Alara Türkeli
Türkiye, Kasım 2026’da Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapacak. Her yıl tartışmalı müzakere sonuçlarıyla gündeme gelen konferans öncesinde, 74 kuruluş sağlığın iklim müzakerelerinin merkezine alınması çağrısı yapıyor.
COP gündeminde bu yıl dünyanın farklı bölgelerinde sağlık, çevre, iklim ve hak alanlarında çalışan 74 kuruluş,yaptıkları küresel çağrıyla, sağlığın iklim politikalarının merkezine yerleştirilmesini istedi.Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP) öncülüğünde hazırlanan çağrıyı, platformun koordinatörü ve çevre mühendisi Deniz Gümüşel ile konuştuk.
Ekim 2025’te yayımlanan Lancet Countdown Sağlık ve İklim Değişikliği Raporu’ndaki son verilere göre, 2022 yılında fosil yakıt yakılmasına bağlı dış ortam hava kirliliği sebebiyle 2 milyon 52 bin kişi yaşamını yitirdi.
THHP Koordinatörü Deniz Gümüşel, iklim krizinin en ağır bedelininsağlık alanında ödendiğini vurgulayarak sağlığın iklim politikalarının merkezine alınması gerektiğini açıkladı. Sağlığın tüm iklim kararlarının ana belirleyicisi haline gelmesi gerektiğini söyleyen Gümüşel; enerji, ulaşım, sanayi, tarım, su, atık ve uyum politikaları dahil olmak üzere tüm iklim eylemine yön veren temel bir öncelik olmalı gerektiğini savundu.
Fosil yakıtlardan çıkış ile önemli halk sağlığı kazanımları elde edileceğini belirten THHP koordinatörü, fosil yakıtların yakılması sonucu ortaya çıkan hava kirliliğinin dünya genelinde her yıl yaklaşık 8 milyon insanın ölümüne yol açtığını aktardı.
Çağrı, COP31 hazırlıkları kapsamında fosil yakıtların “sağlığa zararlı ürünler” olarak tanınması yönünde bir talebi de içeriyor. Gümüşel, bu öneriyi savunurken Dünya Sağlık Örgütü’nün 1980’lerde başlattığı tütün kontrolü kampanyasını örnek gösterdi.
Kampanyadaki reklam yasakları ve teşviklerin kaldırılması sayesinde kamuya önemli bir sağlık farkındalığı yaratıldığını hatırlatan Gümüşel, benzer bir yaklaşımın fosil yakıtlar konusunda uygulanabileceğini söyledi.
Fosil yakıtların çevre ve insan sağlığı üzerinde ciddi zararlar verdiğine dikkat çeken Gümüşel, özellikle ince partikül madde (PM2.5) kirliliğine vurgu yaptı. İnsan sağlığını hem fiziksel hem zihinsel olarak baştan sona etkileyen bir kirletici olan PM2.5’in,solunum yoluyla vücudumuza girerek beyin ve sinir sistemi dahil birçok organı etkileyebildiğini söyledi.
PM2.5’in anne karnındaki bebekleri de etkileyebildiğini paylaşanGümüşel, bu parçacıkların anne kan dolaşımına geçerek bebeğe ulaşabildiğinisöyledi.
İklim krizi etkilerinin özellikle emekçi kesimler üzerinde daha ağır hissedildiğini vurgulayan Gümüşel, şu değerlendirmelerde bulundu: “Seller, kuraklık, yangın, don olayları ve tarım ürünlerinde verim kaybı ile suya erişimde yaşanan sorunlar gibi birçok kriz, toplumun büyük bölümünü oluşturan emekçi kesimleri çok daha fazla etkiliyor. Bu nedenle iklim krizine bir sosyal politika alanı olarak bakmak ve herkesin iyilik halini gözetmek gerekiyor.“
Hava kirliliğinin ekonomik boyutuna da dikkat çeken THHP koordinatörü,Ekim 2025’te yayımlanan Lancet Countdown Sağlık ve İklim Değişikliği Raporu’ndaki verilere dayanarak konuyla ilgili şunları söyledi:
“Küresel gayri safi hasılanın yaklaşık yüzde 1’i, insan refahına ayrılabilecek bir kaynakken hava kirliliği nedeniyle, fosil yakıtlardan kaynaklanan ciddi halk sağlığı sorunlarına ayrılmak zorunda kalıyor. 2024 yılında yüksek sıcaklıklar nedeniyle 639 milyar potansiyel çalışma saati kaybedildi. Ayrıca hava ve iklim bağlantılı aşırı olayların 2024’te yol açtığı küresel ekonomik kayıp 304 milyar ABD dolarına ulaştı. “Türkiye açısından baktığımızda da benzer riskler giderek daha görünür hale geliyor. 2024’te sıcaklık nedeniyle Türkiye’de 642,9 milyon iş gücü saati kaybedildi; bu kayıpların yüzde 53’ü tarım sektöründe yaşandı.“
Türkiye’nin sağlık sisteminin iklim krizine hazır olmadığını söyleyen Gümüşel, ciddi bir eylem planına ihtiyaç duyulduğunu aktardı. Bu eylem planı için önemli bir miktarda kamu kaynağına da ihtiyaç duyulduğunu belirterek, Türkiye’nin özel sektöre kayan sağlık sisteminin, bu ihtiyaçlara ne kadar karşılık verebileceğine dair ciddi bir soru işareti barındırdığını sözlerine ekledi.
Gümüşel, COP31 Başkanlığı’nın Mayıs ayı itibariyle COP31 Eylem Gündemi’ne sağlığı 10. öncelik alan olarak eklediğini belirtti. Bu gelişmenin önemli bir kazanım olduğunu dile getirmekle birlikte yeterli olmadığını da vurguladı.
Deniz Gümüşel, Türkiye’nin COP31 Başkanlığı kapsamında süreci “uygulama COP’u” olarak tanımladığını söyledi. Bu yaklaşımın yeni kararlar almak yerine, daha önce alınan kararların uygulanmasına odaklandığını aktardı.
Deniz Gümüşel’e göre, fosil yakıtlardan çıkışın iklim müzakerelerine ilişkin resmî metinlere girmesi gerekiyor. Ancak Gümüşel, hükümetlerin bu tür kararları geciktirmek için “uygulama” başlığını öne çıkardığını belirtiyor.
Uygulama adımlarına karşı olmadıklarını vurgulayan Gümüşel, verilen sözlerin hayata geçirilmesinin önemli olduğunu ancak bunun yeterli olmadığını, fosil yakıtlardan çıkış gibi yeni ve bağlayıcı kararların da alınması gerektiğini ifade ediyor.
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8884 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8475 kez okundu
3
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
7782 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6978 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6507 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5377 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5150 kez okundu
1
Karaman’ın altın değerindeki hazinesi: Domalan mantarı
13680 kez okundu
2
Kuşadası’nda deprem fay hattı imara açıldı!
8876 kez okundu
3
Defalarca Yıkılan Hatay’da Binalar Alarm Veriyor
8334 kez okundu
4
Balık ağları müsilaj çekiyor: Marmara’nın balıkçıları zorda
6246 kez okundu
5
Uludağ milli park olmaktan çıktı Çevreciler ayakta!
4728 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.