Ankara
12°

AÇIK

İstanbul’da gece çalışan kadınların “korku haritası”

İstanbul’da gece çalışan kadınların “korku haritası”

TÜİK verilerine göre Türkiye’de her üç kadından biri gece sokakta yalnız yürürken güvensiz hissediyor. Megakent İstanbul’da vardiya kartını basıp iş yerinden çıkan kadınlar için ise mesai bitmiyor; aydınlatılmayan duraklar, seyrelen seferler ve kuytu ara sokaklar yeni bir gerginlik maratonuna dönüşüyor.

ABONE OL
24 Eylül 2026 10:36
İstanbul’da gece çalışan kadınların “korku haritası”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Berfin Şengil

Türkiye’de 4857 Sayılı İş Kanunu ve Kadın Çalışanların Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmelik uyarınca, kadın işçilerin gece vardiyası kural olarak 7,5 saati geçemiyor. Aynı mevzuat, gece vardiyasında kadın işçi çalıştıran işverenlerin sanayi alanlarında ulaşım imkanı (servis) sağlamasını da yasal bir zorunluluk olarak düzenliyor. Ancak kağıt üzerindeki bu sınırlandırmalar ve yasal yükümlülükler, megakent İstanbul’da kadınların vardiya bitimiyle birlikte sokakta yüzleştiği kentsel güvenlik krizini çözmeye yetmiyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun Yaşam Memnuniyeti Araştırması 2024 verilerine göre; yurt genelinde yaşadığı çevrede gece yalnız yürürken kendisini “güvensiz” veya “çok güvensiz” hisseden kadınların oranı yüzde 35,9 seviyesinde. Aynı istatistikte erkeklerin oranının yüzde 15,2’de kalması, kent mekanındaki güvenlik algısının cinsiyete göre nasıl keskin biçimde ayrıştığını kanıtlıyor. Kadınların neredeyse üçte birinin yaşadığı bu güvensizlik, İstanbul gibi 16 milyonluk bir metropolde gece çalışmak zorunda olan kadınlar için soyut bir rakam değil, her gün tecrübe edilen somut bir hayat mücadelesi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Açık Veri Portalı ve ALO 153 Çözüm Merkezi kayıtları incelendiğinde, özellikle çeper ilçelerden gelen yurttaş başvurularında “sokak aydınlatılması yetersizliği”, “kuytu duraklar” ve “alt/üst geçitlerdeki güvenlik zafiyeti” ilk sıralarda yer alıyor. TMMOB Şehir Plancıları Odası (ŞPO) İstanbul Şubesi tarafından hazırlanan kentsel erişim raporları da bu tabloyu doğruluyor. Raporlar, İstanbul’daki toplu taşıma aktarma merkezlerinin ve otobüs duraklarının ticari odaklı tasarlandığını, durağa erişim sağlayan ara sokakların ise ışıklandırmasız ve “kör nokta” niteliğinde bırakıldığını gösteriyor.

İBB’nin saat 22.00’dan sonra kadın yolculara sunduğu “iki durak arasında istenilen yerde inebilme” esnekliği ana arterlerde bir nebze rahatlama sağlıyor. Ancak kadınların “son 500 metre” adını verdiği, otobüsten inip eve ulaşana kadar kat edilen aydınlatmasız sokaklardaki kentsel altyapı krizi varlığını koruyor.

“Korkuyorum ama işi bırakma lüksüm yok”

38 yaşındaki Songül A., İstanbul’un Esenyurt ilçesindeki bir tekstil fabrikasında saat 23.00-07.00 vardiyasında çalışıyor. İki çocuk annesi Songül A. için gece mesaisi hem fiziksel bir yıpranma hem de zamana karşı stresli bir yarış anlamına geliyor. Fabrika servisinin eve kadar kendisini ulaştırmadığını belirten Songül A., “Servis sadece E-5 yan yoldan ya da ana caddeden geçiyor, beni de mahalle girişindeki köşede bırakıyor. Oradan eve kadar yaklaşık 800 metrelik bir yokuş var ve sokak lambaları ara ara bozuluyor. Kışın sabahın 7’sinde hava zifiri karanlık oluyor” dedi.

Eve giden yolu yürürken telefon ışığını açtığını söyleyen Songül A., “Anahtarı da parmaklarımın arasına sıkıştırıp savunma pozisyonu alıyorum” diyerek kendi güvenliğini nasıl sağlamaya çalıştığını belirtti. “Bir gün başıma bir şey gelse ve bağırsam sesimi duyuracak tek bir açık dükkân ya da insan yok. Korkuyorum ama işi bırakma lüksüm yok” diye konuştu.

