Ankara
24°

AÇIK

İhaleli toplamaya İzmirliler isyan etti: Hayvanların izini süremiyoruz
  • 9.Köy
  • Gündem
  • İhaleli toplamaya İzmirliler isyan etti: Hayvanların izini süremiyoruz

İhaleli toplamaya İzmirliler isyan etti: Hayvanların izini süremiyoruz

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sahipsiz hayvanların yakalanması ve taşınması için ayırdığı 52,6 milyon liralık bütçe tartışma yarattı. Yaşam hakkı savunucuları, kaynağın kısırlaştırma ve aşılamaya ayrılmasını isterken, sokaklardan alınan hayvanların izinin sürülemediğini söylüyor.

ABONE OL
11 Eylül 2026 11:26
İhaleli toplamaya İzmirliler isyan etti: Hayvanların izini süremiyoruz
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Evrim Deniz

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sahipsiz hayvanların yakalanması, nakli ve tedavisi için 52,6 milyon liralık hizmet alımı yapması, yaşam hakkı savunucularının tepkisine neden oldu. Hayvanların sokaklardan toplanmasının popülasyon sorununa kalıcı çözüm getirmeyeceğini belirten yaşam hakkı savunucuları, kaynağın kısırlaştırma, aşılama ve tedavi çalışmalarına ayrılması gerektiğini savunuyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı, il sınırları içindeki sahipsiz hayvanları “yakalama, nakil ve detavi” izmeti için 52 milyon 654 bin 240 liralık sözleşme imzaladı. 22 Haziran’da başlayan ve 31 Aralık 2026’ya kadar sürmesi planlanan hizmet kapsamında bir veteriner hekim, 10 veteriner teknikeri, 10 şoför ve 10 hayvan bakıcısından oluşan 31 kişilik ekip görev yapacak. Yakalanan köpekler belediyenin belirleyeceği adreslere teslim edilecek, kediler ise tedavilerinin ardından alındıkları bölgelere bırakılacak.

Yaşam hakkı savunucularından Gizem Tarhan ve İzmir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu’ndan Avukat Bilge Berk, toplama ağırlıklı politikanın hayvan nüfusuna kalıcı bir çözüm getirmeyeceğini belirtti.

Gizem Tarhan

“Köpek nüfusuna ilişkin güvenilir veri bulunmuyor”

Tarhan, hayvan üretimi ve terk edilmeler devam ederken sokakların boşaltılamayacağını söyledi . Türkiye’de sokakta yaşayan köpeklerin sayısını ortaya koyan kapsamlı ve güvenilir bir çalışma bulunmadığını söyleyen Gizem Tarhan, kamuoyunda farklı rakamların dile getirildiğini ancak bunların hangi yöntemle hesaplandığının bilinmediğini belirtti.

Tarhan’ın hesaplamasına göre, Türkiye’de 4 milyon köpek bulunduğu varsayımı esas alınıyor. 1393 belediyenin yılda 264 iş günü boyunca günde ortalama 11 köpeği kısırlaştırması, bir yılda yaklaşık 4 milyon kısırlaştırma yapılmasına karşılık geliyor.

Bu hesabın resmi bir nüfus sayımına değil, sorunun kısırlaştırma yoluyla çözülebileceğini göstermek amacıyla oluşturulan varsayımsal verilere dayandığını belirten Tarhan, öncelikle hayvan nüfusunun bilimsel yöntemlerle tespit edilmesi gerektiğini söyledi.

Tarhan, “Yıllardır bütçeler düzenli kısırlaştırma ve aşılamaya ayrılsaydı bugün bu ölçüde bir popülasyon tartışması yaşanmazdı. Belediyeler gönüllülerle iş birliği yaparak yakalama, kısırlaştırma, aşılama ve takip çalışmalarını sürdürebilirdi” dedi.

“Üretim ve terk edilme devam ederken toplama çözüm değil”

Hayvanların sokaklardan toplanmasının nüfus artışını durdurmayacağını ifade eden Tarhan, evcil hayvan üretimi ve satışına yönelik etkili denetim yapılmadığını savundu.

Özellikle yazlık bölgelerde satın alındıktan sonra terk edilmiş çok sayıda hayvanla karşılaşıldığını anlatan Tarhan, üretim ve terk edilme devam ettiği sürece sokaklara yeni hayvanların geleceğini söyledi.

