Ankara
17°

AZ BULUTLU

Ev işçiliği iş ama çalışanlar “işçi” değil
  • 9.Köy
  • Emek
  • Ev işçiliği iş ama çalışanlar “işçi” değil

Ev işçiliği iş ama çalışanlar “işçi” değil

Ev işçileri sosyal güvence ve iş güvencesinden yoksun, belirsiz çalışma saatleri ve düzensiz ücretlerle çalışıyor. İmece Ev İşleri Sendikası Genel Başkanı Münire İnal, iş kazaları, mobbing ve toplumsal değersizleştirmenin yanı sıra ev işçilerinin yasal olarak da birçok haktan mahrum bırakıldığını belirterek, "Ev işi iş, ev işçisi işçidir" dedi.

ABONE OL
15 Eylül 2026 11:11
Ev işçiliği iş ama çalışanlar “işçi” değil
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Elif Şevval Usta

Türkiye’de ev işçileri, sosyal güvence ve iş güvencesinden büyük ölçüde yoksun şekilde çalışıyor. Belirsiz çalışma saatleri, düzensiz ücretler, iş kazaları, mobbing ve toplumsal değersizleştirme, çoğunluğunu kadınların oluşturduğu ev işçilerinin temel sorunları arasında yer alıyor.

Ev işçiliğinin ortak noktası, yapılan işin zor olmasına rağmen çalışanların işçi olarak görülmemesi. İmece Ev İşleri Sendikası Genel Başkanı Münire İnal, ev işçilerinin karşı karşıya kaldığı güvencesizlik, iş kazaları, mobbing ve toplumsal değersizleştirmeye dikkat çekerek, “Ev işi iş, ev işçisi işçidir. Ama ne emeğimiz görünür ne de biz işçi olarak tanınıyoruz” dedi.

Kadının ne emeği görülüyor ne de kendisi

Temizlik, bakım, bahçe işleri, yemek, çamaşır, ütü ve cam silme gibi işleri yapan ev işçileri, İşçi Yasası kapsamındaki genel işçilerin sahip olduğu birçok sosyal haktan yararlanamıyor. İş güvencesi, yıllık izin ve fazla mesai gibi haklardan yoksun kalan çalışanların önemli bir bölümü sigortasız çalışıyor. Çalışma saatleri ise çoğu zaman evdeki işlerin tamamlanmasına göre belirleniyor.

Çoğunluğunu kadınların oluşturduğu ev işçileri, sabah erken saatlerde başladıkları mesailerini işlerin bitmesine kadar sürdürüyor. İnal, bu durumun yalnızca çalışma koşullarıyla değil, kadınların yaptığı ev işinin toplumda “kadının görevi” olarak görülmesiyle de bağlantılı olduğunu belirtti. İnal, ev işçilerinin toplumda belirli bir mesleki statüye sahip olmamasını da eleştirerek, “Kadının ne emeği görünüyor ne de kendisi. Bir statümüz, adımız bile yok” dedi.

İş kazaları ve sağlık sorunları

Ev işçilerinin karşılaştığı en önemli sorunlardan biri de iş güvenliği. İnal, 2009 yılında cam silerken üçüncü kattan düşerek ağır yaralandığını ve yaklaşık bir buçuk yıl bakıma muhtaç yaşadığını anlattı. Yaşadığı kazanın ardından defalarca ameliyat geçirdiğini belirten İnal, sağlık güvencesinden yoksun çalışmanın ev işçileri açısından oluşturduğu riske dikkat çekti.

İnal’a göre ev işçilerinde bel fıtığı, diz problemleri, sinir sıkışması ve kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları oldukça yaygın. Sürekli cam silmek ve ağır fiziksel işler yapmak çalışanların sağlıklarını olumsuz etkilerken, temizlik sırasında kullanılan kimyasallar da çeşitli hastalıklara neden oluyor.

“Yasal boşluklar devam ediyor”

2015 yılında yapılan torba yasa değişikliğiyle ev işçilerinin sigortalanmasına ilişkin bazı düzenlemeler getirildi. Buna göre ayda 10 günden fazla çalışan ev işçilerinin sigortalanması zorunlu hale gelirken, 10 günden az çalışanlar bu kapsamın dışında bırakıldı.

Ancak 10 günden fazla çalışanlar için yapılan sigortalılık uygulaması da yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı durumlarını kapsıyor. Emeklilik ve sağlık güvencesi açısından sorunların devam ettiğini belirten İnal, ev işçilerinin büyük bölümünün hâlâ sosyal haklardan yoksun olduğunu söyledi.

İnal ayrıca Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından hazırlanan “Ev İşçilerine İnsana Yakışır İş Sözleşmesi” C189’un imzalanması gerektiğini savundu.

Ev işçilerinin günlük çalışma saatlerinin belirli bir standarda bağlı olmadığını söyleyen İnal, çalışanların çoğu zaman yemek ve çay molası dahi veremeden evdeki işlerin tamamlanmasını beklediğini aktardı. Ücretlerin de düzensiz olduğunu belirten İnal, bir sonraki işin ne zaman geleceğinin belli olmamasının çalışanları ekonomik açıdan güvencesiz bıraktığını ifade etti.

Kadınlar hem ücretli hem ücretsiz çalışıyor

Ev işçiliğinin yalnızca ücret karşılığında yapılan işlerle sınırlı olmadığını belirten İnal, kadınların kendi evlerinde yaptıkları ücretsiz bakım ve ev işlerinin de görünmez emeğin bir parçası olduğunu söyledi.

İnal, dışarıda ücretli olarak ev işçiliği yapan kadınların kendi evlerine döndüklerinde de bakım ve ev işlerini sürdürdüğünü belirterek bu durumu “çifte sömürü” olarak tanımladı. Bu nedenle kadınların kendilerine ayırabilecekleri zamanın da oldukça sınırlı kaldığını ifade etti.

“Mobbing ve taciz yaygın”

Ev işçilerinin çalışma hayatında mobbing, taciz ve hırsızlıkla suçlanma gibi sorunlarla da karşılaştığını söyleyen İnal, çalışanların çoğu zaman “ikinci sınıf insan” muamelesi gördüğünü belirtti.

Ev işçilerinin yalnızca ekonomik ve sosyal haklardan değil, çalışma ortamında insan onuruna uygun muameleden de mahrum bırakılabildiğini ifade eden İnal, mobbing ve tacizin ev işçileri açısından yaygın sorunlar olduğunu vurguladı.

Göçmen ev işçileri daha ağır koşullarda çalışıyor

Göçmen ev işçilerinin ise çok daha ağır koşullarda çalıştırıldığını belirten İnal, özellikle yatılı çalışan göçmenlerin ciddi hak ihlalleriyle karşı karşıya kaldığını söyledi.

İnal’ın aktardığına göre bazı göçmen işçiler depo veya kiler gibi alanlarda kalıyor, düşük ücretlerle çalıştırılıyor ve şikâyet etmelerinin önüne geçmek amacıyla pasaportlarına el konulabiliyor. Yatılı çalışanların çalışma saatlerinin de belirli olmadığını belirten İnal, bu kişilerin fiilen günün tamamında çalışmak zorunda bırakılabildiğini ifade etti.

Ev işçilerinin yaşadığı sorunların yalnızca bireysel çalışma koşullarıyla sınırlı olmadığını belirten İnal, yasal düzenlemelerdeki eksikliklerin ve ev işlerinin kadınların doğal sorumluluğu olarak görülmesinin bu emeği görünmez hale getirdiğini vurguladı.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.