Gökçe Baydar
Şehir hayatının hızlı temposuna ayak uydurmaya çalışan motokuryeler, sadece trafikteki araçlarla değil; güvencesizlik, uzun mesailer ve toplumsal önyargılarla da mücadele ediyor. Her yıl onlarca genç kurye, “hızlı teslimat” baskısının kurbanı oluyor.
Sektörde çalışan bir kurye, 9. Köy’e verdiği röportajda, vitrindeki “hızlı teslimat” vaadinin arka planındaki tehlikeyi anlattı: “Teslimat yetişmediğinde patron uyarıyor, hız yapmamız teşvik ediliyor. Müşteri mağdur olmasın diye saniyelerle yarışıyoruz ama trafikte yok sayılıyoruz. Kendimi asla güvende hissetmiyorum; çünkü motor zaten tehlikeli, bizim kaportamız ise göğsümüz.”
Kurye, hukuki hak arayışındaki zorlukları ve ekonomik engelleri de şöyle özetliyor: “Paramı alamadığımda dava açmayı araştırdım ama masraflar nedeniyle orta yolu bulmak zorunda kaldık.”
Toplumun kuryelere bakışındaki çarpıklığa da dikkat çeken çalışan, yağmur, kar ve çamur altında verdikleri mücadelenin dışarıdan “havalı bir gezinti” gibi algılanmasından şikayetçi: “Toplum bu işin koşullarını bilmiyor. Kolay görünüyor ama değil. Biz sadece işimizi güvenle ve insani şartlarda yapmak istiyoruz.”
Motokuryelerin en büyük korkularından biri kazalar. Ancak bu kazaların hukuki statüsü ve kimin sorumlu olduğu, kuryenin hakları açısından büyük fark yaratıyor.
Motokurye kazaları, sektördeki ‘esnaf kurye’ modelinin yarattığı hukuki boşlukları ve iş güvenliği zafiyetlerini bir kez daha gündeme taşıyor; para kazanmak için iki teker üzerine çıkan binlerce emekçi, ‘kendi işinin patronu’ sıfatıyla aslında en temel işçi haklarından ve koruma kalkanından mahrum bir şekilde hayatta kalma mücadelesi veriyor.
İş hukuku uzmanına göre, bir kurye kazaya uğradığında sorumluluk çoğu zaman şirkete ait oluyor; firma, “ben sadece aracıyım” diyerek yükümlülükten kaçamıyor. Eğer işverenin kusuru varsa, kuryenin maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı doğuyor ve kaza nedeniyle sözleşmeyi tek taraflı feshetmesi mümkün olmuyor. Uzman, mevcut “esnaf kurye” modelinin ise çoğu zaman işçilik haklarından ve sendikal örgütlenmeden kaçınmak amacıyla bir strateji olarak kullanıldığını vurguluyor. İş Hukuku Uzmanı bu konuda şunları söyledi:
“Kâğıt üzerinde, esnaf kurye modeli İş Kanunu’na uygunmuş gibi görünmektedir. Kuryelerden şahıs şirketi kurmaları istenmekte ve bu sayede “kendi nam ve hesabına çalışan” bağımsız kişi statüsüne sokulmaktadır. Bu nedenle, yalnızca kanun metnine bakıldığında esnaf kuryelerin İş Kanunu kapsamına girmediği söylenebilir. Ancak mesele burada bitmiyor; iş hukukunda belirleyici olan unsur sözleşmenin adı değil, bağımlılık ilişkisinin varlığıdır. İş sözleşmesini diğer sözleşmelerden ayıran temel kriter bağımlılıktır. Eğer bir çalışan hukuki, ekonomik ve organizasyonel olarak işverene bağımlıysa, o kişi hukuken işçi olarak kabul edilir.“
2025 Kurye Ölümleri Raporu, Türkiye’de moto kurye ölümlerinin yalnızca bir trafik sorunu olmadığını, adeta yapısal bir “iş cinayeti” düzenine dönüştüğünü ortaya koyuyor. 2024 yılında en az 92 kurye iş başında hayatını kaybederken, ölümlerin büyük çoğunluğu 20-30 yaş aralığındaki gençlerden oluşuyor; yaş ortalaması ise 28 olarak kaydedildi. Ölümlü kazaların en çok yaşandığı şehirler İstanbul, Ankara ve İzmir olurken, yoğun paket trafiği ile Antalya ve Bursa da listede üst sıralarda yer alıyor.
Rapor, kazaların sadece “sürücü hatası” olarak geçiştirilemeyeceğini savunuyor:
“Esnaf kurye” modeliyle kâğıt üzerinde bağımsız girişimci olarak tanımlanan binlerce çalışan, GPS takibi, katı teslimat süreleri ve algoritmik baskı altında fiilen işçi gibi çalıştırılıyor.
Hukuki belirsizlik ve ağır çalışma koşulları, sosyal güvenlik ve sendikalaşma haklarının gasp edilmesine yol açıyor. Adil bir yasal düzenleme, artık sadece tercih değil; can güvenliği için zorunluluk.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7652 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6703 kez okundu
3
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
6387 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6327 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4973 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4799 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4682 kez okundu
1
“Dershane öğretmenliği madende çalışmak kadar zor”
4568 kez okundu
2
Bursa Agora Çarşı’da el emeği pazarı
4063 kez okundu
3
Tekstil sektörü bitiyor mu?
3624 kez okundu
4
Ev işçisi zor durumda: Tam günlük emeğe yarım günlük ücret
3043 kez okundu
5
Kadınların yılbaşı pazarı Kadıköy’de
2787 kez okundu