Ankara
14°

AZ BULUTLU

Gelecek kaygısı ve ekonomik koşullar çocuk sahibi olmayı zorlaştırıyor
  • 9.Köy
  • Ekonomi
  • Gelecek kaygısı ve ekonomik koşullar çocuk sahibi olmayı zorlaştırıyor

Gelecek kaygısı ve ekonomik koşullar çocuk sahibi olmayı zorlaştırıyor

Doğum oranlarındaki düşüş yalnızca ekonomik veya sosyal bir sorun değil; şehirleşme, kariyer baskısı, geleceğe dair kaygılar ve kadınların biyolojik sınırları da aile kararlarını etkiliyor. Uzmanlar, annelerin yaşam memnuniyetini artıracak koşulların ve ekonomik istikrarın doğum oranlarının yükselmesine katkı sağlayabileceğini belirtiyor.

ABONE OL
25 Eylül 2026 10:53
Gelecek kaygısı ve ekonomik koşullar çocuk sahibi olmayı zorlaştırıyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Elif Solmazgül

Türkiye’nin bir dönem gururla bahsettiği “genç nüfus” oranı, son yıllarda düşmeye başladı. Ekonomik zorluklar, kentleşme, kariyer baskısı ve çocuğun geleceğine dair kaygılar nedeniyle, genç çiftler çocuk sahibi olma kararını erteliyor.

Malatya Kale İlçe Nüfus Müdür’ü Mecit Alani; ekonomik belirsizlikler, artan şehirleşme ve kariyer baskısının bu kararda etkili olduğunu söylüyor. Uzman doktorlar ve psikolojik danışmanlar ise biyolojik sınırlardan, anne mutluluğunun önemine kadar pek çok faktörün doğum oranlarını şekillendirdiğini belirtiyor. Depremler, mali kaygılar ve sosyal destek eksiklikleri de genç çiftlerin kararlarını ertelemesine yol açıyor.

Aile yapısı değişti, kariyer kaygısı arttı

Malatya Kale İlçesi Nüfus Müdürlüğü’nde uzun yıllardır görev yapan Mecit Alan, son yıllarda hem yerel ölçekte hem de Türkiye genelinde doğum oranlarının belirgin şekilde düştüğünü ifade ediyor.

Değişen aile yapısıyla birlikte bireylerin tahammül ve zorluklarla mücadele isteğinin azalması, ekonomik belirsizliklerin çocuk sahibi olmayı zorlaştırdığını belirten Alan, bu düşüşün tek bir nedene bağlanamayacağına dikkat çekti. Alan, şu görüşleri dile getirdi:

“Bu düşüş tek bir nedene bağlanamaz; aksine birçok etkenin birleştiği çok boyutlu bir süreçtir. Kadınların eğitim seviyesinin yükselmesi ve iş hayatına katılımının artması, evlilik ve çocuk sahibi olma yaşını geciktirirken; modern şehir yaşamı ve bireysellik de çok çocuklu aile yapısını zorlaştırıyor.  Artan şehirleşme, daralan yaşam alanları ve yükselen stres de bu kararı olumsuz etkiliyor.”

“En temel kaygı, iyi bir gelecek sunamamak”

Bir çocuğun eğitim, sağlık, barınma maliyetlerinin ciddi bir maliyet oluşturduğunu belirten Alan, “Aileler artık, ‘her çocuk nasibiyle gelir’ inancından ziyade, çocuğuma iyi bir gelecek sunabilir miyim? kaygısıyla hareket ediyor. Bu rasyonel yaklaşım da doğal olarak çocuk sayısını bire indiriyor veya süreci tamamen askıya aldırıyor” dedi.

Türkiye’nin “demografik fırsat penceresinin” kapanmak üzere olduğunu savunan Alan, Türkiye’nin ciddi nüfus sorunu yaşadığını vurguladı. “Nüfusumuz hala artıyor gibi görünse de bu artış hızının ciddi ölçüde yavaşlıyor” diyen Alan, bu eğilimin devam etmesi halinde Türkiye’nin genç nüfusuyla övünen ülke olmak yerine, yaşlı bakım hizmetlerini tartışan bir ülke haline geleceğine işaret etti.

Biyolojik saat: Erkekte devam, kadında sınırlı

9.Köy’e konuşan ve adını vermek istemeyen uzman doktora göre ise düşen evlilik yaşının ilerlemesi doğum oranlarının düşmesinde en önemli etkenlerden biri. 35 yaşından sonra kadının doğurganlığının önemli ölçüde azaldığına işaret eden uzman doktor, şu bilgileri verdi:

“Kadınlar, tüm yaşamları boyunca kullanacakları yumurta rezerviyle doğarlar ve doğum sonrası yeni üretim olmaz. Ergenlikte 300 bin civarı olan bu sayı, her ay kaybedilen yaklaşık 300 yumurta ile zamanla tükenir. Genetik veya çevresel faktörler ise bu rezervin beklenenden daha erken azalmasına yol açabilir. Unutulmamalıdır ki erkeklerde sperm üretimi ömür boyu sürerken, kadınlarda yumurtlama süreci benzer şekilde hayat boyu devam etmez.”

Depremin gölgesinde anne olmak

Doğal afetler de gebelik planlamasının ertelenmesinde en büyük etken. 6 Şubat depremlerinin insanlarda büyük psikolojik sorunlara yol açtığını anlatan uzman doktor, bazen de yaşama tutunmak için ailelerin çocuk tercih edebildiğini vurguladı.

“Teşvik için destek şart”

Uzmanlara göre, doğum oranlarını artırmak için devlet desteği ve ekonomik istikrar şart. Genç çiftlere gebelik öncesi sağlığı korumalarını ve babaların annelerin yükünü paylaşarak sürece destek olmaları da önemli. Doğum izninin 24 haftaya çıkarılması,  ilk 7 yaşta yarı zamanla çalışma modeli, anneler için teşvik edici olabilir.

Bebek bekleyen Sultan Katar ise çalışan annelerin durumuna özel özendirici önlemler alınması gerektiğini söyledi. Destek paketlerinin kadının sadece “anne” rolüne değil, toplumsal kimliğine de hitap etmesi gerektiğine belirten Katar, şu görüşleri dile getirdi: “Eski çağda değiliz, günümüz toplum yapısı değişti artık. Sadece bez ve gıda yardımı yetmiyor. Çocuk için verilen desteğin, sosyal ve psikolojik olarak anne için de verilmesi gerekiyor. Sadece çocuğa ve eve bağlı kalmak kadını duygusal olarak tüketiyor. Kendi mutluluğumuz geri planda kalınca ikinci bir çocuk düşünmüyoruz.”

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.