Delal Meltem Demir
Birleşmiş Milletler Kadın ve Kız Çocuklarına Karşı Ayrımcılıkla İlgili Çalışma Grubu, küresel bakım krizinin toplumsal cinsiyet boyutlarını analiz eden kapsamlı bir rapor yayımladı. “Bakım ve Destek Sistemlerinin Toplumsal Cinsiyet Boyutları” başlıklı rapor, kadınların dünya genelinde ücretsiz bakım emeğinin %76’sını üstlendiğini, sağlık ve bakım sektöründe çalışanların ise %70’inden fazlasının kadın olduğunu ortaya koyuyor. Rapora göre bakım yükü yalnızca ekonomik bir yük değil; kadınların eğitim, istihdam, sağlık, siyasal temsil ve sosyal güvenlik gibi temel haklara erişimini doğrudan sınırlayan yapısal bir eşitsizlik sorunu. Bakım işinin hâlâ “kadınların doğal sorumluluğu” olarak kodlanmasının, toplumsal cinsiyet eşitliği önündeki en büyük engellerden biri olduğu ifade ediliyor.
BM Çalışma Grubunun bulguları, devletlerin bakım hizmetlerine kamusal yatırım yapması ve bakım yükünün eşitlenmesi için acil adımlar atılması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.
EŞİK Platformu’nun kurucularından feminist yazar ve aktivist Berrin Sönmez, BM raporunun Türkiye açısından neden kritik olduğunu ve bakım emeği eşitsizliğinin kadınların yaşamı üzerindeki çok yönlü etkilerini değerlendirdi. Sönmez, EŞİK Platformu’nun kuruluşundan bu yana toplumsal cinsiyet eşitliğini önceleyen politikalar geliştirdiklerini ve BM’nin bakım emeği araştırmasının bu amaçla doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. Türkiye’nin bu çalışmaya resmi olarak katılmadığını hatırlatan Sönmez, buna karşın çok sayıda feminist örgütün ve bağımsız feministin sürece katkı sunduğunu şöyle anlattı:
“Bakanlık çalışmaya dahil olmadı ama Türkiye’den kadınların sözü ve deneyimi raporda yer aldı. Bu nedenle raporun Türkçeye kazandırılması hem feminist kuram hem de politika üretimi açısından EŞİK’in sorumluluğuydu. Yıllardır olduğu gibi tamamen gönüllü emekle yaptık.”
Feminist ekonomist İpek İlkkaracan’ın geliştirdiği mor-yeşil ekonomi modeline de değinen Sönmez, bakım sektörünün yalnızca ev içi bakım değil; sağlık, eğitim, tarım, tekstil, çevre politikaları ve ekosistemi de kapsayan geniş bir alan olduğunu belirtti.
Raporda yer alan “dünya genelindeki ücretsiz bakım emeğinin %76,2’sini kadınlar üstleniyor” verisini değerlendiren Sönmez, bu oranın kadınların tüm yaşam hakkını doğrudan etkilediğini söyledi: “Bu oran kadınların eğitimden, istihdamdan, siyasetten, sosyal hayattan uzaklaştırılması demek. Kadınların kendi hayatı üzerinde söz hakkının elinden alınması tam anlamıyla bir sistematik şiddet biçimi. Bunun adını koymak gerek: Bu bir cinskırımdır.”
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü bağlamında bakım yükünün, kadınların fiziksel, zihinsel ve ekonomik haklarını gasp eden bir ataerkil baskı biçimi olduğunu vurgulayan Sönmez, bunun yalnızca ev içi sorumluluk meselesi değil, bir insan hakları sorunu olduğunun altını çizdi.
BM raporuna göre sağlık sektöründe çalışanların %70’inden fazlasının kadın olmasına rağmen karar almakla yetkili pozisyonlarda erkeklerin çoğunlukta olduğunu belirten Sönmez, bu durumun feminist ekonominin en görünür çelişkilerinden biri olduğunu ifade etti: “Hekim, hemşire, bakım elemanı olarak çalışan kadınlar çoğunlukta ama yöneticilik pozisyonlarında erkekler ağırlıkta. Ücret eşitliği kağıt üzerinde sağlanmış görünse de terfi süreçlerinde ciddi bir cinsiyet uçurumu var. Bu da kadınları kariyerlerinde ilerleyemeyen, daha düşük sosyal güvenceyle işten çekilmek zorunda kalan bir konuma itiyor.”
Bakım işinin “kadının doğal sorumluluğu” olarak görülmesinin ataerkil normlarla ilişkilendirildiğini hatırlatan Sönmez, bu normları dönüştürmenin ancak kapsamlı ve politik bir değişimle mümkün olacağını şu sözlerle aktardı: “Toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimleri tüm kurumlarda zorunlu hale gelmeli: okullarda, emniyette, yargıda, özel sektörde, askeriyede… Erkeklerin ve oğlan çocuklarının bakım yükünü üstlenmesi için önce eşitliği benimsemeleri gerekiyor. Ama bunun için de siyasetin toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifini içselleştirmesi şart.”
Sönmez’e göre feminist ekonomi modelleri, feminist dış politika ve eşitlikçi bir demokratik sistem bu dönüşümün temel stratejik araçları.
Sönmez, bakım emeğinin yarattığı “zaman yoksulluğu”nun kadınların hem sağlığa erişim hakkını hem de kişisel gelişim olanaklarını ortadan kaldırdığını ifade etti:
“Kadınlar hem tüm ev içi sorumlulukları üstleniyor hem de bakım verdiği kişiye profesyonel destek sunacak eğitimden yoksun bırakılıyor. Ne kendisinin sağlık ihtiyaçlarını karşılayabiliyor ne de bakım alanınkini. Bu durum hem toplumsal çürüme yaratıyor hem de uzun vadede bir çöküşün habercisi.”
Sönmez, raporun vurguladığı kesişimsel eşitsizliklerin Türkiye’de çok daha derin yaşandığını söyledi. Özellikle yoksulluk sınırının altında yaşayan kadınların bakım yükünün neredeyse tamamen görünmez ve güvencesiz olduğunu belirten Sönmez, göçmen kadınların ise en ağır koşullarda bakım emeği verdiğini ifade etti.
“Nüfusun %30-40’ı yoksulluk sınırında yaşıyor. Bu kesimde kadınlar hem kendi haklarından hem de bakım verdikleri kişilerin haklarından mahrum. Göçmen kadınlar için durum daha da ağır; ayrımcılık ve dışlanmayla birlikte bakım yükünü tamamen yalnız başlarına taşıyorlar.”
BM raporu, bakım emeği alanında derinleşen küresel eşitsizlikleri ortaya koyarken, Türkiye’deki tablo da kadınların hayatlarını kuşatan çok yönlü bir sömürü düzenine işaret ediyor.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7671 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6705 kez okundu
3
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
6469 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6331 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4974 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4811 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4694 kez okundu
1
“Dershane öğretmenliği madende çalışmak kadar zor”
4568 kez okundu
2
Bursa Agora Çarşı’da el emeği pazarı
4066 kez okundu
3
Tekstil sektörü bitiyor mu?
3624 kez okundu
4
Ev işçisi zor durumda: Tam günlük emeğe yarım günlük ücret
3043 kez okundu
5
Kadınların yılbaşı pazarı Kadıköy’de
2788 kez okundu