Hayrullah Ercik
Sanayinin ve gastronomisinin gölgesinde kalan Gaziantep’in dar sokaklarında, tarihi Antep evlerinde ve derme çatma prova salonlarında bir grup sanatçı, bağımsız tiyatroyu yaşatmak için devasa bir ekonomik ve bürokratik kuşatmanın ortasında direniyor.
Gaziantep’te faaliyet gösteren Bir Başka Tiyatro, Tiyatro Ayıntap, Gece Tiyatro, MET Sanat, Gazişehir Kültür ve Sanat Derneği ve Nar Sanat Derneği gibi oluşumlar; artan maliyetler ve yerel yönetimlerin ilgisizliği nedeniyle oyunlarını sahneleyecek yer bulmakta zorlanırken, sanatın birleştirici gücünü sokağa ve tabana yaymak için mücadele veriyor.
Kimisi gündüz fabrikada çalışıp gece sahneye çıkıyor, kimisi ise salon borçlarını ödeyebilmek için çocuk oyunlarıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Ancak hepsinin ortaklaştığı nokta, bu kadim şehrin sadece sanayiyle değil, sanatla da nefes alması gerektiği gerçeği.
Gaziantep’te yerel tiyatronun önündeki en büyük engel, “kamu hizmeti” olması gereken sahnelerin ticari birer işletme gibi görülmesiyle başlıyor. Bir Başka Tiyatro’nun Genel Sanat Yönetmeni İbrahim Yılmaz, bu düğümü şu sözlerle özetliyor:
“Ekonomik sıkıntılardan kaynaklı sürekli yer değişiklikleri yaşıyoruz. Bu sadece bizim değil, yereldeki bütün tiyatroların ortak derdi. Yerel yönetimlerin destek vermemesinden kaynaklı zorluklar yaşıyoruz. Salon kiralarının yüksek olması en muzdarip olduğumuz konu.”
Gece Tiyatro’dan Melek Deniz Çetinkaya ise bu tıkanıklığın idari boyutuna dikkat çekerek, yerel yönetimlerin bağımsız tiyatrolara karşı olan mesafeli tutumunu şu sözlerle eleştiriyor: “Yerel yönetimlerin kendi içindeki hiyerarşik yapısı ve bürokrasisi, bağımsız ekiplerin nefes almasını zorlaştırıyor. Bir iş birliği zemini arıyoruz ancak çoğu zaman duvarlarla karşılaşıyoruz.“
Tiyatro Ayıntap’ın kurucusu Taner Kayar da bu bürokratik ilgisizliğe sitem ederek, bir kafenin tanıtımı için video paylaşan yerel yönetimin, tiyatro söz konusu olduğunda aynı refleksi göstermediğini belirtiyor ve şunları söylüyor: “300 TL’lik biletin yarısı salon kirası ve komisyonlara gidiyor. Rastgele bir dükkan kiralayıp tiyatro yapma şansınız zaten yok.”
Gece Tiyatro’nun yönetmeni Seyfullah Özdemir ise salon kiralayabilmek için verdikleri ekonomik savaşı, “Antep’teki salon fiyatları Türkiye ortalamasının çok üzerinde. Son oyunun kirasını hala ödeyemedik. Borç kapatmadan yeni oyun sahneleyemiyoruz” diyerek anlatıyor.
Şehrin sanayi odaklı büyümesi ve yaşadığı yoğun göç dalgası, kültürel dokuda da ciddi bir kırılmaya yol açmış durumda. İbrahim Yılmaz, Gaziantep’in sosyolojisinin müthiş değiştiğini belirterek, “Eğlence sektörü kültür-sanatı geri plana attı. İnsanlar duygularına hitap eden şeyi değil, popüler olanı tercih ediyor” eleştirisinde bulunuyor.
Yılmaz, asgari ücretle çalışan işçi kesiminin yaşam mücadelesi nedeniyle “karnını doyurma” derdine düştüğünü ve sanata sıra gelemediğini hatırlatıyor.
Bağımsız tiyatrocu Ferdal ise bu durumu şehrin eski kültürel yapısının yıkılmasına bağlayarak, “Sanayi ve fabrikaların artışı ile insanlar sanattan elini eteğini çekti. Şehir Tiyatroları biletleri çok düşük fiyata sattığı için biz maliyetimizi kurtaracak fiyatı belirleyemiyoruz, kaliteden ödün vermek zorunda kalıyoruz” diyor.
