Berfin Şengil
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kentin farklı köşelerindeki halk kütüphanelerinde biriken kalabalık, Türkiye’deki gençliğin gündelik yaşam mücadelesini ve ekonomik şartların mekânsal tercihlere yansımasını gözler önüne seriyor. Kapıların açılmasına saatler kala sırt çantaları ve termoslarıyla yola düşen yüzlerce genç için kütüphane; raf aralarında kaynak aranan bir bilgi merkezinden öte gün boyu ısınma, havalandırma, priz ve internet ihtiyacının karşılandığı ana yaşam alanına dönüşmüş durumda.
Söz konusu bu eksen kayması, resmî kurumlara ait verilerle de doğrudan doğrulanıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’nun yayımladığı son açıklanan Kütüphane İstatistikleri verilerine göre; halk kütüphanelerinden yararlananların sayısı yıllık yüzde 1,2’lik bir artış göstererek 39 milyonu aştı. Kayıtlı üye sayısı ise yüzde 6,4 artışla 7 milyon 160 bin 225’e ulaşmış durumda.
Akademik ve eğitim odaklı kullanım verilerine bakıldığında ise tablonun rengi değişiyor. Üniversite kütüphanelerindeki e-kitap sayısı yüzde 17,1’lik ciddi bir artış kaydederken, örgün ve yaygın eğitim kurumlarındaki okul kütüphanelerinde bulunan basılı kitap sayılarında yüzde 1,4 oranında belirgin bir duraksama ve düşüş göze çarpıyor. İstatistiksel olarak basılı materyal kullanımının geri plana düşmesine rağmen tesislerdeki fiziksel ziyaretçi sayısının 39 milyonu aşması, mekân kullanımındaki radikal değişimi teyit ediyor. Gençler kütüphanelere artık araştırma yapmak için değil, kentin sunduğu en nitelikli ve maliyetsiz sığınak olduğu için gidiyor.
Eğitim-öğretim döneminin başlamasıyla kütüphanelerin mevcut fiziki altyapısı, kitlesel bir akını karşılamakta yetersiz kalıyor. Artan talebe yanıt vermek amacıyla uygulamaya konulan online randevu sistemleri ve 3-4 saatle sınırlandırılan oturum kotaları ise mekânı bir gün boyu sığınak olarak kullanmak isteyen gençlerin kütüphane mesaisini daha da zorlaştırıyor. Yaşanan yoğunluk, Türkiye’de kamusal alan politikalarının ve gençlik altyapısının yeniden ele alınması gerektiğini gösteriyor.
Son bir yıldır yoğun şekilde halk kütüphanelerinde vakit geçirdiğini söyleyen 25 yaşındaki Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunu Dilek Acar bunun nedenleri üzerine 9. Köy’e konuştu. Üniversiteden mezun olduktan sonra alanında iş bulamadığını aktaran Acar, geçinebilmek için pek çok akranı gibi zincir marketlerde ve çağrı merkezlerinde, güvencesiz işlerde çalıştığını dile getirdi.
Kütüphanedeki “masasını” koruma gerekçelerini ise Acar, şu sözlerle anlattı: “Mezun olduktan sonra bir an evvel iş bulmam gerekiyordu ve kendi mesleğimin sınavlarına, stajına vakit harcayamazdım. Bu yüzden marketlerde, çağrı merkezlerinde epey çalıştım. Bir yıl önce ise ailemin desteği sayesinde çalıştığım yerleri bıraktım ve KPSS’ye çalışmaya çalışıyorum. Böyle söylüyorum, çünkü evde bir sınava hazırlanmak imkânsız. Kışın doğalgaz ve elektrik faturası en iyi ihtimalle 2-3 bin lirayı buluyor. Telefonlarımızdaki interneti ucu ucuna yettirdiğimiz bir gençlik dönemindeyiz, aklıma takılan bir konunun videosunu tekrar tekrar izleme lüksüm asla yok.”
Kütüphaneleri “keşfetmeden” önce bir kafeye oturup çalışmayı denediğini belirten Acar, günlük masrafın 15-200 lirayı bulduğunu, bunun aylık 4 bin 500 liraya ulaştığına dikkat çekti.
Kütüphaneyi harcama yapmadan ders çalışılabilen, insanca vakit geçirildiği için tercih ettiğini belirten Acar, “Özellikle gece açık olan kütüphanelerde dağıtılan ücretsiz çay, çorba ve kek gibi küçük ikramlar, bizim gibi gün boyu dışarıda olan ve dışarıdan yemek yemeye bütçesi yetmeyen gençler için hayati bir beslenme desteğine dönüşüyor” dedi.
Acar, bazı kütüphanelerden randevu kotasının dolması nedeniyle erken ayrılmak zorunda kaldığından yakındı.
9. Köy’e konuşan sosyolog Dr. Berna Yıldırım, kütüphanelerin kamusal bir sığınak haline geldiğini söyledi. Kent yaşamında gençlerin ücretsiz var olabileceği mekânların neredeyse tamamen yok edildiğini belirten Yıldırım, “Harcama gücü olmayan gençlerin, kent merkezlerinde nitelikli alanlara erişimi kısıtlanmış oluyor. Parklar, gençlik merkezleri ve meydanların işlevsizleştiği kentlerde kütüphaneler, gençlerin sığınabileceği son ücretsiz, güvenli ve iklimlendirilmiş kamu alanı işlevi görür” dedi.
Kütüphanelerin gençlere psikolojik bir alan sağladığını kaydeden Yıldırım, “Gençler aile baskısından ve ‘gecikmiş yetişkinlik’ duygusundan kaçarak bu alanlarda nefes aldıklarını sıkça dile getiriyor” diye ekledi.
Kütüphanelerdeki kalabalığın sadece öğrencilerden oluşmadığını da aktaran Yıldırım, görünmez güvencesizlik ve ertelenmiş hayatlardan söz edilebileceğini söyledi. Kütüphanelerin aynı zamanda bir çeşit “ertelenmiş hayatlar alanı” haline geldiğini belirten Yıldırım, şu görüşleri dile getirdi:
“Diploması olup iş bulamayan ya da güvencesiz işlerde çalışan gençler, kütüphane masalarında geleceğe dair bir belirsizlik nöbeti tutuyor. Kütüphaneler günümüzde geleneksel sessizlik kuralının dışında faaliyet gösteriyor. Gençler burada konuşmadan ortak bir kaderi paylaşıyor. Aynı ekonomik kaygılarla aynı masayı, prizi ve interneti paylaşan gençler arasında sarsılmaz bir sessiz dayanışma ve sınıfsal eşitlenme hissi doğuruyor.“
1
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
12285 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
9037 kez okundu
3
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8545 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
7028 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6540 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5445 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5206 kez okundu
1
Emekli maaşında dönüm noktası, 2008 oldu!
31390 kez okundu
2
Şişli Feriköy’de 2. el gece pazarı
17777 kez okundu
3
“Altın Sarısı” Şemdinli tütünü, altınla yarışıyor
9322 kez okundu
4
Üniversite bitirmek için “garsonluk-bulaşıkçılık” yapan öğrenci öyküleri
6008 kez okundu
5
Çiftçi tarlasına ne ekeceğini e-devletten öğrenecek!
4910 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.