Ateş Çatıkkaş
Kafelerde ‘kişi başı en az şu kadar harcama’, ‘masa başı minimum tüketim’ veya ‘kişi başı en az bir ürün’ gibi uygulamalar son dönemde tüketicilerin karşısına daha sık çıkıyor. İşletmeler artan kira, personel, enerji ve diğer maliyetler nedeniyle masa başına belirli bir gelir elde etmek isterken, tüketiciler ise yalnızca tüketmek istedikleri ürünün ücretini ödemek istiyor.
Tüketici Konfederasyonu aşkan Vekili Av. İbrahim Güllü, minimum harcama uygulamasının tüketici hukuku açısından durumunu, işletmelerin maliyet gerekçelerini ve tüketicilerin böyle bir uygulamayla karşılaştığında ne yapması gerektiğini değerlendirdi.
Minimum harcama ile masa, servis veya kuver ücretinin aynı hukuki uygulama olmadığını belirten Güllü, 2026 başında yapılan düzenlemeyle restoran, lokanta, kafe ve benzeri işletmelerin menü ve fiyat listelerinde servis, masa veya kuver ücreti adı altında ilave ücret almasının yasaklandığını hatırlattı.
“İşletmenin ‘Bu masada kişi başı en az X TL tüketim zorunludur’ demesi, doğrudan masa ücretiyle aynı kategoride değerlendirilemez. Uygulamanın nasıl sunulduğu, tüketiciye ne zaman bildirildiği, fiyat listesinde nasıl yer aldığı ve tüketici aleyhine haksız bir dengesizlik yaratıp yaratmadığı somut olarak değerlendirilmelidir” diyen Güllü, işletmenin ticari modeli ile tüketicinin hukuki hakkının birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı.
Minimum harcama şartının menüye veya işletme girişine yazılmasının uygulamayı otomatik olarak hukuka uygun hale getirmeyeceğine dikkat çeken Güllü, “Bir şartın yazılı olması, onu otomatik olarak hukuka uygun hale getirmez. Tüketiciyle müzakere edilmeden hazırlanmış bir şart, tüketici aleyhine dürüstlük kuralına aykırı bir dengesizlik yaratıyorsa haksız şart olarak değerlendirilebilir” ifadelerini kullandı.
İşletmenin sunduğu ürün veya hizmetin fiyatını önceden açıkça belirleyebileceğini aktaran Güllü, ancak yalnızca masanın işgal edilmesini ayrı bir gelir kalemine dönüştürmek ile ürün veya hizmet satışının koşulunu belirlemenin aynı şey olmadığını söyledi.
Kafelerin, “Müşteri saatlerce oturuyor, yalnızca bir kahve içiyor, masa dolu olduğu için başka müşteriye hizmet veremiyoruz” şeklindeki gerekçelerinin ticari açıdan anlaşılabilir olduğunu ifade eden Güllü, bunun tüketiciye zorunlu harcama yüklenmesini haklı çıkarmayacağını belirtti.
“Bir müşterinin iki saat oturup bir kahve içmesi işletme açısından ticari bir problem olabilir. Ancak çözümün tüketiciye zorunlu harcama yüklemek olup olmadığı ayrı bir meseledir” diyen Güllü, işletmelerin rezervasyon, süreli masa kullanımı veya farklı fiyatlandırma modelleri gibi hukuka uygun ve şeffaf yöntemlere başvurabileceğini kaydetti.
İşletmenin masa başına belirli bir gelir elde etmek istemesinin ticari hedefi olduğunu, tüketicinin ise yalnızca ihtiyacı olan ürünü satın almak istemesinin tüketim tercihi olduğunu dile getiren Güllü, “İşletme kendi kârlılık hedefini tüketicinin satın alma özgürlüğünün önüne koyduğu anda sorun başlıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Özellikle tüketicinin masaya oturduktan veya sipariş verdikten sonra daha önce kendisine bildirilmeyen bir minimum harcama şartıyla karşılaştırılmasının kabul edilemeyeceğine işaret eden Güllü, “Tüketiciye ‘Bu masada kişi başı 500 TL harcamak zorundasınız’ denilmesi ile bu şartın hesabın sonunda ortaya çıkarılması arasında çok büyük hukuki fark vardır” diye konuştu.
Tüketicilerin çoğu zaman fiyatın yüksekliğinden ziyade sonradan karşılarına çıkan zorunluluğa tepki gösterdiğini aktaran Av. İbrahim Güllü, “Bir tüketici 300 liralık kahveyi veya 500 liralık yemeği pahalı bulabilir ama fiyatı önceden biliyorsa satın alıp almamak konusunda tercih yapabilir. Sorun, ‘Fiyatı biliyorum ama başka seçeneğim yok’ noktasında ortaya çıkıyor” sözleriyle tüketicinin asıl itiraz noktasını anlattı.
“Tüketici zorlayıcı ve baskıcı uygulamaları kabul etmez. İnsan doğası gereği kendisine saygısız, zorlayıcı uygulamalara tepki gösterir ve bir daha da o işletmeye mecbur olmadıkça gitmek istemez” diyen Güllü, bu tür uygulamaların tüketici davranışını da değiştirebileceğini söyledi.
Tüketicilerin işletmeye girmeden veya sipariş vermeden önce fiyat listesini incelemesi gerektiğini belirten Güllü, masalarda QR kod kullanılabilse de tüketicinin talep etmesi halinde fiziksel menünün de verilmesinin zorunlu olduğunu hatırlattı.
“Minimum harcama şartının önceden ve açıkça bildirilip bildirilmediği kontrol edilmeli. Menüde veya girişte bulunan şartın fotoğrafı çekilmeli, hesabın ve ödeme belgesinin de saklanması gerekiyor” diyen Güllü, önceden bildirilmeyen bir bedelle karşılaşılması halinde işletmeye itiraz edilmesini önerdi.
Uyuşmazlığın niteliğine göre; Tüketici Hakem Heyeti, Ticaret Bakanlığı, İl Ticaret Müdürlüğü veya Reklam Kurulu’na başvurulabileceğini aktaran Güllü, tüketicilerin haklarını kullanmaktan çekinmemesi gerektiğini kaydetti.
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
13434 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
9071 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8566 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7042 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6551 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5483 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5215 kez okundu
1
Emekli maaşında dönüm noktası, 2008 oldu!
31406 kez okundu
2
Şişli Feriköy’de 2. el gece pazarı
17788 kez okundu
3
“Altın Sarısı” Şemdinli tütünü, altınla yarışıyor
9336 kez okundu
4
Üniversite bitirmek için “garsonluk-bulaşıkçılık” yapan öğrenci öyküleri
6018 kez okundu
5
Çiftçi tarlasına ne ekeceğini e-devletten öğrenecek!
4926 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.