Hasan Ergün bu tablonun teknik ayağına değinerek, “İyi niyetler bir araya gelince tek geriye kalan şey fon bulmaktı. Gaziantep’te güçlü bir potansiyel var, seyirci profili var ama uç noktaların birbirine bağlanması gerekiyor” değerlendirmesinde bulunuyor.
Tüm bu dışsal sorunların yanı sıra, Gaziantep’teki tiyatro camiası kendi içindeki parçalı yapının da özeleştirisini veriyor. Seyfullah Özdemir, şehirdeki tiyatro ekiplerinin bir araya gelme konusundaki tutukluğunu, “Birlikte hareket etme refleksi geliştirmemiz şart. Ancak bu şekilde yerel yönetimler üzerinde bir baskı grubu oluşturabiliriz. Parçalı yapı sadece bize zarar veriyor” sözleriyle ifade ediyor.
MET Sanat’tan Müyesser İncenacar da bu görüşü destekleyerek, “Çok eksiğiz ve bu eksik ‘bir olamamaktan’ kaynaklanıyor. İnsanlar bir işin derinliğini anlamadan şov kısmıyla ilgileniyor” diyor.
İbrahim Yılmaz bu durumu, “Cesaret bulaşıcıdır ama biz kahraman bekliyoruz. Kolektif bir forum yapımız yok” sözleriyle özetliyor. Taner Kayar ise “Tiyatro Ayıntap’ın, ben olmasam bile var olmasını istiyorum ama bunun için sabit bir yer ve organize bir yapı gerekiyor” diyerek kurumsallaşma vurgusu yapıyor.
Gaziantep’in bağımsız tiyatrocuları, içinde bulundukları bu “suskunluk sarmalını” kırmanın yollarını arıyor. Ferdal, dört duvarın dışına çıkma hedefini, “Yaz sezonunda tek kişilik bir oyunla parklarda ve kalabalık meydanlarda ücretsiz oyunlar sergileyeceğim. Bu hem bir tepki olacak hem de tiyatroyu salonlardan çıkarıp halkın içine taşıyacak” diyerek anlatıyor.
Müyesser İncenacar ve MET Sanat cephesinde ise heyecan, Mayıs ve Haziran aylarında düzenlenecek olan “2. Tiyatro ve Sanat Günleri” üzerinde toplanıyor. İncenacar, gelecekte sadece insanı değil, hayvanları ve doğayı da odağına alan “iyileştirici“ projeler geliştirmek istiyor.
Gece Tiyatro’nun yönetmeni Seyfullah Özdemir, batan oyunların borçlarına rağmen bölge genelinde bir turne ağı oluşturmayı ve yerleşik olmayan tiyatro kültürünü çocuk oyunları üzerinden kökleştirmeyi amaçlıyor.
Tiyatro Ayıntap çatısı altındaki Taner Kayar ise sanatı kurumlara “takım çalışması” atölyeleriyle taşıyarak finansal sürdürülebilirlik sağlamayı planlıyor.
Gece Tiyatro ve Nar Sanat Derneği de özellikle gençlere ve kursiyerlere yönelik, şehir dışından uzman hocaların getirildiği workshop serileriyle yerel eğitimi bir akademi disiplinine kavuşturmayı hedefliyor.
İbrahim Yılmaz ise Gaziantep’in sanayi kimliğini konu alan bir “kara mizah“ mini dizi projesiyle tiyatroyu dijital platformlara taşımaya hazırlanıyor. Tüm bu fikirlerin ortak paydası; yerel yönetimin köstek olmadığı, sanatın fabrikalardan sokaklara kadar her yere nüfuz ettiği bir gelecek kurmak.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8147 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8142 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6851 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6423 kez okundu
5
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5043 kez okundu
6
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5037 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
4845 kez okundu
1
Bir sinemadan fazlası ‘yataklı sinema’: Uyuklayanlar, tadını çıkaranlar, filmi bitiremeyenler…
19174 kez okundu
2
Artık kelimelerin de bir müzesi var!
13876 kez okundu
3
“Dünyanın en eski yerleşim yerine” rakip çıktı
11734 kez okundu
4
Kız Kulesi’nin yeni hali eleştiri konusu oldu
11518 kez okundu
5
Şırnak’ta “Kiras u Fistan” ve “Şal u Şepik” geleneği devam ediyor
7124 kez okundu