Ankara
20°

AÇIK

Marmara’da su ve toprak kaybı hızlanıyor
  • 9.Köy
  • Çevre
  • Marmara’da su ve toprak kaybı hızlanıyor

Marmara’da su ve toprak kaybı hızlanıyor

Türkiye’nin sanayi merkezi Marmara Havzası’nda fabrikalar büyürken, bölgenin su ve toprak kaynakları tarihin en büyük tahribatını yaşıyor. Küresel iklim krizi üzerine kararlar almak için yaklaşan COP31 süreçleri masalarda tartışılırken, sahada bedeli üretici, köylü, balıkçı ödüyor. Gazeteci Rengin Uçkan, bölgedeki ihlalleri derledi ve Türkiye Çevre Platformu Genel Sekreteri Ali Kalçık ile sanayi ve enerji projelerinin doğayı yok eden boyutunu konuştu.

ABONE OL
9 Eylül 2026 10:46
Marmara’da su ve toprak kaybı hızlanıyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Rengin Uçkan 

Sanayileşen kıyıların görünmeyen faturası Marmara’yı vurdu. Türkiye’nin ekonomik merkezi konumunda olan Marmara Havzası, yüzyıllardır ticaretin, nüfusun ve üretim tesislerinin en yoğun toplandığı coğrafya olma özelliğini taşıyor.

İstanbul, Kocaeli, Bursa, Tekirdağ, Sakarya, Balıkesir, Çanakkale, Yalova ve Bilecik illerini kapsayan bu geniş havza, ülkenin sanayi üretiminin yarısından fazlasına ev sahipliği yapıyor. Ancak bu çok büyük ekonomik yoğunlaşma, onlarca yıldır doğanın taşıma kapasitesini zorlayan, kuralsız ve denetimsiz büyüme modelleriyle yürütülüyor.

Fabrikaların bacalarından yükselen zehirli gazlar, arıtma tesislerinden geçmeden doğrudan akarsulara, Ergene Nehri’ne ve son olarak Marmara Denizi’ne dökülen endüstriyel atıklar, bölgedeki ekosistemi kırılma noktasına getirmiş durumda. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verileri, TEMA Vakfı’nın toprak ve su analizleri ile Greenpeace’in su krizine yönelik son raporları, havzadaki yer altı sularının alarm verdiğini, tarım topraklarının ağır metallerle kirlendiğini ve deniz salyasının (müsilaj) kronik bir boyut aldığını açıkça ortaya koyuyor. Fabrikalar çok büyük üretim kapasiteleriyle kâr ederken  faturayı bölgede yaşayançiftçiler, balıkçılar ve kentlerdeki yoksulları ödüyor.

Küresel iklim diplomasisi ve COP31: Türkiye nerede duruyor?

Uluslararası iklim müzakerelerinin en kritik eşiklerinden biri olan ve Türkiye’nin en sahipliği yapacağı COP31 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı) yaklaşıyor. Bu süreçte tartışmalar iklim krizinin faturasını ve adil paylaşım ilkelerini yeniden küresel gündemin odağına taşıyor. Gelişmiş sanayi ülkelerinin tarihi sorumlulukları tartışılırken, Türkiye gibi gelişmekte olan ve sanayileşme hamlelerini ekolojik maliyetleri göz ardı ederek devam ettirmeye çalışan ülkelerde eşitsizlikler derinleşiyor.

Marmara Havzası’ndaki kontrolsüz sanayi büyümesi, uluslararası sözleşmelerin yerel düzeyde nasıl askıya alındığının ve hatta görmezden gelindiğinin en somut kanıtı olarak gösteriliyor.

Türkiye Çevre Platformu (TÜRÇEP) Genel Sekreteri Ali Kalçık, bu durumun altını şu sözlerle çiziyor: “İklim krizinin en büyük adaletsizliklerinden biri, krize en az katkıda bulunan toplumların en ağır sonuçlarla karşılaşmasıdır. İklim krizi yalnızca çevre sorunu değil, adalet ve yaşam hakkı meselesi olarak görülüyor.”

