bu emeğin dosyada tartışılması, buna denk bir ekonomik karşılığın ortaya çıkacağı anlamına gelmiyor .Bu nedenle sorun yalnızca ‘ev işi emek midir?’ sorusuyla sınırlı kalmıyor. Asıl tartışma, bu emeğin kişinin ekonomik geleceğini nasıl etkilediği ve boşanma sonrasında hukuk tarafından ne ölçüde telafi edilebildiği noktasında ortaya çıkıyor.“

Sosyal güvencesi olmayan kadın ne yapabiliyor?

Ev içi emeğin karşılığının ekonomik güvenceye dönüşmediği durumlarda, kendi adına geliri veya sosyal güvencesi bulunmayan kadınlar açısından boşanma süreci daha büyük bir ekonomik belirsizlik yaratabiliyor. Mevcut destek mekanizmalarının bu durumda ne ölçüde yeterli olduğu ise tartışma konusu.

Demiray bu konu hakkında, “Bu kişi evliyse aile kapalı bir kutu gibi değerlendiriliyor ve eşlerin bunu ortak çözmeleri gerektiğini görüyoruz. Aile yoksulluğu söz konusu ise devletin çok sınırlı ekonomik destek programları var. Ama boşanma durumunda yoksul kadın yalnız ve devletten alabileceği destekler yine çok sınırlı” değerlendirmesini yaptı.

“Mevcut hukuk yeterli değil”

Karşılıksız ev içi emeğin hukuki olarak yeterince korunmadığını belirten Demiray, mevcut uygulamaların kadınların ekonomik ve sosyal açıdan güçlenmesini sağlamada yetersiz kaldığını söyledi. Hukukun yalnızca boşanma, nafaka ve mal paylaşımı gibi somut uyuşmazlıklarda değil, kadın-erkek eşitliğinin tüm alanlarında uygulanması gerektiğini vurgulayan Demiray, Anayasa Mahkemesi kararlarının da bu açıdan önem taşıdığını ifade etti.

Demiray, Anayasa Mahkemesi’nin son dönemdeki bazı kararlarının Medeni Kanun’daki eşitlikçi yaklaşımla çeliştiğini savunarak, kadınların Türkiye’nin taraf olduğu başta CEDAW olmak üzere uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan eşitlik ilkelerinin uygulanması için haklarını araması gerektiğini söyledi.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.