Özgecan Siyez
İzmir’in Kemeraltı Çarşısı’ndaki bir atölyeden çekiç sesleri yükseliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı” olarak tescil edilen bakır işleme ustası Hasan Var, 52 yıldır aynı tezgahın başında. Bugüne kadar Almanya’dan Chicago’ya kadar pek çok yere giderek Türkiye’yi temsil etmiş.
“Keşke ben birilerine bunu öğretebilsem” diyor Hasan Usta ve ekliyor: “Keşke bu bilgi bizimle beraber yok olup gitmese. Dijital bir atölye gibi bir uygulama bu mesleği yaşatabilir mi? Sürekli bunu düşünüyorum.”
Baba mesleğinden yeni kuşaklara
Kemeraltı’nın bir başka köşesinde ise İbrahim Yıldırım, babasıyla birlikte bakıra yeniden hayat veriyorlar. Yaz tatillerinde başladığı atölye hayatına zamanla ısınan Yıldırım, bugün üretimin azalmasından ve ağırlığın tamir ile bakıma kaymasından şikayetçi değil; aksine durumu avantaja çevirmiş.
“Eskiyi ayakta tutmak, onu canlandırmak beni daha çok mutlu ediyor” diyen Yıldırım’ın bakıra bakışı yalnızca zanaat ekseninde kalmıyor. Bakırın sağlık boyutuna da dikkat çekiyor:
“Bakır doğal bir dezenfektan, doğal bir antibakteriyeldir. Ameliyathanelerdeki tıbbi malzemelerin bir kısmında mutlaka bakır kullanılması gerektiğine inanıyorum. Çünkü günümüzde hâlâ ameliyatlarda enfeksiyon riski bulunuyor ve bakır bu riski ciddi oranda azaltabilir.”
Alüminyum ve teflon kapların Parkinson ile Alzheimer riskiyle ilişkilendirildiğini de hatırlatan Yıldırım, günlük hayatta bakıra dönüşün başladığını gözlemliyor: “İnsanlar artık kalaysız bakır bardakta su içmenin faydalarını araştırıyor. Bakırın enerjisi, iletkenliği ve sağlığa katkısı yeniden keşfediliyor.”
Genç ustanın dijitalleşmeye bakışı ise oldukça pragmatik: “Kalan son ustaları iyi dinlemek lazım. Çünkü önce ustayı anlamak, sonra bu bilgiyi aktarmak gerekiyor. Bu sıralama çok önemli.“

T.C. Ticaret Bakanlığı’nın Reuters’a dayandırarak aktardığı S&P Global raporuna göre; 2025’te 28 milyon metrik ton olan küresel bakır talebinin, 2040 yılına kadar 42 milyon metrik tona ulaşması bekleniyor. Yapay zekâ veri merkezleri, elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji sistemleri… Kısacası modern teknolojinin hepsi bakıra ihtiyaç duyuyor. Türkiye de bu küresel tablodan payını alıyor: 2025 yılında 2,79 milyar dolarlık bakır ihracatı gerçekleşirken, bu rakam bir önceki yıla göre değer bazında yüzde 25’lik bir artışa işaret ediyor.
Turk-internet.com kurucusu Füsun Nebil, bakırın stratejik boyutunu şu sözlerle özetliyor: “Dünya bugün yalnızca çip savaşını değil, arka planda görünmeyen bir stratejik ham madde savaşını da yaşıyor. Yapay zekâ çağında rekabet yalnızca yazılımda değil; elektriğe, bakıra ve altyapıya erişimde de yaşanacak.”
İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri (İMMİB) Şube Müdürü Okan Ak ise geleneksel bakırcılığın bu tablodaki yerini şöyle değerlendiriyor: “Geleneksel bakırcılık; yüksek katma değerli, tasarım odaklı ürünlerle niş ihracat pazarlarında rekabet avantajı sağlayabilir. E-ihracat kanalları da bu kapıyı küçük üreticilere sonuna kadar açıyor.”
Geleneksel zanaatların dijitalleşme yoluyla korunması çabası Türkiye’ye özgü değil; dünyada bu alanda somut ve başarılı modeller çoktan hayata geçirilmiş durumda.
