Melek Çelik
Eczacılık mesleği dışarıdan bakıldığında çoğu zaman yanlış anlaşılan veya eksik tanımlanan meslek gruplarının başında geliyor. Bir eczaneye girip ilacınızı alıp çıktığınız o kısa sürenin arka planında emek isteyen bir akademik bilgi birikimi, hukuki sorumluluklar ve yoğun bir çalışma süreci bulunuyor. Eczacı Behnan Kahyaoğlu ile mesleğin bilinmeyenlerini, ilaç yokluğu ile verilen mücadeleyi ve eczacı-hasta arasındaki güven bağını konuştuk.
Eczacılığın sadece raftan ilaç alıp hastaya uzatmak olmadığını vurgulayan Kahyaoğlu, “Bizler 5 yıllık zorlu bir eğitimden geçiyoruz. Reçete bize geldiği an tanı uygunluğu, ilaç etkileşimi ve devletin ödeme şartları gibi pek çok hayati kontrolü saniyeler içinde yapıyoruz. Halkın en yakın sağlık danışanıyız” diyor.
Bir eczacının asıl emeğinin hastanın görmediği kısa sürede gizli olduğunu ifade eden Kahyaoğlu, bu kritik süreci şöyle özetliyor:
“Bir reçete geldiğinde sadece ilacı temin etmiyoruz. Yazılan ilaçların tanıya uygunluğunu, hastanın kullandığı diğer ilaçlarla etkileşime girip girmeyeceğini ve Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) şartlarını da kontrol ediyoruz. Hekimlerin kısıtlı muayene sürelerinde hastaların söylemeyi unuttuğu detayları biz öğreniyoruz. Eğer hastanın sağlığını riske atacak bir durum sezersek hemen hekimle iletişime geçip tedavideki olası problemleri daha oluşmadan engelliyoruz. Bizim görevimiz riski en düşük seviyeye indirmek.”
Mesleğin toplum tarafından yanlış bilinen yönlerine değinen Kahyaoğlu, eczacılığın uzmanlık gerektiren bir alan olduğunu vurguluyor. Eczane açma sürecinin sanıldığı kadar kolay olmadığını belirten Kahyaoğlu şu ifadeleri kullanıyor:
“Bazıları bu mesleğin bir üniversite mezuniyeti gerektirdiğini dahi bilmeyebiliyor. Oysa bizler 5 yıl süren çok ağır bir eğitimden geçiyoruz. Mezuniyet sonrası ise süreç bitmiyor; bir yıl ‘yardımcı eczacılık’ yapma zorunluluğumuz var. Ancak bu aşamalardan sonra nüfus kısıtlamasına göre belirlenen kontenjanlar dahilinde eczane açma hakkı kazanabiliyoruz. Bu hem maddi hem manevi olarak oldukça zorlayıcı bir süreçtir.”
Bu arada mesleğin zorluklarından bir diğeri de kur farkları nedeniyle zaman zaman yaşanan ilaç sıkıntıları. Piyasadaki ilaç sıkıntılarına dikkat çeken Kahyaoğlu, hastaların bu süreci en az zararla atlatması için eczacıların kendi aralarında bir dayanışma ağı kurduğunu belirtiyor ve bunu şöyle anlatıyor:
“Piyasada zaman zaman bulunamayan ilaçlar oluyor. Biz eczacılar yıl içinde hangi ilaçların olmayacağını öngörmek ve hastanın tedavi devamlılığının aksamaması için stoklarımızı buna göre düzenlemek zorundayız. Meslektaşlarımız arasında güçlü bir dayanışma var; birimizde olmayan ilacı diğeri buluyor ki hasta ilaçsız kalmasın. Bizim derdimiz sadece ticaret değil, o ilacın saklanmasından hastaya ulaştırılmasına kadar her aşamada sorumluluk almaktır.“
Eczanelerin sadece birer ilaç temin noktası olmadığını vurgulayan Kahyaoğlu, aynı zamanda güvenli bir danışma alanı olduklarını şu sözlerle ifade ediyor:
“Bazı durumlarda hekime ulaşmak kolay olmayabiliyor; işte o anlarda ilk durak biziz. Teşhis koymak hekimin işidir ancak teşhisi konulmuş tedavinin takibinde en büyük destekçiyiz. Nöbetlerde beklenen yoğunlukta hastaların unuttuğu şikâyetleri dinliyor, doğru yönlendirmelerle tedavi sürecini tamamlıyoruz.“
Eczacılığın sadece bir meslek değil, aynı zamanda bir gönül bağı olduğunu belirten Kahyaoğlu sözlerini şöyle tamamlıyor: “Bizim için her hasta ailemizden biridir. Hastaneden ne kadar olumsuz ayrılmış olursanız olun, biz sizi olumlu karşılamak için oradayız. Saatlerini aksatmaması gereken ilacını düzenli kullanmaya ikna ettiğimiz bir hastanın sağlığına kavuşması bizim en büyük ödülümüzdür. Bir ‘Allah razı olsun’ cümlesi tüm yorgunluğumuzu unutturmaya yetiyor.“
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8135 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8123 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6845 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6420 kez okundu
5
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5036 kez okundu
6
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5035 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
4841 kez okundu
1
Sendikalaşma öncesi işten çıkarmalar: TOG’da çalışanlar “küçülme” gerekçesini sorguluyor
8282 kez okundu
2
“Dershane öğretmenliği madende çalışmak kadar zor”
4568 kez okundu
3
Bursa Agora Çarşı’da el emeği pazarı
4105 kez okundu
4
Tekstil sektörü bitiyor mu?
3624 kez okundu
5
Ev işçisi zor durumda: Tam günlük emeğe yarım günlük ücret
3082 kez okundu