“Çocuklarım uyanmadan eve ulaşmalıyım” diyen Songül A.,  “İkinci mesaim de eve girdiğim anda başlıyor. Hemen çocukları okula hazırlıyorum, kahvaltılarını koyuyorum. Kapıdan çıktıklarında saat 9 oluyor ve ben o zaman yatağa girebiliyorum” dedi. Gün ışığında uyumak zor olduğu ve kalan ev işleri için en geç saat 14.00’te yeniden kalktığını belirtirken şunları söyledi:

“Günde 5 saat kırık dökük bir uykuyla fabrikadaki bant sistemine dönüyorum. İşe gittiğim saatisegeldiğim saatten pek farklı olmuyor, tek artısı yollarda artan insan sayısı. Onların da güvenilirliği tartışılır. Aslında kentler sadece erkeklere göre düzenlenmiş ve bu biz kadınları daha çok yoruyor.“

“Şehir geceleri, yalnızca erkekler dışarıdaymış gibi tasarlanmış”

İstanbul’da bir otelde gece resepsiyonisti olarak çalışan 24 yaşındaki İrem Y., Maslak’ta çalıştığını ve Kadıköy’de oturduğunu kaydetti. Metrobüsten indikten sonra eve gitmek için bir alt geçit kullandığını dile getirirken, yaşadığı tedirginliği şu sözlerle anlattı:

“Orası kentin tam olarak kör noktası. Güvenlik kamerasının olup olmadığı meçhul, varsa da çalıştığından şüpheliyim. Buradan geçerken kulaklığımı takıyorum ve sanki biriyle yüksek sesle konuşuyormuşum gibi yapıyorum: ‘Evet indim, 2 dakikaya evdeyim’ diye bağırarak yürüyorum. Hiç düşünmeden bunları yapıyorum, çünkü bu artık benim için bir savunma refleksine dönüştü.”

Gece seferlerinin sadece metrobüs veya ana metro hatlarında kalmaması gerektiğini söyleyen İrem Y. mahalle içlerindeki otobüs ve minibüs güzergahlarına da yayılmasının önemli olduğunu hatırlattı. “Durak aydınlatmaları ve kameralar sadece dekoratif unsur olarak takılmamalı” diye konuşurken, “Şehir sanki geceleri, yalnızca erkekler dışarıdaymış gibi tasarlanmış. Biz bu kentin ekonomisini geceleri de sırtlıyoruz ama kentsel planlamasında yok sayılıyoruz” sözleriyle durumu özetledi.

“Kazandığım parayı taksiye vermek zorunda kalıyorum”

Acil servis hemşiresi olan 29 yaşındaki Leyla T., İstanbul’daki bir kamu hastanesinde vardiyalı çalıştığını dile getirdi. Hem sağlık sistemindeki şiddet riskiyle hem de kentin gece ulaşımındaki altyapı yetersizliğiyle mücadele etmek zorunda kaldığını belirtip şunları paylaştı: “Hastanede bütün gece acil vakalarla ve telaşlı hasta yakınlarıyla uğraşıyoruz. Bu yüzden zaten zihnen de fiziken de tükenmiş bir halde hastaneden çıkıyoruz. Sabaha karşı toplu taşıma seferleri de azalıyor ve tek başıma uzun süre bekleme riskini göze alamıyorum. Böylece kazandığım paranın bir kısmını taksiye vermek zorunda kalıyorum.”

Otobüs duraklarının genelde çok ıssız yerlerde bulunduğunun altını çizen Leyla T., “Otobüslerin ne zaman geleceğini gösteren dijital panolar da çoğunlukla çalışmıyor veya bazen hiç bulunmuyor. İstediğim yerde indiğimde de evime giden sokaklar yeterince aydınlık değil” dedi.

Kent güvenliğiyle ilgili ise şu değerlendirmeleri yaptı: “Bir durakta 40 dakika boyunca ne zaman geleceği belirsiz bir aracı beklemek, gece yarısı tam anlamıyla ‘açık hedef’ hissi yaşatıyor. Sağlıkçılar olarak hastane içinde şiddetten kaçmaya çalışıyoruz ve dışarı çıktığımızda da kentsel bakımsızlıktan kaynaklanan tedirginlikle baş başayız.”

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.