Özgecan Siyez
Her perşembe sabahı Fahrettin Altay Mahallesi’nde aynı telaş yaşanıyor. Kimi evinde gece boyunca ördüğü çantaları çantasına yerleştiriyor, kimi hazırladığı börekleri dikkatle paketliyor, kimi ise depremden sonra sökülen parkelerin üzerine yaptığı resimleri tek tek sararak yola çıkıyor.
Kimisi emekli öğretmen, kimisi atanamayan bir sanatçı, kimisi yıllarca evden çıkamamış bir kadın, kimisi ise kızının yaptığı ürünleri satmak için tezgâhın başına geçen bir anne…
Farklı hayat hikâyelerine sahip bu kadınları aynı noktada buluşturan şey ise Fahrettin Altay Mahallesi’nde yaklaşık beş yıldır sürdürülen kadın emeği kermesleri.
İlk bakışta küçük bir mahalle pazarı gibi görünen bu alan, aslında yüzlerce kadının yeniden üretime katıldığı, gelir elde ettiği ve en önemlisi yalnız olmadığını hissettiği bir dayanışma ağına dönüşmüş durumda.

Fahrettin Altay Mahalle Muhtarı İkbal Kaytancılar, sürecin meslek edindirme kurslarının kapanmasıyla başladığını anlatıyor. 2019 yılında göreve geldikten sonra mahallede açılan kurslarda yaklaşık beş yıl boyunca yüzlerce kadın eğitim aldı. Kaytancılar’ın verdiği bilgiye göre bu süreçte 827 kadın istihdama kazandırıldı.
Ancak eğitimlerin yapıldığı okul binalarının depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle boşaltılması bütün sistemi durdurdu.Kadınların üretmeye devam edebilmesi için bu kez farklı bir model geliştirildi.
Başlangıçta belediyenin masa, sandalye ve çadır desteğiyle yürüyen organizasyon zaman içinde tamamen kadınların kendi imkânlarıyla devam ettirdiği bir yapıya dönüştü. Bugün grupta yaklaşık 248 üretici kadın yer alıyor.
Kaytancılar, “Kadınlar vazgeçmedi. Masa ve sandalyelerini sırtlayıp gelmeye devam ettiler. Biz de onların emeğinin görünür olması için mücadele etmeyi sürdürdük” diyor.

Kermeste konuştuğumuz kadınlar, elde ettikleri gelirin aile bütçesine katkı sağladığını anlatıyor. Ancak sohbet ilerledikçe ekonomik kazancın ötesinde ortak bir cümle öne çıkıyor: “Burada aile olduk.“
Bir zamanlar hiç çalışma hayatı olmayan Fatma Akçay bugün kendi kazandığı parayla yeniden ip alıyor, yeni ürünler üretiyor. “Burası benim çalışma hayatımın ilk adımı oldu” diyor.
Saniye Akgör ise uzun yıllar öğretmenlik yaptıktan sonra evde geçirdiği zorlu dönemi şöyle anlatıyor: “Karşı komşumu bile burada tanıyıp arkadaş oldum. Maddi katkısından önce bana yeniden insan içine çıkmayı öğretti.”
Yeşim Şahin için örgü önce stres atmanın bir yoluydu. Bugün ise emeklilik döneminde profesyonel olarak sürdürmeyi düşündüğü bir işe dönüşmüş durumda.

Emekli İngilizce öğretmeni ve ressam Nazlı Erden’in hikâyesi, kadın emeği kermeslerinde yeniden üretmenin en çarpıcı örneklerinden biri. 2020 İzmir depreminde yaşadığı binanın hasar görmesi üzerine sökülen ahşap parkeleri çöpe atmak yerine değerlendirmeye karar veriyor.
Bugün o parkelerin üzerine resimler yapıyor. Kediler, kadın portreleri, doğa manzaraları…
Depremin ardından geriye kalan malzemeler bugün sanat eserine dönüşüyor. Erden aynı zamanda hazırladığı gıda ürünlerini de kermeste satışa sunuyor. “Deprem bana çok şey kaybettirdi ama üretmekten vazgeçmedim” diyor.
Heykel Bölümü mezunu Ebru Duman ise atanamayan binlerce öğretmenden biri. Takılar, oyuncak bebekler ve dekoratif ürünler tasarlıyor. Ona göre sorun üretmek değil. Sorun, görünür olabilmek: “Muğla’da sanat sokakları var. Turistlerin yoğun olduğu alanlarda satış yapabiliyoruz. İzmir’de de kadın üreticiler için kalıcı alanlar oluşturulmalı“

Nalan Coşkunlar ise tezgâhın arkasında duran kişi. Ürünleri ise kızı hazırlıyor. Kızı, babasını kaybettikten sonra onun el becerisini yaşatabilmek için mumlar, takılar ve dekoratif ürünler üretmeye başlamış. Annesi de bugün o ürünleri satarak kızına destek oluyor.Bir başka ifadeyle bu tezgâhta satılan yalnızca el emeği değil; aynı zamanda bir hatıranın yaşatılması.
Kermes yalnızca üreticiler için değil, mahalle sakinleri için de günlük yaşamın bir parçasına dönüşmüş. İş çıkışında düzenli olarak kermese uğrayan mahalle sakinlerinden biri, özellikle ev yapımı yiyecekleri tercih ettiğini söylüyor: “Hem kadınlara destek oluyorum hem de eve yemek götürüyorum.”
Ancak o da üreticilerin en temel ihtiyacına dikkat çekiyor: “Gün boyu güneşin altında ya da yağmurda kalıyorlar. Bir şemsiye, birkaç masa ve sandalye aslında büyük bir destek olur.“

Kermeste konuştuğumuz kadınların talepleri büyük yatırımlar değil. İstedikleri destekler, üretimlerini sürdürebilmeleri ve daha fazla kişiye ulaşabilmeleri için oldukça temel ihtiyaçlardan oluşuyor:
Birçok kadın, ürettiği ürünleri satabilecek kalıcı bir kadın emeği pazarı kurulmasının hayatlarını değiştireceğini düşünüyor.
İkbal Kaytancılar’ın hedefi yalnızca haftalık kermes düzenlemek değil. Kadınların kooperatifleştiği, eğitim aldığı, kendi markalarını oluşturduğu ve ekonomik olarak güçlendiği kalıcı bir yapı oluşturmak.
Bugün 248 kadının yer aldığı bu dayanışma ağı, mahalle ölçeğinde başlamış olsa da yerel yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle farklı ilçelere de örnek olabilecek bir model niteliği taşıyor.
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8884 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8477 kez okundu
3
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
7827 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6979 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6508 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5378 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5151 kez okundu
1
Sendikalaşma öncesi işten çıkarmalar: TOG’da çalışanlar “küçülme” gerekçesini sorguluyor
8355 kez okundu
2
“Dershane öğretmenliği madende çalışmak kadar zor”
4581 kez okundu
3
Bursa Agora Çarşı’da el emeği pazarı
4141 kez okundu
4
Tekstil sektörü bitiyor mu?
3635 kez okundu
5
Ev işçisi zor durumda: Tam günlük emeğe yarım günlük ücret
3116 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.