Dijital Kültürel Miras (DKM) Türkiye Ağı, bu sorunun cevabını yıllardır araştırıyor. Bilgi ve belge yöneticisi Deniz Çit, 6 Şubat depremleri sonrasında Wikimedia üzerinden edindikleri kültürel miras belgeleme deneyimlerini paylaşıyor: “Bir usta hayatını kaybettiğinde, yüzlerce yıllık deneyimle oluşmuş bir hafıza da onunla birlikte yok oluyor. Aynı belgeleme modelini bakırcılık için de başarıyla uygulayabiliriz.”
Ağın bünyesinde çalışan arkeolog Dr. İlkay Atav ise işin teknik boyutuna dikkat çekiyor: “Ustanın el hareketleri, vuruş ritmi, kullandığı terimler, malzeme seçimi… Bunların hepsi ayrı ayrı kayıt altına alınabilir. Haritalar, hikâyeler ve dijital arşivlerle; doğru bir ekip kurulursa bu proje hayata geçirilebilir.“
Nörosürdürülebilirlik Alanı Kurucusu Dr. Fulya Şenbağcı Özer de akademik literatürden somut bir örnek veriyor: “Metal işleme alanında yapılan bir araştırma, simülasyonlar aracılığıyla ustanın örtük vuruş ritmini görsel ve fiziksel bir veri setine dönüştürdü. Böylece ustanın teknik hafızası ölümsüzleştirildi. Bakırcılık zanaatı için de aynı yöntem izlenebilir.”

İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) Proje ve İş Geliştirme Koordinatörü Cangül Kuş, çözümün nereden başlaması gerektiğini net bir şekilde ortaya koyuyor: “İlk adım zanaatı doğrudan tanıtmak değil; nerede, nasıl ve ne şekilde dönüştürülebileceğini ölçmektir. Kaç usta var, yaşları kaç, hangi teknikler çok az kişi tarafından biliniyor? Bu veriler ışığında yapılacak destekler çok daha etkili olacaktır.”
İZKA’nın “İzmir Zaman Makinesi” projesiyle tarihi miras alanları sanal gerçeklik ortamına taşınmıştı. Hatta Kemeraltı’nda akıllı telefonlarla deneyimlenebilen bir artırılmış gerçeklik rotası da kuruldu. Kuş, “Bu deneyimi bakırcılığa taşımak da mümkün” diyerek ekliyor: “Bir ziyaretçi atölyenin önünde telefonunu kaldırdığında ustanın anlatısını ve ürünün yapım aşamalarını görebilir. Aynı içerik okullarda, müzelerde ve turizm rotalarında da kullanılabilir.“
DKM Ağı bu süreç için üç aşamalı bir çerçeve öneriyor: Önce belgeleme, sonra sunum, ardından ise ekonomik model. Bunun için üçlü bir iş birliği yapısının kurulması gerekiyor:
Dr. Şenbağcı Özer bu yapıyı şu sözlerle özetliyor: “Bir bakır ustasını ayakta tutacak şey; devlet koruması, dijital kütüphane, toplumun takdiri ve ekonominin maddi olarak ödüllendiren elidir.”
Hasan Var, 52 yıllık birikimini dünyaya aktarmak istiyor. “Dijital bir atölye olsa, insanlar bu mesleğin nasıl yapıldığını görseler,” diyor. “Belki gençler ilgi duyar, belki biri gelir ve öğrenir. Böylece bu bilgi kalıcı olur.”
Kemeraltı’nda çekiç sesleri yükselmeye devam ediyor. Üstelik bu sesi ve zanaatı kayıt altına alarak geleceğe taşımak için gereken teknolojik araçlar artık elimizde mevcut.
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8879 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8466 kez okundu
3
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
7218 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6974 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6502 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5364 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5143 kez okundu
1
Sendikalaşma öncesi işten çıkarmalar: TOG’da çalışanlar “küçülme” gerekçesini sorguluyor
8351 kez okundu
2
“Dershane öğretmenliği madende çalışmak kadar zor”
4577 kez okundu
3
Bursa Agora Çarşı’da el emeği pazarı
4137 kez okundu
4
Tekstil sektörü bitiyor mu?
3630 kez okundu
5
Ev işçisi zor durumda: Tam günlük emeğe yarım günlük ücret
3112 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.