Fatma Uçkan
Van’ın köklü el sanatlarından biri olan “savat”, yüzyılların birikimini taşıyan ince işçiliğiyle dikkat çekiyor. Ancak bu kadim zanaat, günümüzde usta sayısının azalması, ekonomik zorluklar ve gençlerin mesleğe yönelmemesi nedeniyle yok olma riskiyle karşı karşıya.
Buna rağmen savat ustaları, atölyelerinde yanan ateşi söndürmemek için üretmeye ve öğretmeye devam ediyor. Savat ustası Sadık Binici, bu sanatın yalnızca bir meslek olmadığını, kökleri çok derinlere uzanan bir kültürün taşıyıcısı olduğunu ifade ediyor. Yıllarını bu zanaata adayan Binici, savatla kurduğu bağı şu sözlerle anlatıyor:
“Bu sanat benim için bir işten çok daha fazlası. Hayatımın neredeyse tamamını içine alan bir yolculuk gibi. Ustalarımızdan bize kalan bu miras, sadece teknik bilgi değil; aynı zamanda sabrı, emeği ve ince düşünmeyi öğreten bir yaşam biçimi. Yıllardır en büyük mücadelem, bu değeri koruyabilmek, unutturulmamasını sağlamak ve hak ettiği saygıyı yeniden kazandırmak oldu. Çünkü savat, sadece geçmişte kalmış bir hatıra değil, yaşatıldıkça anlam kazanan bir kültürdür.“

Sadık Binici
Van’da savat sanatını yeniden görünür kılmaya yönelik girişimlerin umut verici olduğunu dile getiren Binici, bu sürecin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını şöyle anlatıyor:
“Son dönemde atılan adımlar, yapılan çalışmalar bizim için çok kıymetli. Bu sanatın yeniden canlanması, daha geniş kitlelere ulaşması beni hem mutlu ediyor hem de umutlandırıyor. Çünkü savatın yeniden güç kazanması demek, bu toprakların hafızasının da canlı tutulması demek. Eğer bugün bu sanata sahip çıkarsak, yarın çok daha güçlü bir şekilde varlığını sürdürebilir.“
Usta-çırak ilişkisinin zayıflamasının en büyük risklerden biri olduğunu vurgulayan Binici, gençlerin mesleğe yönelmemesinin geleceği tehdit ettiğini söylüyor. Atölyesinde herkese kapısını açtığını belirten usta, bu konuda oldukça net konuşuyor:
“Bu sanatın devam edebilmesi için yeni ustalara ihtiyaç var. Gençler bu işe yönelmezse, bizden sonra bu işi sürdürecek kimse kalmayacak. Bu yüzden atölyemizde kadın-erkek ayrımı yapmadan öğrenmek isteyen herkese kapımız açık. Bildiğimiz ne varsa paylaşmaya hazırız. Çünkü bu miras, paylaşıldıkça büyür. Bir kişinin değil, bir toplumun sahip çıkması gereken bir değerden söz ediyoruz.“
Savatın üretim sürecinin sanıldığı kadar kolay olmadığını da anlatan Binici, bu zanaatın sabır isteyen yönüne dikkat çekiyor: “Bir savat eserinin ortaya çıkması, dışarıdan bakıldığında fark edilmeyen çok uzun bir emeğin sonucudur. Yaklaşık 24 aşamadan geçen bir süreçten söz ediyoruz. Her aşamada ayrı bir dikkat, ayrı bir ustalık gerekiyor. En küçük hata, tüm emeği boşa çıkarabilir. Bu yüzden savat, sadece el becerisi değil; aynı zamanda büyük bir disiplin ve sabır işidir.”

Ekonomik koşulların da ustalar üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu belirten Binici, üretilen her eserin hem sanatı yaşattığını hem de geçim kaynağı olduğunu şöyle ifade ediyor:
“Ortaya koyduğumuz her parça, aslında iki anlam taşır. Birincisi, bu sanatın devamlılığına katkı sunmasıdır. İkincisi ise bu işi yapan insanların hayatını sürdürebilmesidir. Eğer üretim olmazsa, bu sanat da zamanla yok olur. Bu nedenle savatın daha fazla tanıtılması, hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda daha görünür hale gelmesi gerekiyor. Ancak bu şekilde hem sanat korunur hem de ustalar ayakta kalabilir.”
Van’da savat sanatı, geçmişten bugüne uzanan ince bir miras olarak varlığını sürdürmeye çalışıyor. Ancak bu mirasın geleceğe taşınması; yeni kuşakların ilgisine, ustaların desteklenmesine ve bu kadim zanaatın hak ettiği değeri görmesine bağlı. Ustaların ortak beklentisi ise savatın zamanla kaybolması değil, güçlenerek yaşamaya devam etmesi.
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8805 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8427 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6957 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6490 kez okundu
5
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
6105 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5339 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5120 kez okundu
1
Bir sinemadan fazlası ‘yataklı sinema’: Uyuklayanlar, tadını çıkaranlar, filmi bitiremeyenler…
19242 kez okundu
2
Artık kelimelerin de bir müzesi var!
13876 kez okundu
3
“Dünyanın en eski yerleşim yerine” rakip çıktı
11735 kez okundu
4
Kız Kulesi’nin yeni hali eleştiri konusu oldu
11518 kez okundu
5
Şırnak’ta “Kiras u Fistan” ve “Şal u Şepik” geleneği devam ediyor
7223 kez okundu