Marmara Havzası’nda skrizi

Devlet Su İşleri (DSİ) ve Su Politikaları Derneği raporları, Marmara Havzası’nın kişi başına düşen su miktarı açısından “su fakiri” kategorisine doğru hızla sürüklendiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar,  bölgedeki suyun büyük bir kısmı içme suyu veya tarımsal sulamalar için kullanılmak yerine organize sanayi bölgelerine ve dev fabrikalara harcanıyor.

Sanayi tesislerinin yeraltı sularını tüketmesi

Tekirdağ, Çorlu, Ergene, Gebze ve Bursa gibi sanayi merkezlerinde binlerce metre derinlikten açılan kaçak ve yasal sondaj kuyuları, yer altı su tablalarını altüst ediyor. Fabrikalar üretimlerini ara vermeden sürdürürken, köylüler geleneksel yöntemlerle suladıkları tarlalarında su bulamaz hale geliyor.

Gıda güvenliği tehdit altında

Toprak Mahsulleri Ofisi ve ziraat odalarının saha verilerine göre, Marmara’nın Bursa Ovası ve Trakya havzası gibi en verimli ovaları sanayi atıklarının ve asit yağmurlarının baskısı altında eski niteliğini yitiriyor. Ağır metallerle yüklenen topraklar bir yandan tarımsal verimi düşürüyor, diğer yandan da yetişen ürünlerin gıda güvenliğini tehlikeye atıyor.

Yerel ekoloji mücadelesi için bilinçlendirme

Büyük sermayenin ve denetimsiz sanayileşmenin ortaya çıkardığı bu tahribata karşı en büyük direnç, yerel halktan ve çevre örgütlerinden geliyor. Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi Marmara’da da ekoloji hareketleri, yaşanan bu hak ihlallerini kamuoyuna ve diğer ilgililere duyurmak için büyük bir mücadele yürütüyor.

TÜRÇEP Genel Sekreteri Ali Kalçık, yerel çevre örgütlerinin ve hak savunucularının üstlendiği misyonun kritik önemine değinerek şu değerlendirmeyi yapıyor: “Yerel çevre örgütlerinin bu krizde görevi yaşanan etkileri görünür kılmak, toplumu bilgilendirmek, bilimsel verileri kamuoyuna taşımak ve yerel halkın karar süreçlerine katılımını savunmaktır.

Yenilenebilir enerji çözüm mü?

Ali Kalçık, enerji politikalarının kökten değişmesi gerektiğinin altını çizerken, yenilenebilir enerjinin masum gibi gösterilmesinin arkasındaki ekolojik risklere karşı çok net uyarılarda bulunuyor:

Gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakmak için enerji politikalarını da değiştirmek zorundayız. Fosil yakıtlara dayalı enerji düzeninden çıkarken güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir kaynaklara yönelmek önemlidir. Ancak yenilenebilir enerji de sulak alanları, meraları, tarım alanlarını, ormanları ve doğal yaşam alanlarını tahrip etmeyecek şekilde, bilimsel ve teknik kriterlere uygun planlanmalıdır. Yatırım maliyeti ve kâr, doğanın korunmasının önüne geçmemelidir. Bizim açımızdan mesele yalnızca hangi enerjiyi üreteceğimiz değil; nerede, nasıl, ne ölçekte ve doğaya ne bedel ödeterek üreteceğimizdir.

İklim adaleti ve toplumsal eşitsizlikler: Bedeli kim ödüyor? 

Türkiye Çevre Platformu (TÜRÇEP) Genel Sekreteri Ali Kalçık, iklim adaletinin temel tanımını ve yapılması gerekenleri özetlerken şu kritik cümleyi kuruyor: “İklim adaleti, doğayı ve yaşamı korurken bu bedeli en az sorumluluğu olan insanlara yüklememeyi ve gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakmayı gerektirir.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.