“Gönüllüler toplatılan hayvanları bulamıyor”

İzmir’de toplatılan hayvanların hangi bakımevine götürüldüğünün takip edilemediğini söyleyen Tarhan, gönüllülerin mahallelerinden alınan hayvanları bulmak için farklı tesisleri dolaşmak zorunda kaldığını anlattı. Bakımevlerinin kapasitelerinin dolduğunu ve hayvanların tesisler arasında nakledildiğini belirten Tarhan, bu nakillerin kayıtlarının kamuoyuna açık olmadığını savundu.

Tarhan, “Bir hayvan Bornova’dan alınıyor, en yakın bakımevine gidiyorsunuz ancak orada bulunmuyor. Başka bir tesise nakledildiği söyleniyor. Seyrek, Işıkkent ve diğer bakımevleri doluyken bu kadar hayvana nasıl yer açıldığına ilişkin bilgi alamıyoruz. Toplanan hayvanların nerede olduğunu bulamıyoruz” dedi.

Türkiye’nin farklı şehirlerindeki bakımevlerinde kamuoyuna yansıyan kötü muamele ve hayvan ölümlerinin gönüllülerin kaygısını artırdığını ifade eden Tarhan, belediyelerin giriş-çıkış kayıtlarını, nakil belgelerini ve hayvanların güncel durumunu erişilebilir biçimde yayımlaması gerektiğini söyledi.

“Toplama ekipleri eğitimli kişilerden oluşmalı”

Avukat Bilge Berk, sahipsiz hayvanların yakalanması ve taşınması sırasında hem belediyenin hem de yüklenici şirketin hayvan refahını korumakla yükümlü olduğunu belirtti.

Hayvanların Korunması Hakkında Uygulama Yönetmeliği’ne göre toplama ekiplerinin ehil kişilerden oluşturulması ve sorumlu veteriner hekim tarafından dönemsel eğitime tabi tutulması gerekiyor. Yönetmelik ayrıca hayvanların eziyet edilmeden toplanmasını, nakil sırasında zarar görmemeleri için önlem alınmasını ve uyuşturucu tüfek ya da üfleme aparatıyla yapılan yakalamaların veteriner hekim koordinasyonunda yürütülmesini öngörüyor.

Berk, sahadaki toplama çalışmalarının özellikle gece saatlerinde ve yeterli bilgilendirme yapılmadan gerçekleştirildiğini savunarak şunları söyledi: “Hayvanı yakalayacak kişinin bu konuda eğitim almış olması gerekir. Kullanılan yöntem ve ekipman hayvanın acı çekmesine ya da yaralanmasına neden olmamalıdır. Sedasyon gerektiren bir işlem veteriner hekim bulunmadan uygulanamaz. Bu kuralların kâğıt üzerinde kalmaması, sahada da denetlenmesi gerekiyor.

İhale kapsamında 31 kişilik ekipte yalnızca bir veteriner hekimin bulunmasının uygulamada nasıl karşılık bulacağının açıklanması gerektiğini belirten Berk, farklı ilçelerde eş zamanlı çalışma yapılması durumunda veteriner hekim koordinasyonunun nasıl sağlanacağının da belirsiz olduğunu söyledi.

“Kaynak kısırlaştırma ve hayvan refahına ayrılabilirdi”

5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun amacının hayvanların rahat yaşamalarını, iyi muamele görmelerini ve acı, ıstırap ve eziyetten korunmalarını sağlamak olduğunu hatırlatan Berk, 52,6 milyon liralık kaynağın bu amaca uygun kullanılması gerektiğini belirtti.

Toplamanın tek başına hayvanları koruyan bir yöntem olmadığını ifade eden Berk, bütçenin kısırlaştırma, aşılama, tedavi ve mevcut bakımevlerinin koşullarının iyileştirilmesi için kullanılabileceğini söyledi.

Yönetmelik, doğal yaşam alanlarında altı aya kadar yavrular ile küçük ırk köpekler için hayvan başına en az 8 metrekare, büyük ırk köpekler için ise en az 10 metrekare alan ayrılmasını öngörüyor. Berk, mevcut tesislerin bu koşulları karşılayıp karşılamadığının denetlenmesi gerektiğini söyledi.

“Hayvanların nereye götürüldüğü açıklanmalı”

Toplanan hayvanların kayıt altına alınması gerektiğini vurgulayan Berk, mahalle sakinleri ile gönüllülerin hayvanların hangi bakımevine götürüldiğini öğrenebilmesi gerektiğini belirtti.

Bir hayvan sokaktan alındıktan sonra izini kaybetmemeli” diyen Berk, toplama tarihi, hayvanın alındığı yer, götürüldüğü bakımevi, sağlık durumu ve daha sonra yapılan nakiller kamuoyunun erişebileceği bir sistemde yayımlanması gerektiğini söyledi.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.